Koalisyon Sığınmacılar Yasası’nın sertleştirilmesinde bir kez daha anlaştı

Yılbaşı gecesi Köln’de yaşanan olayların artından başlayan tartışmalar üzerine bir araya gelen koalisyon partileri CDU/CSU ve SPD, Sığınma Yasası’nın sertleştirilmesi konusunda bir kez daha anlaşmaya vardı.

Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere ve Federal Adalet Bakanı Heiko Maas tarafından üzerinde uzlaşma sağlanan Sığınmacılar Yasası’ndaki yeni sertleştirmede özellikle gelen sığınmacıların çok kolay şekilde sınır dışı edilmesi yer alıyor. Ayrıca Köln’deki olaylar dolayısıyla cinsel taciz olayları sırasında cezalandırmayı düzenleyen yasa da değiştirildi.

Üzerinde anlaşmaya varılan yeni taslağa göre; “misafirlik hakkı”nı suiistimal ederek yaralama olaylarına karışan yabancılar, şiddet olayına karıştıkları için oturum hakkını kaybedebilirler. Ayrıca, önümüzdeki dönem hırsızlık ve taciz olaylarına karışan bir ceza aldıklarında sınır dışı edilecekler. Yine yeni düzenlemede polise karşı direniş gösteren, çatışan sığınmacılar da sınır dışı edilecek. Bugüne kadar yasalarda aldıkları ceza üç yıldan fazla olanlar sınır dışı ediliyordu. Yeni düzenlemede süre bir yıla düşürülürken, alınan cezalarının tecil edilmesi durumunda bile sınır dışı görünüyor.

Uzlaşmadan sonra bir açıklama yapan Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, amaçlarının sert ve caydırıcı önlemler almak olduğunu söyledi. Bazı ülkelerin sınır dışı edilecek vatandaşlarını almak istemediğini belirten bakan bu konuda ise çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Muhalefet partileri Yeşiller ve Sol Parti, Sığınma Yasası’nın sertleştirilmesi, sınır dışıların kolaylaştırılmasıyla olayların engellenemeyeceği ifade edildi. Sol Parti Meclis Grubu İçpolitika Sözcüsü Ulla Jepke yaptığı açıklamada, “Koalisyon partilerinin sürekli hızlı ve acil şekilde Sığınmacılar Yasası’nın serleştirmeyi talep etmesi korkunç bir durumdur. İltica başvurusu kabul edilen her mülteci serbestçe hareket etme, yaşama ve çalışma hakkına sahiptir ve nerede ikamet edeceğine kendisi karar vermelidir. Bu hak, ulusal ve uluslararası anlaşmalarla tanınmıştır. Bu nedenle Fededal Hükümet tarafından kolayca buldozerle dümdüz edilemez. Konsept ve stratejiler yanlış olsa da büyük koalisyon sahte argümanlarla Sığınma Hakkı’nı sertleştirmeye devam ediyor” dedi.

Yeşiller Partisi Meclis Grup Başkanı Katrin Göring-Eckardt da yaptığı açıklamada sertleştirmelerin Köln’deki gibi olayları engelleyemeyeceğini, bu nedenle çözüm olmadığını dile getirdi. (YH)


Aşırı sağcılar ‚devriye‘ geziyor

Köln kentinde yılbaşı gecesi yaşananların ardından yeni bir tehdit ortamı oluşmaya başladı. Genç kadınlara yönelik toplu taciz olayları aşırı sağcı oluşumları yeniden ortaya çıkardı. Köln ve çevresindeki aşırı sağcı gruplar „Halk Savunması“ adı altında İnternet üzerinden örgütlenerek bir araya geldi ve sokakta göçmenlere saldırdı. Komşu kent Düsseldorf’ta ise „Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için… Düsseldorf dikkat et…“ çağrısına katılan binlerce kişi Düsseldorf merkezli bu Facebook grubuna üye oldu. Grup, amacını „Kadınların tehlike altında olabileceği yerlerde onları korumak“ diye ilan etti. Grubun kurucusu Tofigh Hamid de şiddet ve yabancı düşmanlığı gibi amaçları olmadığını savundu.

Deutsche Welle’de yer alan habere göre, „Leipziger Volkszeitung“ gazetesine konuşan Saksonya Anayasa Mahkemesi Başkanı Gordian Meyer-Plath, aşırı sağcılar ya da sağcı popülistler tarafından kurulan „Halk Savunması“ oluşumlarının sayısının hızla arttığını dile getirdi.. Sosyolog Matthias Quent ise daha önce aşırı sağcı çevrelerle bağlantısı olmayan kişilerin bu oluşumlar üzerinden aşırı sağcı gruplara çekilme tehlikesinin bulunduğu görüşünde.

Anayasayı Koruma Dairesi yetkilileri, Saksonya’nın Freital kentinde adını mülteci karşıtı gösterilerle duyuran „Halk Savunması FTL/360“ örneğinin yayılmasından endişeli. Bu oluşum Freital’de 360 numaralı belediye otobüsünde iki Faslı’nın bir öğrenciyi sıkıştırıp dövmesinin ardından kurulmuştu. O zamandan beri „huzur ve asayişi sağlamak için“ otobüslerde devriye geziyorlar.

Mecklenburg-Vorpommern Eyaleti’ndeki „Halk Savunması Güstrow“ adlı oluşum da aşırı sağcı NPD’nin sabıkalı kent temsilcisi Nils Matischent’e ait. Aşağı Saksonya Eyaleti’ndeki bir başka grup da mülteci barınaklarından „komşularını korumak için“ sokaklara çıkmıştı.

Halk savunmasının aşırı sağcılar için neden çekim merkezi olduğunu Thüringen Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesi Başkanı Stephan Kramer, şöyle anlatıyor: „Hissedilen ya da gerçekten var olan tehditleri, ‚devleti ve kendi hareket alanlarını tartışmaya açmamak‘ kullanıyorlar. Halk savunması ayrıca aşırı sağcılara özlemini duydukları üniformalılaşma ya da askeri görünüme sahip olma imkanı da sağlıyor. Aynı zamanda kendi değerlerinin yükselmesi için azınlıkların dışlanmasını da.“

Polis Sendikası Başkan Yardımcısı Jörk Radek, kamusal alanda güvenliğin sağlanmasının polisin görevi olarak kalması gerektiğini vurgularken, İçişleri Bakanlığı yetkilileri de paralel yapıların oluşmasının engellenmesi gerektiğini söyledi. Halk savunması gruplarının tamamen yasadışı olmadığını ifade eden bakanlık yetkilileri, ancak bu grupların şiddet ya da silah kullanamayacaklarına dikkat çekti. Bakanlık sözcüsü, „Bu kişiler muhtemel suçluları durdurup arayamaz ya da kimlik kontrolü yapamaz. Eğer bu kişiler gerçek zanlı değilse, o zaman kendileri şüpheli duruma düşer“ diye konuştu. (YH)