Çocukların yedide biri yoksul

Yılda birkaç kez Almanya’daki yoksul çocuklarla ilgili istatistikler yayınlanır. Son yayınlanana göre Almanya’da yaşayan çocukların beşte biri yoksulluk tehlikesiyle karşı karşıya, yedide biri ise yoksulluk parası adı verilen Hartz 4 ile yaşamak zorunda.

İstatistiklerde şehirlere göre bazı küçük değişiklikler oluyor; bazen yüzde 0,7 oranında yükseliyor bazen yüzde 2 oranında azalıyor. Farklılıklara rağmen kesin olan, çocuk yoksulluğu probleminin varlığı ve süreceği.

Yoksulluk tanımının yapılışına göre, Almanya’ya gelen mülteci çocuklarının yanında Hartz 4’le yaşayan çocukların yoksul olmadığını iddia edenler de var. Mülteci çocuklar hem sefalet içindeler hem de yaşadıklarından dolayı kalıcı psikolojik sorunlar yaşıyorlar. Alman Psikologlar Odası, mülteci çocukların en az beşte birinin travmalı olduklarını belirtiyor. Savaş, gözler önünde gerçekleşen ölümler, kaçış, kaçış yollarında yaşananlar, gelinen ülkede karşılaşılan zorluklar, ırkçılık, onlarca kişiyle birarada yaşamak, doğal olarak mülteci çocukları hasta ediyor ve doğal olarak bu çocukların sorunları Almanya’da uzun süreden beri yaşamakta olan yoksul çocuklardan daha çok ve farklı. Ancak Hartz 4 alan ailelerde yaşayan 1,54 milyon çocuk ne kadar sağlıklı? Yoksulluk parasıyla yaşamak zorunda kalan, toplumsal dışlanmayla karşı karşıya kalan bu çocukların psikolojik ve fiziksel rahatsızlıkları ne durumda?

 

HAK EŞİTLİĞİNE SAHİP DEĞİLLER

Almanya’da çocuk yoksulluğu dünyanın en yoksul ülkelerindeki çocukların veya mülteci çocukların yoksulluğuyla karşılaştırılarak küçümsenebilir mi? Almanya’da yoksulluk farklı kriterlerle ölçülmeli, ölçülebilir de. Ülkedeki ortalama net gelirin yüzde 60’ından az aylık gelire sahip olanlara yoksul dendiğine göre, bu ailelerin çocukları da yoksul çocuklar olarak belirtilebilir. Öyleyse bu ülkede 3 milyona yakın çocuk yoksullukla karşı karşıya ya da yoksulluk sınırında. Bu çocuklar sistematik olarak mağduriyete uğruyor. Okulda ve hayatın her alanında hak eşitliğine sahip değiller. Özellikle yalnız yaşayan, işsiz anne-babaların çocuklarında ve göç kökenli ailelerde yoksulluk daha sık görülüyor. Tabi ki sosyal yardımlar sayesinde hiçbir zaman aç kalmıyorlar. Ancak sadece karın doyurmak, bu çocukların gelişimi için yeterli değil.

 

YÜZLERİNDE YOKSUL YAZIYOR

Dişlerine baktığınızda, beslenme alışkanlıklarını gözlediğinizde, uykusuzluk nedeniyle gözlerinin altındaki morlukları ve duruş bozukluklarını gördüğünüzde bu çocukların yaşam koşullarını anlayabiliyorsunuz.

Unicef’in 2013 yılında Almanya’da yaptırdığı çocuk sağlığı araştırmasının sonuçları, çocuk sağlığının ailenin geliriyle doğru orantılı olarak değiştiğini gösterdi: ‚Aile ne kadar yoksulsa çocuklar o kadar sağlıksızdı. Daha az spor yapıyorlar, daha az vitamin alıyorlar, boş zamanlarını çoğunlukla televizyon ve bilgisayar karşısında geçiriyorlardı. Yoksullukla eğitim arasındaki bağ da ortadaydı. Okulda başarılı olmak, düzenli yaşantı, sağlıklı beslenme yanında ek ders yardımları alınmasını da gerektirmekteydi ve bu, değişik bürokratik mekanizmalarla zorlaştırılan Eğitim Paketi’nin çözeceği bir sorun değildi.‘

 

İÇE KAPALI BİR YAŞAM

Yoksulluk içinde yaşayan çocukların yaşam boyu zorluk çektikleri uzun süreli gözlem ve araştırmaya dayalı Monitor Jugendarmut raporlarında net olarak ortaya konuyor. Yoksulluk sanki genetik bir özellikmiş gibi nesilden nesile geçiyor ve psikolojik olarak da sorunlara yol açıyor. Katolik gençlik örgütünün verdiği bilgiye göre, arkadaşlarıyla birlikte doğum günlerini kutlayamayan, gezilere katılamayan, sportif faaliyetlerden yararlanamayan çocuklar kendi içlerine kapanıyor, kendi gettolarını oluşturuyor ve topluma küskün bir hale geliyor. İşsiz ailelerden gelen, göç kökenli ve engelli çocuklar da sürekli yoksul olma ve kalma riskiyle karşı karşıyalar. Almanya’da eğitimde şans eşitliği olmadığı için bu çocukların çoğu ‚hauptschule‘ diploması almadan okuldan ayrılıyor. Bunların yüzde 61’i de meslek eğitimi almadan, şansları varsa vasıfsız işçi olarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Değerlerinin bilinmediği ve hiçbir işe yaramadıkları duygusunun hissettirilmesi bu çocukların başarma duygusunu yok ediyor.

 

ÇALIŞIRSAN BAŞARIRSIN MASALI!

Alman Çocukları Koruma Birliği Başkanı Heinz Hilgers, artık ‚bulaşıkçılıktan milyonerliğe‘ masalına da inanılmadığına dikkat çekiyor; ‚Eskiden, çalışırsan başarırsın deyip başarısızlığın sorumlusu olarak kişisel tembellik gösteriliyordu. Şimdi ise yoksullar kaybedenlerin birarada yaşadığı, kazananların dışarıda olduğu bir toplumda yaşıyor. 12 yaşındaki bir çocuk ileride ne olacaksın sorusuna hiç düşünmeden  Hartz 4’le yaşayan cevabı veriyorsa, alarm çanları çalmaya başlamıştır.‘ diyor.

Yoksul çocukları görmek için ücretsiz gıda maddeleri dağıtılan Tafel’lerin önündeki kuyruklara, çocuklara sıcak yemek ve boş zamanları değerlendirme olanakları sunan, sayıları kısıtlamalar nedeniyle gittikçe azalan kurumlara bakmak yeterli. 350 bin genç, gıda kuyruklarında bekliyor, çok daha fazlası günde bir öğün sıcak yemek bulduğunda bayram yapıyor.

 

 

HAMBURG: 42 bin milyoner 50 bin yoksul çocuk

Hamburg DGB’nin bir açıklamasında milyonerler şehri Hamburg’da yaşayan çocukların beşte birinin Hartz 4 alan ailelere mensup olduğu belirtildi. Sozialverband Hamburg örgütü de, 42 bin milyonerin yaşadığı şehirde 50 bin yoksul çocuğun olmasının utanç verici olduğunu belirterek, hükümetten servetin adil dağılımını hedef alan bir politika sürdürmesini istedi.