Alman ordusu savaşacak

Informationsstelle Militarismus (IMI) derneğinin yönetim kurulu üyesi Claudia Haydt ile “Almanya’da militaristleşme” üzerine konuştuk.

Alev Bahadır

NATO, üye ülkelerin askeri bütçesini gayri safi milli gelirlerinin yüzde 2‘si oranında arttırmasını kararlaştırdı. Bize bu yüzde 2’nin Alman ordusu ve toplum üzerine nasıl yansıyacağını anlatabilir misiniz?

Şimdiki yönelim Alman ordusunun küçülmesi değil, büyümesi şeklinde. Hedef 178 bin olan asker sayısının 200 bine çıkarılması. Buna bağlı olarak da silahlanma artacak. Ayrıca ordunun donanımının iki cephede aynı zamanda savaşmasını sağlayacak şekilde güçlendirilmesi hedefleniyor. Birinci cephe, Rusya’ya yönelik olarak düşünülüyor, yani birliğin korunması esas alınıyor. İkinci cephe ise, dünyanın geri kalanına askeri müdahaleler… Söz konusu olan dünyanın her tarafında, ister insani ister başka şekilde allanıp pullanan müdahaleler. Bu iki cephede Alman ordusu savaşabilecek hale getirilecek, hem de eş zamanlı olarak. İşte yeni olan bu.

Alman ordusu 1990’a kadar Sovyetler Birliği’ne karşı hareket edecek şekilde düzenlenmişti. Daha sonra yapısı, örneğin Afganistan’a asker göndermek gibi, uluslararası askeri müdahalelere katılmaya uygun hale getirildi. Ordunun yapısının değiştirilmesinin esasını sadece Afganistan değil Mali ve diğer yerlere asker gönderilmesi oluşturuyordu. Şimdi ise ordunun savaşabilecek hale getirilmesinden ziyade resmen savaşması esas alınıyor. Hem de şimdi gördüğümüzden çok daha fazlasıyla…

Şu an yaklaşık 3 bin Alman askeri dünyanın değişik yerlerinde aktif askeri müdahalelerde bulunuyor. Buna ek olarak Türkiye’de olduğu gibi AWACS ( Havadan Erken Uyarı Sistemi) için dışarı gönderilen 8 bin asker var. Toplam 11 bin asker dışarıda. Bu sayının 20 bine çıkarılması planlanıyor. Bunun gerçekleşmesi için de paraya ihtiyaç var.

Bu nedenle silahlanma bütçesinin gayri safi milli gelirin yüzde 2’si oranında arttırılması gündemde. Savunma Bakanı Ursula von der Leyen ve Başbakan Angela Merkel, 2024’e kadar bunun hayata geçirileceği sözünü verdiler. 1999 yılında askeri harcamalara 24 milyar Euro harcandı. Şimdi 37 milyon Euro harcanıyor, 2024’e kadar ise aklın almayacağı bir boyuta,70-75 milyon Euro’ya, çıkarılması planlanıyor.

Alman ordusu okullar ve internet aracılığıyla orduya acemi er olarak katılacak gençlere erişmeye çalışıyor. Ordunun gençlere cazip gelecek şekilde bir imaj değişimi yaşadığını düşünüyor musun?

Ordu, modern bir işletme personel bulmak için ne yaparsa onu yapıyor. İmajını cazip hale gelecek şekilde değiştirmeye çalışıyor. Ancak acemi er bulmak için, eski geleneksel yollara, vatanseverliğe vurgu yapma, uyandırma yolunu da ihmal etmiyor. ‘Almanya’ya hizmet ediyoruz!’ sözüyle asker aramak, aşırı vatansever, milliyetçi bir yol. Gençlere onları etkileyecek şekilde, ‘birşeyler yap, çevrendeki insanlara hizmet et’ duygusu yansıtılıyor. “Kendi, kişisel çıkarların için değil de insanlığın çıkarları için” denerek iş ‘ahlakileştiriliyor’.

Ordu kendini, sanki içinde birkaç silahlının da bulunduğu kalkınma yardımı örgütüymüş gibi göstermeye çalışıyor. Yardım etmek ve macera yaşamak duygularına seslenerek çok becerikli bir pazarlama yapıyor. Gençlerdeki idealizmi uyandırıyor. Onlara, yaşadığınız ve müdahale için gittiğiniz ülkedeki insanlar için iyi şeyler yapıyorsunuz deniyor. Halbuki hiç ilgisi yok.

Ancak ordunun ölmek ve öldürmek için var olduğunu söyleyerek reklam yapılsa, ya çok daha az insanı ya da yanlış insanları cezbedeceğini biliyorlar. Alman ordusunun profesyonel dış müdahale ordusu formasyonu arttıkça aşırı sağcıların orduya ilgisi de artacaktır. Marco A. ve diğerleri böyle ortaya çıkıyor, ileride bu türden olayların artacağı ise kesin.

Buna rağmen ordu ne yaparsa yapsın, ihtiyacı olan asker sayısına erişmekte zorluk çekecektir. Bu nedenle, Alman vatandaşı olmayan gençlerin de askerlik yapması ve bu sayede vatandaş olması tartışması sürdürülüyor.

Toplumda yüksek bir barış bilincinin oluştuğunu düşünüyor musun?

Bazı şeylerin değiştiğini düşünüyorum. Birçok okulda ordunun tanıtım toplantılarının yapılıp yapılmayacağı tartışılıyor. Bazı okullar için yapılması normal ve yapılıyor. Ama bazılarında normal karşılanmıyor ve tartışılıyor. Alman ordusunun nereye doğru gittiği konusunda toplumsal bilincin geliştiğini düşünüyorum. Ancak bu bilincin ön koşulu, ‘hayır, şimdiki gelişmeye onay vermiyoruz.’ diyebilmektir. Toplumsal hareketler, örneğin küreselleşme karşıtı hareketle militarizm karşıtı hareket, arasında giderek daha fazla bağlantı kurulmasını ise çok olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyorum.

Bu nedenle G20 protestolarının sadece şiddet konusuyla gündeme getirilmesi üzüntü verici. Bu büyük eylemde değişik gruplar biraradaydı. Çok farklı alanlarda politik mücadele sürdüren grupların hep birlikte sokağa çıkıp güzel, renkli bir eylem yapması üzerine maalesef çok az haber yapıldı. TTIP’e karşı sokağa çıkan 250 bin kişi çok az ilgi gördü. Hamburg’da sokağa çıkanlar da… Geleceği olduğuna, güçleneceğine, toplumu kalıcı olarak etkileyeceğine inandığım bu hareketin desteklenmesinin çok önemli olduğu görüşündeyim.

(Türkçe’ye çeviren: Semra Çelik )