Göçten anladıkları ucuz işgücü

Almanya’da yıllardır gündemde olan Göç Yasası konusunda ilk kez hükümet tarafından bir taslak hazırlandı. İçişleri, ekonomi ve çalışma bakanlıkları tarafından ortaklaşa hazırlanan taslakta asıl olarak Almanya’nın kalifiye işgücünün ucuza kapatılması hedefleniyor. Ülkede yıllardan beri yaşayan göçmenlerin entegrasyonu ve kalifiyeli hale getirilmesi ise pek gündemde değil.

Üç bakanlık tarafından hazırlanan ve basında yer alan taslak metinde asıl olarak yurtdışından kalifiyeli işgücünün düşük ücretle getirilmesi yoluyla, Almanya’nın ihtiyaç duyduğu işgücünün karşılanması üzerinde duruluyor. Bu çerçevede yüksek derecede vasıflı olanlar ve yüksek okul diploması bulunanlara kapılar açılıyor. Taslakta daha önce gündeme getirilen puan sistemi ise yer almıyor.
Göç Yasası’nda ayrıca daha önce bazı işlerin öncelikle Almanya’ya yaşayan çalışanlar tarafından doldurulması, bu yapılamadığı takdirde yurtdışından eleman getirilmesini sınırlayan yasaların da gözden geçirilmesi gerektiği yer alıyor.
Hükümet partileri SPD ve CDU/CSU tarafından üzerinde anlaşmaya varılan göç yasası taslağında özellikle vasıflı işgücü açığının Alman ekonomisini büyük risklerle karşı karşıya bırakacağına dikkat çekilerek, demografik değişik konusunda yaşananların dışarıdan getirilecek işgücüyle giderilmesi düşünülüyor. Sığınmacıların Almanya’ya gelmesine karşı çıkan ve gelenlerin de sınırlardan geri gönderilmesini savunan İçişleri Bakanı Horst Seehofer tarafından açıklanan taslakta, iltica başvurusunda bulunan ancak başvuruları kabul edilmeyen kalifiye işgücüne de iş piyasasının açılması gerektiği yer alıyor. Özellikle de SPD bu konuda ısrar ediyor ve bir düzenlemenin mutlaka yapılmasını istiyor. Sığınmacıların iş piyasasında yer almasının yararlı olacağını üzerinde duruyor. Muhalefet partisi FDP ise puan sistemiyle kalifiye işgücünün getirilmesini istiyor.
Taslakta çalışma ve eğitim amacıyla Almanya’ya gelmek isteyenler arasında dil bilenlere, genç olanlara öncelik verileceği de belirtiliyor. Özellikle de bir işyeriyle anlaşan ve geçimini sağlamayı güvenceye alanların gelmesi yönünde yasal düzenlemelerin yapılması öneriliyor. Almanya’ya geldikten sonra bir iş bulamayan ancak vasıflı olanlara ise verilecek geçici oturum hakkıyla bir süre iş arama imkanı yaratılıyor. Ancak bu süre içinde sosyal yardım almaması şartı bulunuyor.
Öneriler arasında yurt dışında alınan diploma ve sertifikaların hızlı şekilde tanınması da yer alıyor. Taslakta, yurt dışındaki belgelerin tanınması konusundaki bürokratik engellerin kaldırılması da bulunuyor. Bu da iş piyasasının yeni işgücüne açılması ikonusunda Almanya’da var olan stardartların gerisinden hareket edileceği anlamına geliyor.

KONSOLOSLUKLARA ÇALIŞMA AJANSI MİSYONU
Taslakta Almanya ve AB ülkelerinin konsoloslukları ve büyükelçiliklerinde “çalışma ajansı” misyonu veriliyor. Yasa taslağında, konsolosluklar ve büyükelçiliklere gelmek isteyen kalifiyeli işgücüne yardımcı olunması isteniyor. Ayrıca yurtdışından Almanya’da iş bulmaya yardımcı olunması da planlar arasında yer alıyor.
Taslakta ayrıca belirlenen kriterlere uymayan, yasaları ihlal edenlerin ise hızlı şekilde sınır dışı edilmesi gerektiği de bulunuyor.
Alman Sanayi ve Ticaret Odaları (DIHK) Başkanı Eric Schweitzer de taslağı selamlayarak, özellikle de bilgisayar alanında aşırı derecede işgücüne ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Schweitzer, halen 1 milyon 600 bin vasıflı işgücüne ihtiyaç duyulduğunu da açıkladı.

HEDEF DÜŞÜK ÜCRETLİ İŞGÜCÜNÜ ÇOĞALTMAK
“Göçü düzenleme ve sınırlama-AB vatandaşları ve yabancıların uyum ve yerleşim hakkını düzenleme” üst başlığıyla hazırlanan Göç Yasası’nın bir benzeri 2014 yılında SPD-Yeşiller Hükümeti tarafından hazırlanmış, ancak hayata geçirilememişti. Die Zeit gazetesinde yer alan habere göre şu anda Almanya’da 50 değişik oturum biçimi var. Yasayla bunların sadeleştirilmesi de hedefleniyor.
Ancak asıl hedefse yurtdışından kalifiye ve düşük ücretle çalışabilecek işgücü getirmek. Ülkede yaşayan göçmenlerin daha vasıflı hale getirilmesi, var olan hukuksal ve sosyal ayrımcılığın giderilmesi ise gündemde bulunmuyor. Halbuki, yılardır Almanya’da yaşayan ancak vasıflı olmadıkları, yeterli dil bilmedikleri için milyonlarca göçmen kısa süreli, düşük ücretli işlerde çalışıyor. Bu nedenle hükümetin asıl hedefi var olan eşitsizliğe bir yenisini daha ekleyerek, düşük ücretli işgücünü artırmak olarak kendini gösteriyor. İşgücü arttığı takdirde rekabet artacak ve şirketlerin daha düşük ücretle yerli ve göçmenleri çalıştırması kolaylaşacak. (YH)

 


Yardım alan sığınmacı azaldı

Federal İstatistik Dairesi’nin verilerine göre devlet geçen yıl 468 bin iltica başvurusunda bulunan sığınmacıya maddi ve sosyal yardımda bulundu. Bu sayı, bir önceki yıla oranla yüzde 36 azaldı. 2016 yılında 728 bin sığınmacıya devlet yardımları yapılmıştı. Bu kişiler arasında geçici koruma statüsü ile geçici oturma izni alan sığınmacılar da yer alıyor. İltica talebinde bulunup kendi mali olanaklarıyla geçinen sığınmacılar da var. En az 350 bin sığınmacının iş piyasasında yer aldığı daha önce açıklanmıştı.
2017 yılında iltica talebinde bulunarak devletten maddi ve sosyal yardımlar alanların yarısından fazlası (yüzde 55) Asya, yüzde 22’si Afrika, yüzde 20’si ise Avrupa’dan geliyor.
Federal İstatistik Dairesi’ne göre, sığınmacıların Almanya’ya geldikleri ilk 15 ay süresince barınma, yeme-içme, okul, ilaç, tedavi gibi temel ihtiyaçları karşılanıyor. Ardından mali yardımın miktarı artırılabiliyor. İstatistiklere göre, Almanya devlet yardımı alan sığınmacılara 2017’de toplam 5 milyar 900 milyon euro harcadı. Bu miktarda 2016’ya göre yüzde 38 düşüş kaydedildi. (YH)