Göçmenler de sığınmacıların çokluğundan endişeli

Die Welt gazetesinde yayınlanan bir habere göre, Almanya’da yaşayan göçmenler sığınmacı ‚akımını‘ endişe ile izliyor. Epey çaba ile elde ettikleri haklarını ve geldikleri yeri paylaşmaya hazır olmadıklarını ifade ediyorlar.

Örneğin Gülcan Kiraz, sığınmacılara imrenerek baktığını, anne ve babasının ‚misafir işçi‘ olarak geldikleri dönemde dil kursu yapma olanağına sahip olmadığını söylüyor. Gülcan 40 yaşında tipik bir ‚misafir işçi‘ çocuğu. Babası Baden Württenberg’teki Trigema fabrikasında çalışmaya başladığında annesiyle beraber Almanya’ya gelmiş ve annesinin sıla hasretini, korkularını onunla birlikte birebir yaşamış. 16 yaşındayken Mölln saldırısı olmuş ve kapıları kilitlenmekle kalmamış, zincirlenmeye de başlamış. ‚Bir yanda sevdiğimiz, okulda, sokakta beraber oynadığımız Alman arkadaşlarımız, diğer yanda Neonaziler.‘ diyor. O günden beri dinini, milliyetini, kimliğini kaybetmek zorunda kalacağı korkusuyla yaşamaya başlamış. Şimdi Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nde okullarda sosyal danışman olarak çalışıyor. Özellikle de göçmen ailelerin çocuklarına bakıyor. Yeni gelen sığınmacı çocuklarını gördükçe kendi çocukluğunu hatırlıyor. Dil bilmeyen, farklı davrandığında bunun nedenini uzun uzun açıklamak zorunda kalan, var olabilmek için Alman çocuklardan daha başarılı olması gereken hali gözünün önünden gitmiyor. İşte bu nedenle son sığınmacı akımını endişe ile izliyor. ‚İnsani olarak savaştan kaçanları tabi ki almalıyız ama işin bir de ekonomik boyutu, işsizlik boyutu var.‘ diyor. Almanların korkularını çoktan beri Almanya’da yaşayan Türkler de taşıyor. Onlar da sığınmacılar nedeniyle işsiz kalabileceklerini, sosyal alanda kısıtlamalara gidilebileceğini, çocuklarına iyi bir gelecek sunamayacaklarını düşünüyorlar. Biz daha da endişeliyiz çünkü Alman olmayan isimlerimiz nedeniyle zaten ayrımcılığa uğruyoruz‘ diyor.

PAYLAŞMAK ZORUNDA KALMA KORKUSU

Almanya’da yaşayanların beşte biri doğduğu yerleri terk etmenin, yeni bir ülkeye yerleşmenin ne demek olduğunu ya kendi deneyimiyle ya da anne babasının, onlardan önceki kuşakların anlatımıyla biliyor. Biliyor ama, yıllarca uğraşarak elde ettikleri hak ve statüleri yeni gelenlerle paylaşmaya yanaşmıyor. Yeni gelenler nedeniyle mağdur olacakları endişesini taşıyor.

Araştırma enstitüsü Yougow’un bir anketine göre, göç kökenli Almanların yüzde 40’ı Almanya’nın alacağı sığınmacıları sınırlandırması gerektiğini düşünüyor. Yüzde 24’ü daha da ileri giderek ülkeye hiç sığınmacı alınmaması görüşünü savunuyor. „Biyo“ Almanların yüzde 45’i sınırlandırmadan yanayken yüzde 25’i hiç sığınmacı gelmesin diyor.

2002 yılından beri Berlin NeuKölln’de göçmenlere yönelik çalışmalar yapan politolog ve ekonomist Gilles Duhem, özellikle Türk ve Araplar arasında sığınmacılara karşı olanların sayısının oldukça yüksek olduğunu düşünüyor. Duhem, sohbet ettiği göçmenlerin kırık Almancalarıyla ‚Neden bu kadar sığınmacı alıyoruz ki? Bunlar Almanya’yı kaput yapacaklar!‘ dediğini gülümseyerek anlatıyor. Duhem’e göre söz konusu olan paylaşım korkusu. Neu Kölln’de yaşayanların yarısı sosyal yardımla yaşıyor. Devletin elindeki paranın yeni gelenlerle paylaşılacak olması onları korkutuyor. Her bölme işleminde olduğu gibi bölen çoğalınca sonucun küçüleceği endişesini taşıyorlar. İşte bu nedenle yeni günah keçisi göçmenler arasında da sığınmacılar olarak ortaya çıkıyor. Çok daha açık sözlü olanlar kayıt dışı işlerde yaşanacak rekabetten söz ediyorlar. Yeni gelenler daha ucuza çalışacağı için ellerine geçen birkaç kuruş da yok olacak.

UYUMU HIZLANDIRABİLİR

Berlin Ampirik Uyum ve Göç Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Wolfgang Kaschuba, herkesin iş, yeterli gelir ve konut istediğini, bu konuda kısıtlamalar yapıldığında kendisinden zayıf durumda olanlar arasından suçlular aradığını belirtiyor. Almanya’da yaşayan göçmenlerin bir şey talep etmeden önce on defa şükrettiklerine dikkat çeken Kaschuba, ev, iş ve yeterli gelir sahibi olan göçmenlerin elde ettiklerinin karşılığında Alman toplumuna birşeyler vermek istediklerini söylüyor. Kaschuba’ya göre bu duygu, eskilerin uyumunu hızlandırdığı gibi yeni gelenlerin de onları örnek alarak daha hızlı uyum yapmalarına yol açıyor. yeni sığınmacıların gelmesiyle çoktan beri burada yaşayan Türkiye kökenliler, kendilerini daha fazla Almanyalı hissediyorlar. Almanlarla beraber Suriyeli sığınmacılar üzerine konuşuyorlar ve bu onları yakınlaştırıyor. Yarım sene sonra dükkanını satmak, kapatmak zorunda kalan Türkiyeli suçluyu kolayca buluyor: ‚Suriyeliler gelmeden önce böyle değildi!!!‘

Derleyen Semra Çelik

Vor 40 Jahren kam er mit seiner Mutter als Baby aus der Türkei nach Deutschland. „Ich wurde nicht gefragt“, sagt er und lacht. Bei der Zuwanderung seiner Eltern seien viele Fehler gemacht worden. „In manchen Städten bildeten sich Gettos. Die Familien wurden nicht über Bildungsmöglichkeiten aufgeklärt“, sagt Özen. Dass es in Deutschland so etwas wie ein duales Bildungssystem gebe, hätten viele Zuwanderer lange nicht geahnt.

Fehler wie dieser dürften nicht wiederholt werden. „Sonst haben wir bald Zustände wie in den französischen Banlieues“, sagt Özen. „Der Krieg in Syrien (Link: http://www.welt.de/themen/syrien-konflikt/) wird nicht in einem halben Jahr zu Ende sein. Wir dürfen nicht wieder denken, die gehen bestimmt bald wieder nach Hause.“

sabine menkens

freia peters