2017 Dünya İklim Konferansı: Olumlu ve başarılı adımlarla sonuçlandı

Kemal Yalçın

Almanya’nın Bonn şehrinde, Birleşmiş Milletler İklim Sekreterliği Merkezi’nin etrafındaki geniş alanda, 200 ülkeden, 25 bin kadar delege, araştırmacı, siyasetçi, bilim insanı, temsilci, aktivistin katılımıyla toplanan 2017 Dünya İklim Konferansı 17 Kasım günü olumlu ve başarılı bir şekilde sonuçlandı.

Konferanstan dünya devletlerinin ABD’nin tutumuna rağmen 2015’te imzalanan Paris İklim Anlaşması’na sadık kalmakta kararlı olduğu sonucu çıktı. İki hafta süren konferansa başkanlık eden Fiji’nin başbakanı Frank Bainimarama, konferansta elde edilen sonucun „Paris Anlaşması’yla yakalanan ivmenin sürdürülmesi ve anlaşmanın ruh ve vizyonunun korunmasının önemini vurguladığını“ söyledi.

2015 Paris İklim Anlaşması’ndan çekildiğini açıklayan ABD hükümetine rağmen Amerikan’ın Taahhüdü Koalisyonu’nun oluşturan eyaletler, üniversiteler, bilim insanları, şehirler, şirketler Paris İklim Anlaşması’na bağlı kaldıklarını ve kalacaklarını açıkladılar. Bu olumlu ve umut verici bir gelişmeydi.

Dünya İklim Konferansı’nda ortaya çıkan başka bir önemli olumlu gelişme İngiltere ve Kanada’nın girişimiyle 25 ülke, eyalet ve şehrin iklim değişikliğiyle mücadele için kömür tüketimine karşı bir ittifak oluşturması oldu.

Kömürü terk etmek, iklim değişikliği ile mücadelede hükümetlerin Paris İklim Anlaşması’nda öngörülen „2 derece sınırını“ aşmamak için atabilecekleri çok önemli adım.

Küresel ısınmanın baş nedenlerinden biri kömür. Kömürün yanmasıyla oluşan hava kirliliğinin solunum yolları hastalıklarına ve ölümlere de sebep oluyor. Her yıl 800 binden fazla kişi kömürün yol açtığı çevre kirliliği nedeniyle hayatını kaybediyor. Dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alan ülke, eyalet, bölge ve şehirler Bonn’da devam eden BM İklim Değişikliği Konferansı’nda oluşturdukları Kömür Sonrası Enerji Küresel İttifakı ile enerji üretiminde kömürün terk edilmesi için harekete geçtiler.

Paris İklim Anlaşması’nın hedefleri yerine kömür ve petrol endüstrisine yatırım yapılması gerektiği görüşünde olan ABD Başkanı Donald Trump, insan kaynaklı emisyonların sıcaklık artışının temel nedeni olduğundan şüphe duyduğunu belirtmişti.

Trump’ın hamlesine şu ana dek ekonomisi fosil yakıtlara bağımlı olan ülkeler de dahil olmak üzere dünyanın hiçbir ülkesi destek vermedi. Deyim yerindeyse Trump yönetiminin bu tutumuna „meydan okuyan“ 20 ülke ve ABD’nin 2 eyaleti, 2030 yılından önce kömürden enerji üretimine son verilmesini öngören uluslararası bir ittifaka katıldı.

Yüzyılın sonunda fosil yakıta son

Fosil yakıt endüstrisi, görüşmelerde ele alınan temel konulardandı. Çok sayıda ülke Bonn’daki konferansta yenilenebilir enerji kullanımına odaklanırken, mevcut ABD yönetiminin konferansta düzenlediği tek etkinlik, kömür enerjisini teşvik etmek amacını taşıyordu.

Ülkeler konferansta, 2015 Paris İklim Anlaşması’nın uygulaması için detaylı bir kural kitabı hazırlama noktasında ilerleme kaydetti. Buna göre 21’inci yüzyılın sonunda fosil yakıt kullanımının sonlandırılması hedefleniyor.

Talanoa Diyaloğu

Ülkelerin iklim hedefleri konusundaki hızını artırma amacıyla delegeler, 2018’de, sera gazı emisyonlarını sınırlandırma halihazırdaki planlarını gözden geçirmeye ilişkin bir süreç başlatma konusunda mutabakata vardı. Fiji dilinde „hikâye anlatma ve deneyim paylaşma“ anlamına gelen sözcükten ötürü sürecin „Talanoa Diyaloğu“ olarak adlandırılması kararlaştırıldı.

Her bir ülkenin sera gazı emisyonlarını raporlama ve izleme gibi amaçlar taşıyan kural kitabının gelecek yılın Aralık ayında son halini alması planlanıyor.

Konferansta yaşanan kayda değer gelişmelerden bir diğeriyse, altı yılı aşkın süredir iç savaşla boğuşan Suriye’nin de Paris İklim Anlaşması’nı imzalayacağını açıklaması oldu. Konferansa katılan Suriye delegasyonunun bu açıklamasıyla, Paris İklim Anlaşması’nı desteklemeyen tek BM üyesi ülke olarak geriye ABD kaldı.

Doğru istikamet

Konferansla ilgili tepkiler genel itibariyle olumlu olsa da, çevre ve iklim politikasıyla profesyonel ve sosyal olarak ilgilenen çevreler tarafından daha yapılacak çok iş olduğuna ilişkin uyarılar da geldi.

Çevreci sivil toplum örgütleri, Bonn’da elde edilen sonucun „doğru istikamette atılan bir adım“ olduğunu ancak emisyonları kesmek ve iklim hedeflerine uyum sağlamak isteyen gelişmekte olan ülkelere sağlanacak finansal destek de dahil olmak üzere birçok sorunun gelecek yıl içerisinde çözülmesi gerektiğini söyledi.

Paris İklim Anlaşması, sıcaklık artışının sanayi devri öncesine kıyasla 1 buçuk ila 2 derecenin altında tutulmasını ve böylece kuraklık, sel, sıcaklık dalgası ve yükselen deniz seviyelerinin sınırlandırılmasını öngörüyor. Halihazırda geçerli olan iklim politikalarınınsa 2100 yılına kadar üç derecelik sıcaklık yükselişine yol açması bekleniyor.

Gelecek yılki iklim konferansı 3-18 Aralık tarihlerinde Polonya’nın Katowice kentinde düzenlenecek.

Sonuç

Savaş olur bir gün biter. Fakat okyanusun yutmaya başladığı ülkeleri bir daha geri alamazsın! Yükselen okyanusun suları zengin fakir ayrımı, renk, dil, din, inanç, düşünce farklılığı dinlemez. Herkesi, hepimizi yutar!

Doğa kendi yaralarını sarmaya çalışıyor. Evrim geçiriyor. İncelen ozon tabakasını onarmaya çalışıyor. Doğanın kendini onarmasına, aldığı yaraları iyileştirmesine yardımcı olmak tüm insanların, tüm canlıların temel sorunudur.

İklim değişiklikleri doğada ve dünya devlerinde çok çeşitli, önceden hesaplaması zor zincirleme süreçler sebep olmaktadır ve olacaktır da!

Bu dünya hepimizin! Dünya bizim vatanımız! Başka bir dünya yok!

Dünya’da iklimler hızla değişiyor. Dün inanılmaz olan gelişmeler, şimdi önlenemez gerçeklikler haline geldi. Dünya şimdiki durumuyla kötüye gidiyor. Fakat insanlık dünyadaki bu kötü gidişi durduracak güçtedir. Yeter ki herkes üstüne düşeni yapsın!