Otomobil tekelleri yasa tanımıyor – Ama hükümet destekliyor!

Dünya otomobil piyasasının devleri arasındaki Volkswagen, Daimler ve BMW kurdukları kartel sayesinde işçi ve emekçilerin haklarını gasp etmelerine, tüketicileri aldatmalarına, doğaya ve insan sağlığına zarar vermelerine rağmen devlet tarafından korunuyorlar. Onlarca yasayı bilerek çiğnemelerine karşın sermaye yanlısı partiler otomobil tekellerinin işlerini şimdiye kadar olduğu gibi sürdürmeleri için her türlü desteği vereceklerini söylüyorlar.

SERDAR DERVENTLİ

“Alman otomobil tekelleri 2017 yılının ilk yarısında kâr artışlarını bir önceki yılın aynı dönemine oranla %40 artırarak kârlılıkta dünya çapında zirvedeki pozisyonunu korumayı başardı.” Uluslararası alanda ekonomik denetleme ve danışmanlık firması olan “Ernst&Young”, otomobil dünya piyasasıyla ilgili hazırladığı 6 aylık raporunun (bkz: www.ey.com) basın bültenine bu satırla başlıyor.

Değişik grafiklerle beslenen 40 sayfaya yakın rapor incelendiğinde sanki söz konusu otomobil tekelleri bir başka Almanya’da faaliyet gösteriyorlar; kâr oranları katlanarak yükseliyor, kâr marjı en üst seviyede, otomobil satışları artıyor ve bu gelişmenin yılsonuna kadar devam etmesi bekleniyor! Tek sorun olarak Alman tekellerinin uluslararası borsalarda hak ettikleri değeri görmemeleri gösteriliyor. Bu alanda Japon otomobil tekeli Toyota 168 milyar dolar ile tartışmasız bir konumda.

BİR YANLIŞLIK OLMASIN?!

Alman basınını az çok takip edenler bilirler; ABD Federal Çevre Dairesi (EPA) tarafından VW Grubu’na ait otomobil markalarının (Volkswagen, Audi, Porsche, Bentley, Lamborghini, Seat ve Skoda) bazılarında yaptığı egzoz emisyon testlerinde NOx (azot oksit) değerlerini düşük gösteren hileli yazılım programı kullanıldığı belgelenmişti. Laboratuarda yapılan testlerde söz konusu (hileli) “akıllı yazılım programı” devreye girerek salınım oranlarını düşürüyor. Aynı araçlar normal trafiğe çıktıklarında ise modeline göre yasal sınırın 10 ila 40 katı arası fazlası bir oranda gazı atmosfere salıyor.

Önce VW tekeli tarafından reddedilen kısa bir süre sonra “bir grup mühendisin işi” olarak gösterilmeye çalışılan skandal sürekli büyümüştü: Önce “ABD’de 480 bin otomobilden” söz edilirken bu rakam kısa süre içinde “Avrupa dahil 4,5 milyona” çıkmıştı. En son olarak ise dünya genelinde 11 milyon aracın “akıllı yazılım programı” ile maniple edilmiş olduğu ortaya çıktı. Ayrıca söz konusu olan motorlar sadece 1,6-2,0 litre hacimli VW dizel modellerinde olmadığı ayrıca tekelin en fazla kâr getiren Audi ve Porsche gibi en önemli marka ve modellerini kapsadığı ortaya çıkmıştı.

“Dizel skandalı” sadece VW Grubu’yla sınırlı değil. Dünyaca ünlü Daimler ve BMW tekelleri de hileli yazılım programları kullanarak dizel motorlu araçlarının emisyon değerlerini düşük gösterdikleri belgelendi.

KARTEL KURDULAR!

Dizel motorlarını geliştirerek daha az NOx emisyonu salgılamalarını sağlamak yerine Alman tekellerinin hepsinin neredeyse aynı “akıllı yazılım programı” kullanmayı yeğlemeleri şüphesiz dikkat çekiyordu.

Özellikle otomotiv yan sanayinde dünyanın “1 numarası” olan Bosch tekelinin bu programları “deney” amaçlı hazırlaması ve otomobil tekellerine “piyasaya sürülen araçlarda kullanılması değişik ülkelerin yasalarına aykırı olabilir” notuyla iletmesi kapalı kapılar ardında yasal olmayan işlerin döndüğünü gösteriyordu.

En son basına yansıya bir habere göre BMW Daimler ve VW Grubu’nun (Audi, Porsche ve Volkswagen) 1990 yıllardan bu yana ortalama 200 mühendisin ve farklı uzmanları yer aldığı bir ekiple otomobillerdeki teknik özellikler, teknolojik gelişmeler, tedarikçi firmalar ve dünya otomobil piyasalarındaki gelişmelere yanıt aramak için 60 değişik “çalışma grubu” kurmuşlar.

Resmi olarak hiçbir tekel piyasaya müdahale etmek için “kartel” kurduklarını kabul etmiyor. Tekel sözcüleri “teknik konulardaki görüşmelerin bütün otomobil endüstrisinde başvurulan normal bir yöntem olduğunu” ve “Alman şirketlerinin fiyat karteli kurmadığını” söylemekle yetiniyorlar. Daimler tekelinin resmi tutumu da bu. Fakat 2014 yılında AB Komisyonuna ve Almanya Federal Kartel Dairesi’ne, “otomobil şirketleri arasında bir süreliğine çalışmalar yapan çalışma grubunun kartel özellikleri taşıdığı şüphesiyle ihtiyati tedbir olarak ihbarda” bulunan da yine Daimler tekeli!

Anlaşılan Daimler tekeli geçmişten ders çıkarmış! 2016 yılında Almanya Federal Kartel Dairesi, ağır vasıta üreten Daimler (Mercedes-Benz, Freightliner, FUSO, Western Star ve BharatBenz markaları), Iveco, DAF, Volvo/Renault, MAN ve Scania hakkında açtığı “kartel soruşturmasını” sonuçlandırmış ve tekellere toplam 2,9 milyar Euro ceza kesmişti. Buna göre söz konuşu şirketler 1997-2011 yılları arasında ağır vasıta tedarikçilerine yönelik fiyat baskısı uyguladıkları gibi piyasaya sürdükleri kamyonların fiyatlarını da ortak belirlemişler. VW tekeline ait MAN ihbarda bulunduğu için para cezası ödemeden yakayı sıyırmıştı.

Daimler şimdi böyle bir ihbarda bulunarak para cezası ödemeden yakayı sıyırmayı umuyor.

TEKELLERİN KASALARI TIKA BASA DOLU!

Bugüne kadar sadece ABD’de 18 milyar Dolar ceza ödeyen VW tekeli toplam 24 milyar Dolar (22,2 milyar Euro) ABD’de ödeyeceği tazminatlar ve cezalar için ayırmış durumda. Handelsblatt gazetesinde yer alan bir haberde, “Ödenen ve ödenebilecek para cezaları yüksek ancak VW bunu rahatlıkla göğüsleyebilecek durumda. VW Grubu’nun nakit kasasında hali hazırda 33 milyar Euro bulunuyor. Eğer cezalar gerçekten bu kadar yüksek olursa 2021 yılına kadar yapılması planlanan 100 milyar Euro’luk yatırımlar bir süreliğine ertelenebilir” deniliyor. Spiegelonline’de ayrıca “gerektiğinde VW tekeli beş yıl içinde 15-20 milyar Euro daha tasarruf edebilir. Dolayısıyla VW 50 milyar Euro hacminde bir cezayı zora girmeden omuzlayabilir” deniliyor.

FAZ gazetesinde yer alan bir habere göre Daimler tekelinin nakit kasasında hali hazırda 21 milyar Euro bulunuyor. BMW Grubu’nun da sadece otomobil bölümünde 12 milyar Euro’ya yakın miktarı nakit kasasında hazır tutuyor.

ZARARIN FATURASINI KİM ÖDÜYOR?!

Bu sorunun yanıtı -belki istemeden- 13 Ocak 2017 tarihli FAZ gazetesi verdi. “VW, milyarlık cezaları vergiden düşebilir mi?” (“Kann VW die Milliarden-Strafe von der Steuer absetzen?” bkz: www.faz.net) başlığıyla yayınlanan haberde, Alman yasalarına göre ceza ve tazminat arasında fark gözetildiği belirtiliyor. Buna göre mahkemece verilmiş para cezaları vergiden düşmek mümkün değilken (Avukat ve mahkeme masrafları düşülebiliyor) tazminat olarak ödenen paralar ise vergiden düşülebiliyor!

Bugüne kadar ABD’de yaklaşık 19 milyar Dolar ceza ve tazminat ödeyen VW tekeli bunun yaklaşık 15 milyarını (tazminat olarak ödenen şimdilik bu kadar) yıllara yayarak vergiden düşebilecek. Kısacası VW ve diğer tekellerin yasaları çiğnemelerinin faturası toplumsallaştırılacak!

FATURALAR BUNUNLA SINIRLI DEĞİL

Ne var ki tekelerin kriminal işlerinin faturasını işçi ve emekçiler “sadece” dolaylı yoldan, yani ödedikleri vergilerle ödemeyecekler. Söz konusu fatura düşünüldüğünden çok daha yüksek; Öncelikle tekellerin kasalarına yönlendirilecek olan vergi gelirleri emeklilik, sağlık, eğitim, işsizlik parası vb diğer alanlarda “kasalar boş” denilmesine neden olacak.

Diğer yanda ise kurulan kartellerin, yapılan yasa dışı işlerin faturası da ayrıca “durumumuz çok kötü” denilerek söz konusu tekellerde çalışan işçilere çıkartılacak. VW tekeli 2020 yılına kadar her yıl 5 milyar Euro tasarruf etmek ve toplam 30 bin işyerini yok etmek için IG Metall ve İşyeri Temsilciliği ile sözleşme imzaladı bile.

Ağustos ayının ilk haftasında DPA ajansıyla bir söyleşi yapan Genel İşyeri Temsilciliği Başkanı Bernd Osterloh adeta bir menajer edasıyla, “2017 hedeflerimize yıl daha sona ermeden ulaşacağız. Almanya’daki fabrikalarımızda 8 bin işçi şimdiye kadar erken emeklilik için başvurdu” diyordu. Benzeri “tasarruf programları” VW Grubu’na bağlı Audi ve Porsche’de olduğu gibi Daimler ve BMW tekelinde de gündemde. Ayrıca bu tekellere üretim yapan Bosch’da da bir tasarruf planı bekleniyor. Bosch tekelinin dizel bölümünde toplam 50 bin emekçi çalışıyor.

Diğer yanda doğaya verilen zararın maddi faturası da dolaylı ve direk olarak emekçi halka çıkartılacak. Avrupa Çevre Ajansı tarafından yayınlanan bir raporda dizel araçların saçtığı NOx (azot oksit) “ince toz” nedeniyle Avrupa Birliği (AB) içinde 430 bin insanın vakitsiz öldüklerine dikkat çekiliyor. Yine başka bir raporda, bu rakamın dünya genelinde 3,3 milyon olduğu belirtiliyor.

Karbondioksit (CO2) gazının kaç insanın vakitsiz ölümüne neden olduğu konusunda ise güvenilir bir rapor yok. Fakat akaryakıt motorlu araçların NOx ve CO² gazlarının doğaya dolayısıyla başta insanlar tüm canlılara verdiği zarar ortada.

WEITER SO DEUTSCHLAND!

Volkswagen, Daimler ve BMW 1990’lı yıllarda kurdukları kartelle işçi ve emekçilerin haklarını gasp etmelerine, tüketicileri aldatmalarına, doğaya ve insan sağlığına zarar vermelerine rağmen devlet tarafından korunuyorlar. Onlarca yasayı bilerek çiğnemelerine karşın sermaye yanlısı partiler otomobil tekellerinin şimdiye kadar olduğu gibi devam etmeleri için her türlü desteği vereceklerini açıktan söylüyorlar.

2 Ağustos günü Berlin’de yapılan “Ulusal Dizel Zirvesi”nde Almanya’da trafikte emisyon değerleri yasal sınırı aşan toplam 5,4 milyon dizel aracın yeni bir yazılım programıyla yeniden ayarlanması karar altına alındı. Hükümetin ve tekellerin iddiasına göre bu programla emisyon değerleri “bir hayli” düşecek. Alman Çevre Yardımı (DUH) gibi örgütler ise bunun bir yalandan ibaret olduğunu, emisyon değerlerinin gerçekten düşmesi için yazılım programı değil özel filtrelerin araçlara monte edilmesi gerektiğini söylüyorlar. Yazılım programının ortalama (yüklenmesiyle birlikte) 60-80 Euro arası masrafı olduğunu özel filtrelerin ise montajının ise toplamda 1500-2000 Euro arası olduğunu belirten DUH sözcüleri, “Hükümet, tekelleri bu masraftan korumak için yazılım programını tercih etti. Daha doğrusu tekeller bunu hükümete dayattılar” diyorlar.

Başbakan Angela Merkel, 28 Ağustos günü Tageszeitung ile yaptığı bir söyleşide, “Ben Alman otomobil şirketlerinin 15-20 milyar Euro’yu eski arabalara montaj için harcamaları yerine AR-GE alanına yatırmalarından, gelecekte daha temiz olan motorlar üretmelerinden yanayım” dedi. Merkel ayrıca yerel belediyelerle “dizel zirvesi” yapacağını ve belediyelerin dizel araçların kullanımını yasaklama planlarından vazgeçirmeye çalışacağını da sözlerine ekledi. SPD’li Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ise, Merkel’in gerçekte dizel motorları 2030 yılında yasaklamayı planladığını ama SPD’nin bunu engelleyeceğini söyledi.

Her ne kadar Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir, “Genel seçimlerden sonra bizimle koalisyon yapmak isteyen dizel motorlarını yasaklamalı” dese de parti arkadaşı Baden Württemberg Başbakanı Winfried Kretchmann, “Ben daha bir süre önce iyi bir dizel araç aldım. Bence bu iyi bir teknoloji, bunu daha on yıllarca kullanacağız” dedi.

Topluma, çevreye ve devlete onca zarar veren tekellere hak ettikleri cezaları vermek bir yana önümüzdeki aylarda “üstün başarılarından dolayı” liyakat madalyası verilirse şaşmamak gerekiyor!