Air Berlin’de protesto

Air Berlin’de 16 Ekim’de sendikanın çağrısıyla yapılan protesto mitinginde öfke, hayal kırıklığı, gözyaşı, gelecekle ilgili belirsizlik yanında hesap sorma eğilimi de etkindi.

Ver.di Sendikası mitingi, sendikanın iflasını sergileyen bir siniklikle „aktif öğle teneffüsü“ olarak nitelemişti. 8 bin çalışandan 150’sinin mitinge katılması, sendikanın mücadele edileceği sözüne ne kadar güven duyulduğunun göstergesi oldu.

„SİZE MİLYONLAR BİZE HARTZ 4“
Kendi hazırladıkları döviz ve pankartlarla şirketin yönetimini mahkum ettiler. Birinin üzerinde; „ Winkelmann’a 4,5 milyon, bize Hartz 4!“ yazıyordu. Air Berlin şefi şubat ayında göreve başladığında bu meblağı sözleşmesiyle garanti altına almıştı. Diğer bir plakatta, „ Size milyonlar, bize tırnağımızın altındaki kir bile fazla!“ yazmaktaydı. Eurowings Europa’nın Münih gibi başka şehirlerde sunduğu iş imkanına bağlı olarak „7 bin emekçi ve ailesine karşı sorumluluğunuz nerede?“ diye soruyordu bir başkası.
Sadece şirket yönetimi mahkum edilmedi, federal Hükümet’in 150 milyon Euro devlet kredisiyle ücret dampingine hizmet ettiği de dile getirildi. İşten atmaların boyutu ise, „8 bin işyeri, 25 bin kişinin kaderi, Lufthansa: Çekirge!“ pankartıyla ifade edildi.
Air Berlin’deki kriz yaklaşık bir yıldan beri bilinmekteydi. Bir yıldan beri kulislerde Lufthansa şefi Carsten Spohr, Air Berlin şefi Thomas Winkelmann ve Federal Hükümet temsilcileri arasında krizdeki havayolu şirketinin verimli yerlerinin Lufthansa tarafından üstlenilmesi konusunda görüşmeler sürdürülmekteydi. Ver.di Sendikası Merkez Yönetim Kurulu üyesi ve Lufthansa Denetleme Kurulu Başkan Yardımcısı olan Christine Behle, gelişmelerden haberdardı. Ve şimdi Air Berlin’in pilot kabini personeli, yer personeli, teknisyen ve büro çalışanı 7 bin kişi işten atılmayla karşı karşıyaydı.

SENDİKADAN ŞİKÂYETÇİLER
Mitinge katılanlardan büro çalışanı Rita, 26 Ekim’de posta aracılığıyla çıkış belgelerini alacaklarını, maaşının yarısına çalışmayı kabul ederse bir iş bulabileceğini belirtiyordu. Başka havayolu şirketlerine başvurup vurmadığı sorusuna cevabı ise sunulan işlerin hepsinin Berlin dışında olduğu, aileleri ve sosyal çevrelerini kimsenin düşünmediği, Berlin’den ayrılmayı aklına bile getirmediği şeklinde oldu.
Sendikanın destek vermemesi nedeniyle kitlesel işten atmaları hastalık raporu alarak protesto eden pilotlar, ne ver.di’den ne de pilot sendikası Cockpit’ten dayanışma gördüklerini belirtmekteydiler.
Ver.di baştan beri havayolu şirketinin tasfiyesini büyük protestolar olmadan tamamlama stratejisi izledi. Christine Belle için şirketin korunması ve işyerlerinin güvence altına alınması hiçbir zaman seçenek olmadı. Bunun yerine olabildiğince işyerinin korunmasını sağlayacak tahammül edilebilir ve iyi konseptler talep etti. Çıkışların sosyal planla yapılmasını sağlayacak bir transfer şirket yeterliydi.
Behle, Lufthansa Denetleme Kurulu Başkan Yardımcısı olarak Lufthansa’nın pazarı temizleme veya güçlü bir ulusal havayolu şirketi olma hedefine uygun hareket etmek zorundaydı.

PERSONELİ DÜŞÜNEN YOK
Lufthansa hisselerinin borsa değeri yükselip yöneticiler zaten astronomik olan maaşlarını daha da arttırırken yıllar boyunca Air Berlin için çalışanlar acımasız bir iş pazarına takılmaktalar. Air Berlin merkezinde açılacak bir iş fuarında işsizliğe mahkum edilenlere BASF, Deutsche Bahn, Zalando vb. firmalarda iş arama olanağı(!) sunulacak. Ancak Zalando’daki çalışma koşullarını biraz tanıyanlar Air Berlin çalışanlarının durumunu anlayabilirler.
Personelin durumu, mitingde konuşma yapmak isteyen bir hostes sayesinde ortaya çıktı. Kabine personeli adına konuşmak istediğini söyleyen hostes, üzüntüden konuşamadı, sesi kesildi, hıçkırıklara boğuldu. Zor da olsa işyerlerinin korunmasını talep ettiğinde arkadaşlarının gözleri yaşlarla dolmuş, kendini tutmaya çalışanlar bile hıçkırmaya başlamıştı.
Uçakların bakımını yapan servisten teknisyen Conny, bölümlerine bir perspektif sunulmadığını, belirginsizlik içinde olduklarını, tek umudunun transfer şirketinin kurulması olduğunu söyledi.

İŞYERLERİNİ KORUMAK İÇİN
Kabine şeflerinden oluşan bir grup ise kitlesel işten atma ve ister Lufthansa, ister Easyjet, ister Condor olsun alıcı firmaların çekimserliğini ucuza satın almak için bilinçli sürdürülen bir taktik olduğunu iddia ediyorlar.
Kabine şefleri, çoktan beri şirkette çalıştıkları için yüksek maaş aldıklarını, bu nedenle de çıkışlarının verileceğini biliyorlar. Çıkışı kabul ederlerse işsizlik parası alacaklar, çıkışı kabul etmezlerse işlerine hemen son verilecek ve işsizlik başvurusunda bulunamayacakları için ortada kalacaklar. İşsizlik yardımıyla geçinmek zorunda olacaklar. Yaşlı oldukları için de alıcı firmalardan hiçbiri onlara iş teklifinde bulunmuyor.
Bir hostes, maaşlarından feragat etmeye hazır olduklarını şirkete bildirdiklerini, ancak tekliflerinin reddedildiğini, sorunun yaşlı olup olmamak değil, masraflı olanları işten atmak olduğunu söylüyor.

HAYAL KIRIKLIĞI ÖFKE GÖZYAŞI
İşçi temsilciliği (BR) üyesi bir kadın, sendikanın hiçbir konuda kendilerini bilgilendirmediğinden şikayet ediyor. Hepsi, sendikanın mücadele etmeden teslim olmasından rahatsız. Hem şirketin, hem hükümetin hem de sendikanın kendilerine yalan söylediğini, aldattığını düşünüyor. Hükümetin 150 milyonluk krediyi hiçbir koşul öne sürmeden teslim etmesi ise Lufthansa’ya sunulan bir hediye olarak görülüyor.
Kendilerine rakip havayolu şirketlerinden, orada ücretlerin çok düşük, çalışma koşullarının çok kötü olduğundan söz edilmesinden de hoşlanmıyorlar. Onlara göre hiç bir şirket çalışanını düşünmüyor, varsa yoksa kar ve yöneticilerin maaşları.
Air Berlin personeli öfkeli, hayal kırıklığı içinde, belirginsizlikten şikayetçi ama hesap sormaya, mücadele etmeye de hazır. Ama sendika buna hazır ve istekli değil.