Almanya’da bir ‚devlet cemaati‘: DİTİB

15 Temmuz darbe girişiminden sonra AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açık destek veren Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’nin (DİTİB) durumu Alman kamuoyunda bir kez daha masaya yatırıldı. DİTİB’e İslam din dersi okutma yetkisi veren eyaletler bunu yeniden gözden geçirmeye başladı. Peki, Almanya DİTİB’in bir “devlet cemaati” olduğunu yeni mi fark etti, ne yapmak istiyor?

Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), resmi kayıtlarda her ne kadar 12 Mayıs 1985’te Köln’de kurulmuş görünse de gerçekte, 12 Eylül askeri darbesinden kısa bir süre sonra 1982’de Batı Berlin’de kuruluyor. Ancak, Berlin’de istediği karşılığı bulamıyor.

Ardından Diyanet İşleri Başkanlığı’nda bağlı, adından da anlaşılacağı gibi “Türk-İslam” dünya görüşünü Türkiye kökenli göçmenler arasında yaymak üzere, ikinci kez Köln’de kuruluyor.

Türkiye kökenli göçmenlerin Almanya’ya göç ettiği 1961’den kısa bir süre sonra, 1965’te, Türkiye’deki değişik İslami akımların uzantıları Almanya’da örgütlenmeye başlıyor. Daha çok “Türk” vurgusuyla kurulan bu dernek-camilerde asıl olarak Erbakan çizgisindeki Milli Görüş ve Süleyman Hilmi Turanlı çizgisindeki İslam Kültür Merkezleri (IKM) etkiliydi. Türkiye’de sıcak gelişmelerin yaşandığı 70’li yıllarda ise devlet daha çok konsolosluklar ve bu din görevlileri üzerinden etkili olmaya çalışıyordu.

Ancak, 12 Eylül ile birlikte darbe yöneticisi faşist generaller, başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerindeki Türkiye kökenli göçmenleri devlet çizgisinde tutmak için doğrudan Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı, yasal olarak ise Alman kanunlarına göre dernek statüsünde faaliyet sürdüren, diğer cemaatlerle her açıdan mücadele edecek DİTİB’i kurdular. Bu nedenle DİTİB’e bağlı dernek ve camilerinde uzun yıllar askerin ağırlığı kendisini hissettirdi.

AKP Hükümeti döneminde kadar faaliyette olan “Türk Dernekleri Koordinasyon Kurulları” asıl olarak bölgelerde bulunan DİTİB derneklerini yönlendiriyordu. Ve bu kurulların doğrudan orduya bağlı olduğu konusunda pek çok iddia ortaya atıldı. MGK eski Genel Sekreteri Tuncer Kılıç’ın Berlin ve Düsseldorf’ta Türk derneklerini toplayıp aynı çatı altında birleşmeleri yönünde yaptığı çağrı daha sonra basına sızmıştı.

KADROSU DEVLET MEMURU OLAN BİR CEMAAT

DİTİB bir “devlet cemaati” olduğu için kadrosu da hep devlet memurlarından oluştu. 1985-2014 yılları arasında başkanlık görevini üstlenenler hep Türkiye Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşavirliği’ne atanan Diyanet memurları oldu1. Müşavirler üzerinden DİTİB aynı zamanda büyükelçiliğe bağlanan bir kurum haline getiriliyordu.

2011-2012’de başkanlık yapan Prof. Ali Dere’den sonra ilk kez Almanya dışından, Fransa Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri Prof. İzzet Er, DİTİB başkanlığına atandı. Alman yasalarına göre kurulmuş ve “kamu yararına faaliyet yürüten bir derneğin” (e.V.) başına bu kez Almanya’da yaşamayan, büyük bir olasılıkla oturum hakkı da olmayan bir bürokrat atanmış olmasına kimse ses çıkarmadı. Yardımcısı de Brüksel Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri idi.

Er’den sonra ise bu kez “Diyanet” geleneğinden gelmeyen ve “Din Hizmetleri Müşaviri” olmayan Prof. Nevzat Aşıkoğlu atandı. Bu DİTİB tarihinde bir ilk. Kendi internet sitesinde yazılanlara bakıldığında ilahiyat alanında çalışmalar yapan Aşıkoğlu, en son Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde bölüm başkanlığı yapıyordu. Üniversitede bu görevini sürdürdüğü sırada 17 Ağustos 2014’de DİTİB Genel Başkanlığı’na atandı.

Almanya’da yaşamayan birisinin bir anda “Almanya’daki en büyük Türk sivil örgütü”nün başına seçilmesinin pek de sivillikle alakalı olmadığı ortada. Alman yasalarının belirlediği tarzda demokratik bir seçimden çok atama olduğu her halinden anlaşılıyor. Bu durumun kendisi bile koşullar her ne kadar DİTİB’i doğrudan Türkiye devletiyle ilişkilerini görünürde saklamaya zorlasa da devletin çeşitli hamlelerle bunu geçiştirme gayreti içinde olduğunu gösteriyor.

Ama bir “devlet cemaati” olması bakımından başkanlardan da önemlisi örgütün kadrosu. Asıl belirleyici olan da zaten Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından gönderilen imamlar ve diğer görevliler.

Resmi kayıtlara göre DİTİB’in Almanya’da 900 dernek-camisi var. Sol Parti tarafından yöneltilen soru önergesine verilen yanıtta, Türk Büyükelçiliği’nin verdiği verilerden hareketle, Diyanet tarafından gönderilen 665’i beş yıllık, 159’u iki yıllık olmak üzere, toplam 824 imam DİTİB bünyesinde görev yapıyor2. Bu da her cami-dernekte Türkiye’den gönderilen bir görevlinin olduğu anlamına geliyor.

İmamların dernek faaliyetleri ve kararları üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğu biliniyor. Ancak hükümet söz konusu önergeye verdiği yanıtta bunun tespit edilmediğini ifade etmekle yetiniyor.

ALMANYA NE YAPMAK İSTİYOR?

Özetle kurulduğu günden bu yana temel amacı ve hedefi Türkiye devletine bağlı olarak Almanya’da Türk-İslam çizgisinde bir “devlet cemaati” oluşturmak olan DİTİB’in yarı-resmi bir devlet örgütü olduğu Türkiye kökenliler tarafından çoktan biliniyor. Bu durum pek çok kez değişik vesilelerle Alman basınında da yer aldı.

Ancak Almanya’da federal ve eyalet hükümetleri, bütün bunları bildiği halde bir “devlet cemaati” olan DİTİB’i “sivil toplum örgütü” düzeyine indirgeyerek maddi ve siyasi olarak destekledi. Bugün DİTİB, Alman vakıflarından ve bakanlıklarından “Entegrasyon”, “Almanca kursu”, “Eğitim”, “Kadınlara Yardım” adı altında önemli maddi yardımlar alıyor. Siyasi olarak ise davet edildiği İslam Zirvesi/Konferansı ve Uyum Zirvesi’nde Alman devleti nezdinde gerekli desteği görüyor.

Bunlar yetmiyormuş gibi, bir de eyaletlerde tarafından devlet okullarında okutulan İslam din dersi yetkisi DİTİB’in de içinde olduğu İslami örgütlere verildi. Hessen’de tek başına bu yetki DİTİB’e verildi.

Bütün bunlardan sonra, DİTİB’in Türkiye devletinin AKP’nin Almanya’daki “uzun kolu” olduğu, 2 Haziran’da Ermeni Soykırımı yasasına gösterilen tepkiler ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonra bir kez daha görüldü. Son iki genel seçimde AKP’nin şubesi gibi çalıştı.

31 Temmuz’da Köln’de AKP’nin uzantısı durumundaki Avrupalı Türk Demokratlar Derneği (UETD) tarafından yapılan gösteri asıl olarak DİTİB’e bağlı dernek-camilerde örgütlendi. Miting otobüslerinin cami önlerinde kaldırılması tesadüf değildi.

Bu gelişmelerin neden olduğu tartışmalar eşliğinde SPD-Yeşiller koalisyonun işbaşında olduğu Aşağı Saksonya eyaleti DİTİB ile imzalamayı planladığı “İslam Anlaşması’nı durdurdu. Anlaşma gereğince eyalette okullarda İslam din dersi, hastanelerde ve cezaevlerinde cenaze işini, cami yapımını DİTİB’e veriliyordu. Başka bir değişle kiliselere verilen misyonun bir benzerini DİTİB üstlenecekti.

Yine Rheinland-Pfalz eyaleti de benzer bir anlaşmayı imzalamak için başlattığı görüşmeleri kestiğini açıkladı. Kuzey Ren Vestfalya eyaleti de DİTİB’in bağımsız bir dini cemaat olması konusunda derin şüphelerin oluştuğunu açıkladı. Eyalette İslam din dersini DİTİB’in de içinde olduğu Almanya Müslümanları Merkez Konseyi (KRM) veriyor.

Özetle Almanya şimdi bir kez daha DİTİB’e Türkiye ile ilişkilerini kesme, bir Almanya örgütü davranmasını dayatıyor. Ancak bu mümkün görünmüyor. Kim zaman Almanya’ya karşı açıklamaların dozajı düşürülse de DİTİB üzerinden Türkiye ile Almanya arasında çıkar çatışmasının gelecekte daha da sertleşmesi kuvvetle muhtemeldir. Çünkü, Türkiye’de siyasal çatışmalar ve gelişmeler sertleştikçe Almanya’daki Türkiye kökenli örgütler hangi tarafta olduklarını açık olarak göstermek zorunda kalıyor. Bu örgüt devletin Almanya’daki uzantısı olunca bu çok daha çarpıcı olabiliyor.

Dolayısıyla Almanya’nın DİTİB’den İslam adına bir muhatap yaratma girişimler gelinen aşamada iflas etmiştir. DİTİB yerine doğrudan Türkiye’deki Diyanet’le, dolayısıyla da devletle muhatap olduğunu görmezden geliyor.

Yaşanan tartışmalar değişik düzeylerde Türkiye kökenliler arasında endişeyle izleniyor. Ne var ki Almanya’da yaşayan, çalışan Türkiye kökenlilerin çıkarı bir cemaatle mücadele ederken “devlet cemaati”nde sahip çıkmakta değildir. Dini ve milli duyguları körükleyen, emekçilerin inançlarını suistimal ederek devletlerin ve partilerin çıkarlarını başlıca amacı haline getiren bir örgütten Almanya’da yaşayan Türkiye kökenlilere hayır gelmeyecektir. (YH)

2Kleine Anfrage, 18/9274