Katliama tepki yağdı

didf1 okk

 

Sol Parti Eşbaşkanı Bernd Riexinger: Eylem yapan insanların bombalı bir saldırıyla öldürülmesi korkunç. Bu saldırı sağ grupların insan hakları konusunda sınır tanımadığını gösteriyor. Biz Sol Parti olarak özellikle seçimlerde HDP’ye ve barış hareketine destek veriyoruz. Erdoğan’ın IŞİD’i PKK ve Kürtlerle mücadele için kullanması kabul edilemez. Bunun mutlaka durdurulması gerekiyor. Ayrıca Almanya hükümeti de bu konuda açık tutumunu ortaya koymalı. Erdoğan’a baskı yaparak bu politikanın durdurulmasını sağlamalıdır.

 

Federal Meclis Başkan Yardımcısı Claudia Roth: Bugün Ankara’da olanlar konusunda çok çok üzgünüm. Kurbanlar ve yaralılar için çok üzgünüm. Barış için sokağa çıkan insanlara yönelik bu saldırıya karşı öfkemiz büyük. Bu gaddarca bölme politikasının, şiddetin ve basın özgürlüğünün demir parmaklıklar arkasında olduğu durumun bir an önce son bulması gerekiyor. Muhalefet baskı altına alınıyor, azınlıklar kriminalleştiriliyor. Benim için seçimlerden kısa bir süre önce yapılan bu saldırı gerçekten çok korkunç. Seçimlerden kısa bir süre önce Diyarbakır’da yapılan bombalı saldırıyı hemen anımsadım. Yine çok sayıda insanın öldüğü Suruç’taki bombalı saldırıyı anımsadım. AB’nin Türkiye’yi güvenli ülke ilan etme planları tam anlamıyla deliliktir. Türkiye güvenli değil.

 

Almanya Demokratik Kürt Toplumu Merkezi (NAV-DEM): Türkiye’de bir kez daha demokrasi ve barış için düzenlenen bir bombalı saldırı düzenlendi. Bombalı saldırının olduğu gün PKK’nın tek taraflı ateşkes ilan etmesi dikkat çekicidir. Bir gün öncesinde Kongra-Gel Başkanı Remzi Kartal, ateşkesin ilan edileceğini açıklamıştı. Bombalı saldırı açıkça barış çabalarına karşı yapılmıştır. Bu nedenle barış görüşmelerine derhal yeniden başlanmalıdır. Baskılara, bombalamalara rağmen barış, özgürlük ve demokrasi için Erdoğan ve AKP’ye karşı mücadelemiz devam edecek. Çünkü Türkiye’deki demokrasi güçleri ve halkları barış ve demokrasi istiyor.

 

Almanya Türk Toplumu: Türkiye kökenli insanlar olarak ülkemizde özellikle son dönemlerdeki vahim gelişmeleri büyük kaygı ile izliyoruz. Bir Ortadoğu ülkesini andıran görüntüler, AB yolunda uzun süredir çaba sarf eden bir ülkeye yakışmıyor. Bu konuda siyasi partilerin sorumluluklarının arttığını, birlikte yaşamı inşa etmesi gereken kurumların son dönemde tamamen ayrıştırıcı bir tavır içinde olduklarını büyük bir kaygı ile görüyoruz.

İnsan Hakları, basın özgürlüğünü de içeren çoğulcu demokrasi temelinde terörün her türlüsüne karşı koyma tüm parti ve kurumların vazgeçilmez değerleri olmak zorundadır.

Bu duygularla, Ankara’da kaybettiğimiz barış elçilerine, yakınlarına ve tüm halkımıza başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. BARIŞ‘ ın kazanacağı günlere özlemle tüm halkımızı sükunete, sağduyuya davet ediyoruz. Olayın sorumlularının bir an önce tüm ayrıntıları ile ortaya çıkarılmasını talep ediyoruz.

 

Dışişleri Bakanlığı:  Federal Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Türkiye genelinde siyasi gerilimin artmasının beklendiğine dikkat çekildi. Başka terör ya da şiddet olaylarının meydana gelebileceği vurgulandı. Türkiye’de bulunan Alman vatandaşları başta büyük kentler olmak üzere gösteriler, seçim mitingleri ve kalabalıklardan uzak durmaya çağrıldı. Türkiye’nin müttefikleriyle birlikte Temmuz ayından bu yana Suriye ve Irak’ta IŞİD’e karşı operasyonlar yürütüldüğü hatırlatıldı. Operasyonların terör saldırısı riskini artırdığına işaret edildi. Alman vatandaşları İstanbul’da toplu taşıma araçları ve kalabalık ortamlardan uzak durmaya, Diyarbakır, Mardin, Batman, Bitlis, Bingöl, Siirt, Muş, Tunceli, Şırnak, Hakkari ve Van’a gidecek olanlar ise resmi makamlara kayıt yaptırmaya çağrıldı.

 

Uluslararası Sendikalar Birliği (IGB): Brezilya’nın Sao Paolo şehrindeki birlik genel konsey toplantısında bulunan IGB Genel Sekreteri Sharan Burrow yaptığı açıklamada, Ankara’da hafta sonunda sendikalar ve diğer sivil toplum örgütleri tarafından düzenlenen barış eylemi öncesi gerçekleşen iki patlama sonrası yaklaşık 100 kişi hayatını kaybetti.  Saldırıda hayatını kaybeden veya yaralananların ailelerine başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi ve  yanlarında olduğumuzu bildiriyoruz‘ açıklamasında bulundu. Açıklamada IGB’nin herkes için barış, demokrasi ve eşit haklar uğruna  korkusuzca mücadele sürdüren Türkiye’deki kardeş örgütleriyle koşulsuz ve tam dayanışma içinde olduğu da belirtildi. Burrow, saldırı ve sonuçlarının bağımsız, kapsamlı ve berrak bir şekilde araştırılmasını talep etti.

 

MLPD Merkez Komitesi: Almanya Marksist-Leninist Partisi (MLPD) yaptığı açıklamada Ankara katliamını kınadı. Açıklamada, “Ankara’da barış gösterisine yapılan faşist saldırıyı yasla, öfkeyle, dehşetle, protestoyla, dayanışmayla mahkum ediyoruz. Bütün kurbanlarla, yakınlarıyla ve yoldaşlarıyla dayanışma içindeyiz. Türkiye’de demokrasi, özgürlük ve sosyalizm mücadelesiyle dayanışmamız devam edecek” denildi.

 

‚Erdoğan, Almanya’nın partneri olamaz‘

Ankara’daki bombalı saldırı ve AB’nin Türkiye’yi güvenli ülkeler listesine alma planları vesilesiyle bir açıklama yapan Sol Parti Federal Meclis Grubu Uluslararası İlişkiler Sözcüsü ve Alman-Türk Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanvekili Sevim Dağdelen, „Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı düşünenlere karşı oluşturulan terör ortamından dolayı büyük bir sorumluluk taşımaktadır. Erdoğan artık Federal Hükümet için bir partner olamaz” dedi.

Dağdelen açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “Federal Hükümet, Birleşmiş Milletler’in yöneticiliği altında, 10 Ekim 2015 tarihinde, Ankara’da gerçekleştirilen terör saldırılarını inceleyecek uluslararası bir araştırma komisyonunun kurulması için üzerine düşeni yapma göreviyle karşı karşıyadır. Çünkü AKP’nin katı denetimi altında bulunan Türk polisi ve adaletinin, bu saldırıların arkasında bulunan azmettirici odakların ortaya çıkarılmasında bir çıkar gördüğüne dair bir öngörüde bulunmak mümkün değildir.

Erdoğan’la partnerlik yapmayı sürdürmeye bel bağlamak, sadece onun korku politikasını teşvik etmek anlamına gelecektir. Şimdi, Almanya’nın Türkiye politikasında köklü bir dönüşümün ifadesi olan açık ve net bir tavrın işaretlerini ortaya koymanın tam zamanıdır. Federal Hükümet, Türkiye’ye silah ihracatını derhal durdurmallıdır. Türkiye’deki siyasi takibat dalgası göz önünde bulundurulduğunda, askeri, polisiye ve istihbarat alanındaki yakın işbirliğinin devam ettirilemeyeceği açıkça görülmektedir. Federal Hükümet, Türkiye tarafından Suriye’deki islamist terör milislerine silah gönderildiğini gözeterek, NATO’nun AKP Hükümetine destek sunmak üzere Türkiye’de acil müdahale birlikleri konuşlandırma yönündeki planlarına karşı çıkmalıdır. Türkiye’yi ‘güvenli ülke’ ilan etme planları, muhalifleri hedef alan saldırıların kurbanlarıyla alay edilmesi anlamına gelmektedir. Erdoğan artık Federal Hükümet için bir partner olamaz.”

 

 

Saldırıyla işçilerin ve emekçilerin talepleri, bölge ve ülke barışı hedef alınmıştır

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) Yönetim Kurulu: 10 Ekim günü Ankara’dan gelen patlama haberi hepimizi derin bir acıya boğdu. DİSK, KESK, TTB ve TMMOB’nin çağrısıyla düzenlenen barış mitinginde patlatılan bombayla emekçilerin barış demokrasi ve özgürlük taleplerine saldırılmıştır. Türkiye’nin her yerinden gelerek savaş politikalarına karşı çıkmak ve barış talebini haykırmak isteyenlere tahammül edilememiş barışçıl eyleme katılanlar hedeflenmiştir.

Bu katliamın sorumlusu bir süredir ülkeyi kan gölüne çevirmek için elinden geleni ardına koymayan iktidardaki savaş hükümeti ve saray iktidarıdır.

Bu saldırıyla işçilerin ve emekçilerin talepleri, bölge ve ülke barışı hedef alınmıştır. Ortamı terörize ederek, halkı baskı ve korkuyla yıldırarak siyaseti dizayn etmeye çalışan güçler daha önce de aynı senaryoyu Diyarbakır mitingi ve Suruç Katliamı’nda denediler.

Avrupa Birliği ve NATO başta olmak üzere emperyalist ülkeler de bu baskı politikalarına karşı sessiz kalarak bir nevi destek oluyorlar. Daha bir hafta önce Brüksel’e gelen Erdoğan, yetkililer tarafından “kurtarıcı” şeklinde karşılanırken, Erdoğan’ın baş savunucusu olduğu saldırı ve baskı politikalarına bir tek söz dahi edilmedi.

Federasyonumuz, başta Almanya olmak üzere bütün ülkeleri ve uluslararası kurumları Erdoğan ve onun temsil ettiği baskı politikalarına destek vermekten vazgeçmeye çağırıyor. Türkiye halklarına, işçi sınıfına ve emekçilerine yönelik alçakça saldırıları birlik ve dayanışma içinde aşacağımıza inanıyoruz. Federasyon olarak Avrupa’daki emekçileri katliam konusunda aydınlatmak, uluslararası dayanışmayı sağlamak için çabamız yoğunlaşarak devam edecektir. DİDF olarak, saldırıda yaşamını yitiren bütün emekçi kardeşlerimizin ailelerine, yakınlarına ve mensubu oldukları kurum ve kuruluşlara başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diliyoruz.