1 Kasım seçimleri ve Almanya’daki Türkiye kökenliler

İlk olarak 7 Haziran’da kitlesel olarak sandık başına giderek oy kullanan Türkiye kökenli göçmenler, 1 Kasım seçimlerinde beş ay öncesine göre daha fazla ilgi gösterdiler. Peki seçime katılım ve partilere göre dağılım ne anlama geliyor?

1 Kasım’da Türkiye’de yapılan erken genel seçimler öncesi ve sonrasında yurtdışındaki oyların önemi üzerine değişik biçimlerde duruldu. Özellikle seçim akşamı, HDP’nin barajı aşıp aşmayacağı bir ara yurtdışından gelecek oylara bağlandı. Ardından da meclis aritmetiği yurtdışından giden oylar nedeniyle değişti. Bütün bunlar yurtdışı oylarının öneminin gelecekte de önem taşıyacağını gösteriyor.

Yurtdışı kütüğüne kayıtlı toplam 2 milyon 890 bin seçmenin çağrılı olduğu 1 Kasım seçimlerinde, Almanya başta olmak üzere pek çok ülkede 8-25 Ekim tarihleri arasında oylar kullanıldı. Daha sonra özel bir uçakla Türkiye’ye götürülen ve Ankara Ticaret Odası’nda sayımı yapılan oylar, hem partilerin Türkiye’deki oy oranını hem de çıkardığı milletvekili sayısını etkiledi.

Resmi verilere göre yurtdışında 54 ülke ve 113 temsilcilikte kurulan sandıklarda yaklaşık 1 milyon 160 bin 38 oy kullanıldı. Gümrük kapılarında ise 137 bin 266 oy kullanıldı. Böylece yurtdışından kullanılan toplam oy sayısı yaklaşık olarak 1 milyon 300 bin olarak gerçekleşti. 7 Haziran seçimlerinde ise yurtdışından toplam 1 milyon 180 bin oy kullanılmıştı. Beş ay aradan sonra sandık başına gidenlerin sayısının 200 bin artması dikkate değer.

En çok seçmenin yaşadığı Almanya’da 7 Haziran seçimlerinde gümrüklerde kullanılan oylarla birlikte yaklaşık 550 bin kişi oy kullanırken 1 Kasım seçimlerinde ise bu rakam yaklaşık olarak 640 bin olarak gerçekleşti. Kısa bir süre içerisinde tekrarlanan seçimlere katılımın artması bir tarafı Türkiye’deki siyasal gelişmelerin ve çatışmaların sertliğinden kaynaklanırken diğer tarafı yurtdışdan aldıkları oylarla meclis aritmetiğini değiştirmeye çalışan partilerin öncesine göre daha örgütlü hareket etmesinden kaynaklanıyor.

Yurtdışından kullanılan oyların yüzde 56,2’sini AKP (722 bin), yüzde 18,1’ini HDP (233 bin), yüzde 16.3’ünü (210 bin) CHP, yüzde 7.1’ini (91 bin) MHP, yüzde 0,6’sını (6 bin 622) Saadet Partisi aldı. Benzer bir tablo en çok oy bulunan Almanya için de geçerli: AKP yüzde 59,7 (340 bin), HDP yüzde 15,9 (90 bin oy), CHP yüzde 17,7 (84 bin oy), MHP yüzde 7,4 (42 bin), Saadet Partisi 1325 oy.

Yurtdışında toplam seçimlere katılım oranı yüzde 45 olarak tespit edilirken, 7 Haziran’da yüzde 36,38 olarak gerçekleşmişti. Almanya’da ise 7 Haziran’da yüzde 34 olan katılım oranı 1 Kasım’da yüzde 40,7’ye ulaştı.

SEÇİM SONUÇLARININ GÖSTERDİĞİ TABLO

Seçim sonuçlarını yaşadığımız Almanya için özel olarak mercek altına aldığımızda katılım oranın artması dikkat çekiyor. Zira 7 Haziran’dan sonra ortaya çıkan tabloya bakıldığına katılımın azalma yönünde olacağı tahmin ediliyordu. Almanya’da önceki seçimlere göre katılımdaki artıştan en çok AKP’nin yararlandığı görülüyor. AKP, Almanya’daki oy sayısını beş ay içinde 255 binden 340 bine çıkardı. Başta bir deyişle AKP beş ay içinde oylarına 85 bin yeni oy katarken HDP ve CHP oy oranlarını sadece 10’ar bin yükseltebildiler.

Bu bile tek başına AKP’nin diğer partilere göre daha yoğun bir çalışma yürüttüğü, yeni seçmenler sandık başına götürdüğünü gösteriyor. AKP’nin oylarını artırmasında elbette seçim öncesinde yürütmüş olduğu kampanyada Türkiye kökenli göçmenlerin Türkiye’den kaynaklanan sorunları konusunda vaatlerde bulunması da önemli rol oynadı. Bedelli askerliğin 6 bin Euro’dan 1000 Euro’ya, pasaport haçlarını yarıya düşürme gibi taleplerin de aralarında olduğu bir dizi vaatte bulunması da etkili oldu.

AKP VE HDP DAHA YÜKSEK, CHP VE MHP DAHA AZ

Hem 7 Haziran hem de 1 Kasım’daki sonuçlara bakıldığında iktidar partisi AKP’nin Almanya’da aldığı oy oranı Türkiye ortalamasının çok üzerinde. 7 Haziran’da Türkiye’de yüzde 40,8 oy alan AKP Almanya’da yüzde 50,7 almıştı. AKP bu seçimlerde ise Türkiye’de yüzde 49,5 alırken, Almanya’da yüzde 59,7 oy aldı. Bu da AKP’nin yıllardır Türkiye’den yüzde 10 daha fazla alma durumu bu seçimlerde de devam etti.

Başka ilginç bir durum da Türkiye’deki seçimlerde yüzde 10.8 ile dördüncü parti olan HDP’nin hem yurtdışında hem de Almanya’da iki seçimdir ikinci parti olması. HDP, her iki seçimde Türkiye ortalamasının üzerinde yurtdışında ve Almanya’da oy alıyor. Bu da HDP ve onu destekleyen ilerici, devrimci örgütlerin Avrupa’daki çalışmasının istikrarlı olduğunu gösteriyor. Türkiye seçimlerinde ikinci parti olan CHP ve üçüncü olan MHP ise genel olarak yurtdışında özel olarak da Almanya’da HDP’nin ve Türkiye ortalamasının gerisinde oy alıyorlar.

MİLLİ GÖRÜŞ HANGİ PARTİYE OY VERİYOR?

Yurtdışındaki seçimlerin gösterdiği bir diğer önemli nokta ise Milli Görüş-Saadet Partisi ilişkisi oldu. Politik olarak Saadet Partisi’ne yakınlığıyla bilinen ve Almanya’daki en yaygın örgütlerden biri olan Milli Görüş tabanın AKP’ye kaydığı anlaşılıyor. Milli Görüş’ün desteklediği Saadet Partisi 1 Kasım’da yurtdışında sadece 6 bin 622 oy alabildi. Keza Almanya’daki oyları da çok düşük. Bu durum doğal olarak Milli Görüş tabanın asıl olarak AKP’ye kaydığını akıllara getiriyor. 7 Haziran seçimlerinde Milli Görüş Genel Sekreteri Mustafa Yeneroğlu’nu transfer ederek İstanbul’dan aday gösteren AKP, bu hamleyle örgütün içini karıştırmıştı. 1 Kasım seçimlerinden sonra bazı bölgelerde Milli Görüş üyeleri ortak basın toplantıları düzenleyerek AKP’ye destek verdiklerini açıkladılar. Bu da Milli Görüş tabanın AKP, yönetiminin ise Saadet Partisi’nden yana olduğunu gösteriyor. Devasa mal varlığı ve çok sayıda camisi bulunan Milli Görüş’ün gelecekte cemaatsiz kalması kuvvetle muhtemel görünüyor.

GELECEK HESAPLARI VE MUHTEMEL GELİŞMELER

Beş ay arayla yapılan iki seçimden çıkan sonuçlara baktığımızda olan bitenleri şöyle sıralamak mümkün:

a- Almanya başta olmak üzere değişik ülkelerde yaşayan Türkiye kökenli göçmenler, Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip ederek kendilerine yakın gördükleri partilere destek veriyorlar. Pek çok engele rağmen katılımın artması dikkate değer bir gelişmedir.

b-) Oydan çok milletvekili hesabı yapan AKP, yurtdışından alacağı oylarla daha önce az farkla kaybettiği milletvekillerini kazanmayı planlamış ve bu planı büyük ölçüde tutmuştur. Yapılan hesaplamalara göre AKP’nin yurtdışında aldığı yüksek oy sayesinde beş milletvekili kazandı. Bu nedenle katılımın artmasında AKP’nin çalışmasını yoğunlaştırmasının önemli bir rolü bulunuyor.

c-) Seçimlere katılım oranı hala asıl olarak örgütlü, belli bir cami, dernek ve federasyon bünyesinde yer alan kesimlerin ağırlıklı olarak sandık başına gittiğini gösteriyor. Her hangi bir parti, federasyon ve dernekle bağlı olmadan sandık başına gidip oy kullananların sayısı çok fazla değil. Oy kullananlar arasında gençlerin az, orta ve yaşlı kuşağın olduğu görülüyor. Bunda vatandaşlık bağı büyük bir rol oynuyor.

d-Yurtdışındaki Türkiye kökenlilerin özgün sorun ve talepleri bu seçimlerde 7 Haziran’a göre çok daha fazla öne çıktı. Talepleri AKP’den çok daha ileride olan HDP bunları yeteri kadar dilendirmediği gibi, anlatmakta da zorluk çekti. Daha çok Türkiye’deki çatışmalar ve barış üzerinden bir propaganda yürüttü. Bu da salt Avrupa’daki talepler nedeniyle gelebilecek oyların önüne geçti.

e-İki seçimde ortaya çıkan sonuç iktidar partisinin Türkiye kökenlileri kendi denetimi altına almak için önümüzdeki dönem daha sistemli bir çalışma içerisinde olduğunu gösteriyor. Buna karşı politikalar üretmek büyük bir önem kazanmış durumda.

f- Emek ve demokrasi güçlerinin de Almanya’daki Türkiye kökenli göçmenler arasında önemli bir güce sahip olduğu bir kez daha görüldü. Bu gücün doğru tarza hareket etmesi durumunda hem Türkiye’deki mücadeleye hem de Almanya’daki mücadeleye büyük katkılar sunacağı görülüyor.


Sonucu baskı ve katliam politikaları belirledi

Almanya Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) yaptığı açıklamada, 1 Kasım seçimlerinin eşit koşullarda yapılmadığını, iktidarın halka yönelik tehdit ve sindirme girişimleri ile emek ve demokrasi güçlerine yönelik izlenen katliam ve baskı politikasının sonuçlar üzerinde etkili olduğuna dikkat çekti.

1 Kasım öncesinde devlet ve hükümet tarafından başta Kürt halkı olmak üzere, savaş karşıtlarına, demokrasi güçlerine karşı sürdürülen katliam, baskı, tehdit ve yıldırma politikası seçimlerde AKP hanesine başarı olarak yazıldı. 7 Haziran’daki seçim sonuçlarını sindiremeyen AKP ve lideri Erdoğan, tek başına hükümet olmanın yolunu açmak üzere, ülkeyi savaş ve çatışma sürecine sokarak Kürt illerinde HDP’ye oy veren halka karşı yoğun bir baskı ve yıldırma tutumu izlemiştir.

Açıktır ki; eşit olmayan koşullarda yapılan 1 Kasım seçimleri demokrasiden, özgürlükten yana olan güçlerin kendisini geniş halk kesimlerine anlatması engellenmiş, daha önce buna imkan tanıyan kesimler yoğun bir baskı altına alınmıştır.

Bu nedenle olağanüstü koşullarda yapılan seçimlerin sonuçları da olağanüstü olmuştur, AKP ve onu destekleyen güçlerin hanesine olumluluk olarak yansımıştır.

7 Haziran’da olduğu gibi 1 Kasım’da da Hakların Demokratik Partisi’ne (HDP) destek veren federasyonumuz, bundan sonra da Türkiye’de barıştan, demokrasiden, özgürlükten yana güçleri desteklemeye devam edecektir. 7 Haziran seçimlerinde Almanya’da ikinci parti olarak 83 bin oy alan HDP, 1 Kasım’da oyunu 90 bine çıkarmıştır. Bu da Almanya’dan desteğin artmaya devam ettiğini gösteriyor.

Seçim sonuçları birleşik bir halk hareketi için mücadelenin yükseltilmesi gerektiğini bir kez daha göstermiştir. Çünkü AKP’nin barış, kardeşlik, demokrasi ve emek düşmanı politikaları Türkiye halklarının sorunlarını çözmek bir yana daha da derinleştirecektir. Federasyonumuz barış, demokrasi ve özgürlük isteyen işçi ve emekçilerin, Kürt halkının yanında olmaya devam edecektir.