Erdoğan’ın Köln ziyaretinden geriye kalanlar

YÜCEL ÖZDEMİR

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan elbette ilk kez Köln’e gelmiyor, ama bu gelişi öncekilerden farklı olarak daha derin izler bıraktığı bugünde söylenebilir. Bunun asıl nedeni elbette lehte ve aleyhte yapılan gösterilerdi. Aleyhte yapılan gösterilerden başlayacak olursak, beklendiği gibi güçlü olmadı. Alevi örgütlerinin Ebertplatz’da, Alman antifaşistlerin, Türkiyeli ilericilerin ve Kürtlerin içinde yer aldığı “Erdoğan not Welcom” inisiyatifinin Deutzer Werft’te yaptığı eyleme katılım ancak binlerle ifade edebileceğimiz sayıdaydı. Hal böyle olunca, karşı gösteriler Alman basını tarafından biraz da ti’ye alınarak verildi. Halbuki bir gün önce Berlin’de yapılan ve önemli bir bölümü Almanlardan oluşan gösteri ülke genelinde ses getirmişti.

Köln’deki gösterilerin zayıf geçmesinin nedenlerinden birisi, 25 Mayıs 2014’de yine Köln’de 50-60 bin insanı biraraya getiren örgütlerin bu kez ayrı tutum almasının yarattığı kafa karışıklığı ve yarattığı olumsuz motivasyon. Erdoğan’a karşı ortak tutum alma, birlikte miting düzenleme, geçmişte yaşanan bazı olumsuzluklar nedeniyle başarılamadı. Ancak zayıf geçmesinin tek nedeninin bu olmadığı da açık. Yeteri kadar ön çalışmanın yapılmaması, Türkiye’deki baskı ve sindirmenin Avrupa’ya kadar ulaşması ve özellikle Türkiye’ye gidecek olanlar arasında geride durma eğilimine yol açması da nedenler arasında yer alıyor. Yine, özellikle Kürt kurumlarının uzunca bir süredir değişik nedenlerle sık sık sokağa çıkmasının getirdiği “yorgunluğun” da payı bulunuyor.

ALMAN HALKI SINAVDAN BAŞARIYLA ÇIKTI

Denilebilir ki; bu süreçte Alman halkı daha olumlu bir sınav verdi. Berlin’de Potsdamer Platz’da başlayan ve Siegesäule’de biten gösteriye katılan Alman emekçileri ve gençlerinin yoğunluğu dikkat çekiciydi. Eyleme katılanların neredeyse yarısını oluşturuyordu. Nitekim, Alman basını ve muhalefeti de ziyarete karşı aldıkları tutumla olumlu bir sınav verdi. Özellikle de kendi hükümetlerine yönelttikleri eleştirilerle… Her fırsatta otoriter bir rejimle ilişkilerin normalleştirilmesinin normal bir durum olmadığına işaret edildi. Farklı gazeteci örgütleri bir araya gelerek ortak açıklama yaptı.

Benzer bir tablo aslında Köln’de de vardı. Deutzer Werft’te yapılan gösteriye azımsanmayacak sayıda Alman ilerici katılarak tutum aldı. Erdoğan’ın açılışını yaptığı DİTİB önünde yapılan gösterilerde de açık tutum alındı. Sabahın erken saatlerinden itibaren caminin etrafında kurulan barikatların önünde toplanan Erdoğan taraftarlarıyla Alman vatandaşları arasında yaşanan tartışmalar ise görülmeye değerdi.

Bazı evlerin penceresinden Erdoğan’ın ziyaretine karşı, Türkiye’deki demokratik güçleri destekleyen pankartlar salındı. Ellerinde basın ve düşünce özgürlüğüne dair talepleri sıralayan Alman vatandaşları Erdoğan taraftarları arasında dağılarak, seslerini duyurmaya çalıştılar. Friesenplatz’dan DİTİB camine giderken, Venloer Caddesi ile Innere Kanal Caddesi’nin kesiştiği, Telekom binasının dibindeki kavşakta ise eşine az rastlanılabilen bir manzara vardı. Polisin kurduğu barikatın bir yanında Alman antifaşistleri, Türkiyeli demokrat-ilerici kesimler, diğer yanında ise 30-40 kişilik bir Erdoğan taraftarı vardı.

Bir taraf “Demokrasi”, “Basın Özgürlüğü” diye bağırırken, diğer tarafta ellerinde Türk bayrakları ve Erdoğan fotoğraflarıyla tempolu şekilde “Re-cep Tay-yip Er-do-ğan” temposu yükseliyordu. Tablo tam anlamıyla münazara yarışmalarını hatırlatıyordu. Birbirine laf atmalar, dalga geçmeler, alaya almalar saatlerce sürdü. Kimi zaman yüksek, kimi zaman alçak sesle. Erdoğan taraftarları arasında her yaştan insan vardı. Kadınların sayısı hiç de az değildi. Bu arada yanımızdan duran kadınlardan birisi, “Camiye girmesem de burada onunla aynı havayı solumak benim için yeter” diyordu.

ALMANLAR TARTIŞIYOR

Karşılıklı sloganların yükseldiği ortamda bir süre sonra aradaki polis kordonu biraz daha kalınlaşmaya başladı. Zira tansiyon zaman zaman yükseliyordu. Ama yine de bir kavga-gürültü çıkmadı. Alman kadınlarının Erdoğan taraftarlarıyla tartışması ise dikkate değerdi. Her fırsatta Almanya’da eşit ve daha fazla demokratik haklar isteyenlerin neden başkalarına saygı duymayan otoriter rejime taptıkları sorgulanıyordu. Böyle bir tabloya Türkiye’de rastlamak pek mümkün değil. Çünkü Erdoğan taraftarları, bu durumlarda genellikle karşıdakileri şiddetle bastırıyor. Ancak yer Almanya, karşıdaki de Alman olunca daha temkinli bir yaklaşım dikkat çekiyor.

Innere Kanal Caddesi ile Vogelsang Caddesi arasında yolun iki tarafında ise popstar karşılar gibi dizilen kalabalığın arasında döviziyle karışan orta yaşlı bir Alman kadın, hararetli şekilde güneş gözlüklerini takmış genç bir erkekle tartışıyordu. Genç durmadan Erdoğan’ın yüzde 53 oyla seçildiğini, demokratik yoldan seçilmiş birisinin herşeyi yapmaya hakkının olduğunu anlatıyordu. Alman kadın ise demokratik olmanın tek başına fazla oy almayla ilgisi olmadığını, azınlık haklarına da sahip çıkılması gerektiğini ifade ediyordu. Ne var ki, tarafların birbirini ikna etmesi pek mümkün değildi.

Biraz ilerle yaşlı bir kadın ise Erdoğan taraftarlarıyla Kürt sorununu tartışıyordu. Abartılı güvenlik önlemlerinden ötürü evlerine dolambaçlı uzun yollardan ulaşmak isteyenler de rahatsızlıklarını polise anlatıyordu. Bütün bu tartışmaların yapıldığı köşenin tam karşısında ise Hanau’dan gelen bir grup “Reis Sedat Peker’e selam” gönderiyordu.

Belirtmemiz gerekiyor ki; Erdoğan için sokağa çıkanlar arasında sadece Peker taraftarları yoktu. Çok sayıda MHP taraftarı da sembolleriyle eylemde boy gösterdi. Olanlar, Erdoğan’ın Köln için sıradan bir devlet misafiri olmadığını gösterdi. Hem taraftarlarını hem de karşıtlarını sokağa çıkaracak bir misafir. Hem de çoğunluk tarafından istenmeyen misafir oldu.


DİTİB CAMİSİ’NDEKİ FOTOĞRAFIN ANLAMI

Erdoğan’ın Köln’e gelişine vesile olan DİTİB caminin açılışındaki fotoğraf ise sokaktan farklı. Sadece Türkler bir arada. Caminin açılış törenine Erdoğan ve bakanlarının dışında bir tek Alman katılmadı. Eyalet başbakanı, Köln belediyesinin eski ve yeni başkanları, caminin bulunduğu Ehrenfeld ilçesinin belediye başkanı, siyasetçiler ve toplumun diğer kesimleri… hiç birisi törende yoktu. 7 Haziran 2017’da hizmete konulan caminin Erdoğan tarafından bu şekilde yeniden açılmak istenmesi, buna gösterilen tepkiler ve cami yönetiminin takındığı tutum aslında DİTİB’in “Almanya’ya ait olmadığı”nı net olarak gösterdi. Her bakımdan Erdoğan’ın Almanya’daki uzantısı olduğu bu vesileyle bir kez daha görüldü.

Törendeki “tek”lik aslında DİTİB ve onun bağlı olduğu kesimlerin Almanya’daki “birlikte yaşam” anlayışını göstermiş oldu. Bu anlayış, içinde yaşanılan toplumdan kopuk, kendi içine kapalı ve çoğunluk toplumuna karşı önyargıları körüklemeden başka bir şey değildir. Bu elbette Almanya’daki Türkiye kökenli göçmen emekçiler açısından oldukça tehlikelidir. Özellikle de bu “devlet cemaati”ne sempati duyanlar açısından.

Dolayısıyla, önümüzdeki süreç gerçek anlamda birlikte yaşamdan yana olanlara hem yeni imkanlar hem de büyük sorumluluklar yüklüyor.