Yaşasın sınıf dayanışması!

İşçi ve emekçiler 1 Mayıs işçi bayramını büyük bir dayanışma ruhuyla kutlayacaklar. Daha iyi çalışma ve yaşam koşulları için alanlara çıkmaya hazırlanan emekçiler; ücret eşitsizliğine, güvencesiz ve düşük ücretli çalışma koşullarına, kiralık ve taşeron işçiliğe son verilmesi için yürüyecekler. İşçi ve emekçiler emperyalist savaş ve çatışmalara, gelişen ırkçılığa karşı halkların kardeşliği ve uluslararası işçi dayanışması için Almanya’nın 470 bölgesinde alanlara çıkarak taleplerini haykıracaklar.

SERDAR DERVENTLİ

Alman Sendikalar Birliği DGB, bu yıl 470 bölgede düzenlediği 1 Mayıs gösteri ve mitinglerini “DAHA FAZLA DAYANIŞMA ZAMANI” (“ZEIT FÜR MEHR SOIDARITÄT”) sloganı altında gerçekleştiriyor. Almanya’da ücret eşitsizliğine, iş stresine ve yaşlılıkta yoksulluğa karşı herkese eşit haklar ve sermaye vergilerinin artırılması için değişik afişler hazırlayan DGB’nin 1 Mayıs çağrısı da geçen yıllara göre somut durumu ve talepleri daha fazla yansıtıyor.

DAHA FAZLA DAYANIŞMA

Özellikle son yıllarda Almanya genelinde eşitsizlik giderek büyüdü. Çalışmalarına rağmen yoksul olan ve yaşlılık dönemlerinde iyice yoksullaşacak ve devletin vereceği yardımlara muhtaç hale gelecek milyonlarca emekçi var. Bugün Almanya’da 15 milyondan fazla emekçi düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışıyorlar.

Aynı işi yapmalarına karşın kadın ve erkek işçiler arasında ortalama %23 ücret farkı bulunuyor. Bu ücret farkını gençler ve yaşlılar arasında da görmek mümkün. Bugün iş hayatına atılan gençlerin 3/2’si süreli iş sözleşmesine sahip oldukları gibi aynı işi yapmalarına karşın aldıkları ücrette yaşlılardan ortalama %30 daha düşük.

Farklı ücret sistemleri işçi ve emekçileri bölmenin ve dayanışmayı yok etmenin en yaygın kullanılan bir biçimi. Alman sermayesi için verilen bu örnekler yetmiyor. Ücret eşitsizliğini artırmak, ücretlere baskı uygulamak için ülkeye yeni gelen mültecilere asgari ücret bile ödemek istemeyen sermaye, iş hayatına girerek mültecilerin entegrasyonu hızlanacak diye güya mültecileri düşünüyor pozlarına bürünüyor.

DGB ve ona bağlı işkolu sendikaları haklı olarak mültecilere “belirli bir süreliğine” de olsa kesinlikle asgari ücretin altında ücret ödenmesini kabul etmiyorlar ve “eşit işe eşit ücret” talebinden vazgeçmeyeceklerini bildiriyorlar.

DGB’nin 1 Mayıs bildirisinde şöyle deniyor; 1 Mayısta daha fazla dayanışma için gösteri yapıyoruz çalışan insanlar arasında, kuşaklar arasında, yerliler ve mülteciler arasında, güçlüler ve zayıflar arasında dayanışma için. Daha fazla dayanışma zamanıdır.”

KİRALIK VE TAŞERON İŞÇİLİK YASAKLANSIN!

Fabrikalarda dayanışma istiyoruz: Ücret baskısına ve iki sınıflı sisteme hayır!” denilen bildiride hükümetin, kiralık ve taşeron işçiliğin sermaye tarafından istismarına karşı yasa çıkarma sözü verdiği hatırlatılıyor. Yüzbinlerce işçi kardeşimiz, kadrolu işçilerden daha az ücret alıyorlar ve daha kötü muameleye maruz kalıyorlar. Eşit işe eşit ücret: İstismarı engelleyecek bir yasa talep ediyoruz” deniliyor.

Ama gerçek olan şu değil mi: Kiralık ve taşeron işçiliğin hiçbir iyi tarafı yok. Bu tür çalışma yöntemlerinin uygulamaya konulması kendi başına bir sorundur ve “istismar” olarak tanımlanamaz!

Bu nedenle kiralık ve taşeron işçilerin durumunun biraz düzeltilmesi değil kadrolu işçilerle aynı haklara sahip olmalarının sağlanması için mücadele edilmesi gerekiyor. Bu da kiralık ve taşeron işçilik uygulamasının yasaklanması ve bütün bu işçilerin kadrolu işçi olarak işe alınmalarıyla sağlanabilir! Bugün Almanya genelinde 900 binden fazla kiralık işçi ve 1,5 milyona yakın taşeron işçi bulunmakta.

ASGARİ ÜCRET, EMEKLİLİK GÜVENCESİ

Bugün Almanya genelinde uygulamada olan 8,50 Euro brüt asgari saat ücreti milyonlarca emekçinin yaşamını asgari koşullarda sürdürmeye yetmiyor. Bu yetmezmiş gibi asgari ücret yasasının birçok istisnai uygulamaya olanak sunmasıyla milyonlarca emekçinin bu haktan bile yararlanmasının önüne geçilmekte.

Sol Parti’nin hükümete yönelttiği bir soru önergesine verilen yanıtta, 45 yıl çalışmışlıktan sonra yaşlılıkta temel geçim parasının (Hartz IV düzeyi + ev kirası ve yan giderleri) biraz üzerinde emekli maaşı elde etmek için brüt asgari saat ücretin 11,68 Euro düzeyinde olması gerekiyor denildi. Hükümetin bile resmen kabul ettiği gibi bugün yürürlükte olan yasal asgari ücret emekçilerin asgari düzeyde insanca yaşamalarını güvenceye almadığı gibi yaşlılıkta yoksulluğa mahkum ediyor! Çalışırken ve yaşlılıkta asgari düzeyde insanca bir yaşam için NET asgari ücret en azından 10 Euro olmalı!

EMPERYALİZME KARŞI, HALKLARIN KARDEŞLİĞİ İÇİN

Dünya genelinde 60 milyondan fazla emekçi çok değişik nedenlerden ötürü yerini yurdunu terk etmek ve binlerce kilometre yol kat ederek başka ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Bu emekçilerin bir bölümü yolda yaşamını yitirdi, bir bölümü ise Avrupa’ya, Almanya’ya kadar gelmeyi başardılar.

Milyonlarca insan yerini yurdunu zevk için terk etmiyor; ölümleri ve her türlü zorbalığı göze alarak yola çıkanlar yaşama koşulları kalmadığı için ülkelerini terk ediyorlar! Bugün Almanya’ya gelenler hiç kimsenin sırtında yük değiller. Almanya gibi zengin bir ülke bundan çok daha fazla insana kapısını açabilecek ve insanca koşullarda yaşamalarını sağlayabilecek maddi güce ve lojistik olanağa sahiptir!

Fakat bunun yerine mülteciler sürekli “problem” olarak gündeme getiriliyor ve yerli halka rakip olarak gösteriliyor. Yeri gelmişken söyleyelim: Milyonlarca insanın yaşam koşulları savaş ve ekonomik nedenlerle yok edilmesinde, ülkelerini terk etmek zorunda kalmalarında diğer emperyalist ülkelerin olduğu gibi Almanyanın da rolü büyük. Almanya en fazla silah satan ülkeler listesinde ilk sıralarda yer alıyor. NATO, IMF, WTO gibi emperyalist kurumlar aracılığıyla dünya halklarının başında askeri ve ekonomik terör estiriyor.

Mülteci sorunu ne Merkel-Erdoğan arasında yapılan milyarlık anlaşmalarla ne ‘güvenilir tampon bölge’ uygulamasıyla ne de farklı emperyalist politikalarla gerçek anlamda çözülebilir! Mülteci sorununun çözümüne katkı sunmak istiyorsak o zaman Almanya ve müttefiklerinin emperyalist politikalarına karşı ve halkların kardeşliği için verilecek mücadeleyle bunu gerçekleştirebiliriz!

SINIFIN BİRLİĞİ İÇİN!

Türkiye kökenli göçmenler olarak yarım asırdan fazla bir süredir Almanyada yaşamaktayız. Ne biz bu ülkeye gelen ilk göçmenlerdik ne de son olacağız. Son bir yıl içinde gelen bir milyondan fazla mülteci bunu doğrulamakta.

Nasıl ki Türkiyeden gelen birinci kuşak, yerli emekçilere karşı ücret baskısı yapmak için, sınıfı bölmek için kullanıldıysa bugün ülkeye yeni gelenler de sermaye tarafından kullanılmak isteniyor. Öncesi bir yana son 50 yılın tecrübesi bize gösteriyor ki ancak Alman işçi kardeşlerimizle birleşirsek, aynı haklara sahip olursak sermayenin bu planları engellenebilir.

Geçmişte olduğu gibi bugünde ortaya çıkan aşırı sağcı ve faşist akımlar ve partiler sermayenin çıkarları doğrultusunda hareket etmektedirler. Bu güçlerin yerli ve göçmen emekçiler arasına nifak tohumu ekmelerinin önüne geçmenin biricik yolu da yine Alman işçi kardeşlerimizle birleşmekten, yani sınıfın birliğini sağlamaktan geçiyor.

Bu yıl da 1 Mayıs alanlarına sınıfın BİRLİĞİ ve DAYANIŞMASI için MÜCADELEYİ yükseltmek için çıkalım.