Hep birlikte savaşları durduralım!

8 Ekim’de Berlin’de‚ yapılacak barış eylemiyle ilgili olarak DİDF Yürütme Kurulu üyesi Düzgün Altun‘la görüştük.


Çok uzun süreden beri Almanya’da merkezi barış eylemi düzenlenmedi. 8 Ekim’de Berlin’de ülke çapında eylem düzenlenmesinin nedeni ne talepleriniz neler?
Almanya’da barış hareketi köklü bir geleneğe sahip. Ortak mücadeleyi örgütlemekte ve iç canlılıkta ve dinamizmdeki sıkıntıların yanısıra bazı dış etkenler de barış hareketini etkiledi. Egemenler olağanüstü propagandayla geniş kesimleri etkisiz hale getirdiler. Almanya’nın uluslararası çıkarları ve güvenliğinin tehlikede olduğu propagandası ile silah satışlarının arttırılması, ordunun her açıdan güçlendirilmesi ve askeri müdahalelerin gerçekleştirilmesi kolayca sağlandı. Ama Almanya’nın dış arenada daha aktif rol oynaması, sorumluluk alması demagojilerine karşı halkın büyük kısmı savaşa ve silah satışlarına karşı tavır aldı. NATO da tartışılır hale geldi. 11 Eylül 2001 saldırısı sonrası tüm dünyada sürekli savaş hali atmosferi yaratıldı. Terör saldırıları ve provokasyonlar kullanılarak askeri müdahaleler yapıldı. Ortadoğu kan gölüne çevrildi. Dünyada 60 milyondan fazla insan yerini yurdunu bırakarak yollara düştü, mülteci olarak çok kötü koşullarla karşı karşıya. Akdeniz 30 bin mültecinin mezarı oldu. Savaşlar devam ediyor. Suriye’deki savaşa Rusya’nın da müdahil olmasıyla durum daha da kritikleşti. Almanya, savaşların aktif bir unsuru olmasına rağmen sanki çözüm arıyormuş gibi bir görüntü veriyor. Ancak kimse bu kuzu rolüne inanmıyor. 8 Ekim’de silahlanmaya, askeri müdahalelere, temel demokratik hakların kısıtlanmasına karşı sokağa çıkacağız.


Türkiye giderek savaşın içine sürüklenmekte. DİDF olarak burada yaşayan Türkiyelilerin eyleme katılımı ile ilgili olarak neler söyleyeceksiniz?
Biz en fazla insanın katılımı için çaba harcıyoruz. Haftalardır değişik şehirlerde toplantılar düzenledik. Özellikle gençlik örgütümüz bu konuda çok çaba harcıyor. Burada yaşayan Türkiyeliler Ortadoğu ve Türkiye’deki gelişmeler konusunda çok duyarlı. Türk Hükümeti ise tehlikeli bir oyun oynuyor. Bu şekilde devam ederse Türkiye de istikrarsız ülkelerden biri haline gelecektir. Ortadoğu’da yaşanan savaşlar ve Türkiye’nin hali burada yaşayan Türkiyelileri de çok yakından ilgilendiriyor. Savaşa hayır denmesi, daha fazla insanın ölmesinin engellenmesi için Alman Hükümeti’nin dış müdahalelerine, silah satışlarına ve silahlanma bütçesinin yükseltilmesine karşı eyleme kuşkusuz biz göçmenleri emekçiler, gençler de katılacağız. Mülteciler üzerinden sürdürülen tartışmalar, artan ırkçılık ve ayrımcılık da Almanya’nın bu politikasından bağımsız değil. Ne NATO, ne AB ne de Rusya veya Almanya savaşları engelleyemez, talan politikalarına son veremezler, tersine bunu körüklemektedirler. Almanya da pastadan büyük pay koparma derdinde. Bu nedenle biz Türkiye kökenliler içimize kapanmakla ya da çözümü egemenlerden beklemekle akan kanı durduramayız, ırkçılık ve ayrımcılığı engelleyemeyiz. Ortak mücadele etmeli, barış için daha çok ortak çaba harcamalıyız.