Krize yine ‘gurbetçi’ çözümü mü?

Her ekonomik krizde olduğu gibi bu sefer de yurt dışında yaşayan Türkiye kökenlilerin birikimlerinin Türkiye’ye aktarılması gündeme getirildi. Hükümete yakın medya organları tarafından mali krizin atlatılması için “diasporanın da harekete geçmesi gerektiği” şeklinde ifade edilen görüşlere hükümet cephesinden de destek veriliyor. Çözüm içinse “diaspora bonosu” modeli öneriliyor.

Türkiye’nin içinde düştüğü mali krizin aşılması için hükümet bir taraftan Almanya ve Katar başta olmak üzere değişik ülkelerle yapılan görüşmelerle mali destek ararken yurt dışında yaşayan Türkiye kökenliler de kaynak seçeneklerinden birisi olarak gündeme geldi.

Daha önceki krizlerde olduğu gibi bu kez de “işçi dövizi” önemli bir kaynak olarak gösteriliyor. Yandaş gazetelerden Star’da İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Mehmet Köse tarafından “Ekonomik mücadelede Türk diasporası” başlığıyla kaleme alınan, daha başka AKP İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu ve UID (Uluslararası Demokratlar Birliği) tarafından sosyal medya üzerinden yaygınlaştırılan görüşe göre, ‚bu zor dönemde Türkiye kökenli göçmenlere de sorumluluk verilmesi gerektiği‘ ifade ediliyor.

Geçmişten bugüne “işçi dövizlerinin” Türkiye ekonomisi içindeki payının önemli olduğunu anlatan Köse şunları yazıyor: “Son yıllarda 14-15 milyar dolar civarındaki katkısıyla Türkiye’nin döviz rezervinin yüzde 15-20’sini oluşturan işçi mevduat hesaplarının büyüklüğü 80 ve 90’lı yıllarda neredeyse döviz rezervlerinden daha fazlaydı. İstatistiklere yansıyan bu rakamlar sadece resmi banka transferlerini kapsamaktadır. Posta havalesi, elden iletilenler ve diğer para transfer yöntemleri ile gönderilen dövizlerin miktarları da dikkate alındığında Türk işçilerinin anavatanlarının krizlere karşı ayakta durabilmesi için yaptığı katkı çok daha iyi anlaşılacaktır. Döviz darboğazının yaşandığı dönemlerde yurt dışındaki işçilerin sağladığı kaynaklar, Türkiye’nin enerji temini, hammadde ve ürün ithalatında can simidi olmuştur.”

Benzer şekilde IMF’nin (Uluslararası Para Fonu) ’Finance & Development’ dergisinde bir makale kaleme alan Vanderbilt Üniversitesi’nden Prof. Suhas Ketkar ve Dünya Bankası Kalkınma Görünümü Grubu Başekonomisti Dilip Ratha de, Türkiye dahil dışarıda diasporası bulunan ülkelerin “yurtseverliğini ispat”’ olarak görülen özel bonolar çıkarmaları önerisinde bulundular.

Yapılan önerilerde, yurt dışındaki birikimlerin Türkiye’ye aktarılması için daha önceki hükümetler tarafından gündeme getirilen ve desteklenen yüksek faiz, kar ortaklığı gibi modellerden çok Hindistan, İsrail gibi ülkelerin yıllardır başvurduğu “diaspora bonosu” örnek gösterildi. Alıcısına sabit gelir sağlayan devlet tahvilleri daha çok politik nedenlerle satın alınıyor. Özellikle İsrail’in bu yolla yurt dışında yaşayan Yahudilerden kaynak elde ettiği biliniyor.

AKP’nin de daha çok kendisine bağlı kesimlerin birikimlerini bu şekilde Türkiye’ye aktarma politikası izleme niyetinde olduğu anlaşılıyor. Şimdilik hükümet tarafından yüksek sesle ifade edilmese de, krizin derinleşmesi ve uzaması halinde bu seçeneğin de güçlü şekilde gündeme getirileceği tahmin ediliyor.

Böylece, göçmen emekçilere “döviz kaynağı” olarak görme politikasının aslında pek değişmediği anlaşıyor. Ancak, Avrupa ülkelerinde yaşayan ve zaten alım güçleri sürekli düşen Türkiye kökenlilerin birikimlerini Türkiye’ye aktarmaları da o kadar kolay görünmüyor. Ayrıca, daha önce milli ve dini duygular suistimal edilerek Merkez Bankası’na ya da İslami holdinglere aktarılan birikimlerin önemli bir bölümü geri alınamamıştı.

Bu nedenle ‚gurbetçiyi döviz kaynağı‘ sayma biçimindeki eski politikanın sözde daha modern biçimde “bono” adı altında yeniden gündeme getirilmesi de öncekiler kadar vatandaşa zarar verme potansiyeli taşıyor. (YH)