Otomobil tekellerinin gözü doymuyor

Dizel skandalı, dizel otomobil kullanma yasakları, WLTP testleri, otomobil karteli, elektro motor… Alman otomobil sanayisi dünya genelindeki “lider pozisyonunu” kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Tekel yönetimleri devletin otomobil sektörüne daha fazla sahip çıkmasını talep ediyorlar. Yüz binlerce işyerinin tehlikeye gireceğini, otomobil fabrikalarının bulunduğu şehirlerin terk edilmiş şehirlere döneceği gibi felaket senaryoları çizen tekel yöneticileri, önümüzdeki yıllarda daha fazla kaynak almak istiyorlar. VW tekeli Emden ve Hannover’de fabrikalarda Passat ve Transporter üretimine son verecek.

2015 sonbaharından bu yana Alman otomotiv sanayisinin başı ‘dertten’ kurtulmuyor. VW ile ABD’de başlayan ve “dizel skandalı” olarak Alman endüstri tarihine geçecek olan sahtekârlık bugün tüm Alman otomobil tekellerini kapsıyor.

VW tekeli şimdiye kadar sadece ABD’de 25 milyar Euro harcamak zorunda kaldı. Tekelin birçok menajeri ABD’de tarafından kırmızı bültenle arandığı için Almanya’yı bile terk edemez hale geldiler. Almanya’da da artan kamuoyu baskısıyla tekelin değişik bölümlerine yönelik soruşturmalar devam ederken Audi Şefi Rubert Stadler ihtiyati tedbir olarak cezaevine konuldu.

‘TENCERE DİBİN KARA, SENİNKİ BENDEN KARA’

VW tekeline ait (VW, Audi, Skoda, Seat ve Porsche) marka otomobillere yanıltıcı yazılım programı yüklediği ortaya çıktığında Daimler ve BMW, “bizim araçlarımızda bu tür bir program yok – bizim dizel motorlu araçlarımız her ülkenin çevre kanunlarına uyumlu üretilmiştir” diye reklam bile yaptılar.

Daimler Şefi Dieter Zetsche bir adım daha ileri giderek bütün çalışanlarına gönderdiği mektupta, “ürettiğiniz araçlarla onur duyabilir ve rahatlıkla tanıdıklarınıza satın alınabilecek araç olarak önerebilirsiniz. Bizim şirket kültürümüzde sahtekârlığa yer yok” diyordu.

Mektubun ve açıklamaların üzerinden çok fazla bir zaman geçmeden Daimler ve BMW’nin de benzeri derece yanıltıcı yazılım programlarıyla çalıştıkları ve milyonlarca müşterilerini “temiz dizel” sloganıyla kandırdıkları ve birçok ülkenin çevre ve ticaret yasalarını çiğnedikleri ortaya çıktı.

“KÂRDA DÜŞME EĞİLİMİ” UYARILARI

Asıl olarak Almanya dışında ve sınırlı ölçüde Almanya’da da dizel skandalı bağlantılı soruşturmalar, mahkemeler devam ederken Almanya’da kamuoyu baskısıyla eski dizel araçlara 15 şehir merkezine girme yasağı getirildi. Bu konuyla ilgili itirazları değerlendirene mahkemeler devam etse de bunların sonucu etkilemeyeceği sadece erteleyeceği üzerine herkes hemfikir.

Diğer yanda ise piyasaya sürülen bütün yeni araçlar için WLTP* adı altında yeni bir test yürürlüğe girdi. Uzun süre bu testlerin yürürlüğe girmemesi için AB düzeyinde lobi çalışması yapan otomobil tekelleri bu konuda başarılı olamadılar. Testlerin yürürlüğe girmesini engelleyebileceklerini kesin gözüyle bakan özellikle Alman ve Fransız tekeller bu konuda neredeyse hiçbir hazırlık yapmadılar. Bugün ise yeni araçlar testi yapmadıkları için trafiğe salınmıyorlar. Bütün otomobil tekelleri Almanya’nın birçok bölgesinde yüz binlerce aracı geçici olarak park etmek için yerler kiralamak zorunda kaldılar, satışlar da bu arada ciddi olarak düştü.

Bu yılın üçüncü çeyreğinde araç satışları Temmuz’da bir önceki yıla göre aynı kalırken Ağustos ayında %32, Eylül ayında ise %24 düştü. Bu durumun dördüncü çeyrekte de devam etmesi bekleniyor.

Buna bağlı olarak BMW, Daimler ve VW yıl sonu hedefleri kapsamında “kârda düşme eğilimi var” diye hissedarlarını uyarmak zorunda kaldılar. BMW’nin kârı üçüncü çeyrekte %27 düşerken bu oran VW’de %8 dolayında gerçekleşti.

TÜKETİCİLER HALA ALDATILIYOR!

Porsche bir yana özellikle Audi, BMW ve Daimler otomobil şirketlerinin AB genelinde olduğu gibi ABD hariç tüm dünyada sattıkları araçların %60-80 arası dizel motorlu araçlardı. Az harcadığı için tercih edilen bu araçları bugün ise kimse almak istemiyor. Araç sahipleri ise ellerindeki araçların her geçen gün değer kaybetmesini engelleyemiyorlar.

Tekel yönetimleri ve devlet dizel araçlar konusunda tüketicileri aldatmayı hala sürdürüyorlar. Üretip depolarda beklettikleri dizel motorları piyasaya sürmek için geçtiğimiz yıl devlet otomobil tekellerine özel kampanyalar için izin verdiler. 5.000 ila 15.000 Euro arası “çevre primi” (“Umweltprämie”) adı altındaki indirimlerle(!) on binlerce tüketiciyi eski dizeli verip yenisini almaları ikna edildi.

Bugün bu kampanyalar hala devam ediyor. Audi, Alfa Romeo, Renault, Jaguar, Jepp 10 bin – 11 bin 500 bin, Ford ve Opel 8 bin, BMW 6 bin… liste uzayıp gidiyor. Bir ay önce Federal Trafik Dairesi dizel Euro1- Euro 4 araçları olan 1,5 milyon kişiye mektup göndererek Alman otomobil şirketlerinin “ver eskiyi al yeniyi” kampanyasına ‘dikkat çektiler’ – yani reklam yaptılar!

Tüketicileri ise devlet ve tekeller el ele verip aldatmayı sürdürüyorlar. Euro1, 2, 3 ve 4 dizel motorlu araçlar bugün birçok şehir merkezine girmeleri özel düzenlemelere tabi tutuluyor. İkametgâhı başka şehirde olanlar çok sayıda şehrin merkezine giremiyorlar.

Euro 5 motorlu araçlar ise şimdilik 15 şehrin merkezine giremiyor. Bu 15 şehirde dizel araçların trafiğe çıkmaları tümden yasaklanması da gündemde. LLC enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmaya göre her yıl dünya genelinde 107.000 insan dizel egzoz gazlarından yaşamını yitiriyor. Tüm bunlar bilinmesine karşın CDU/CSU/SPD hükümeti hala tekellere destek vermek için yol ve yöntemler üzerine çalışıyor.

FATURA İŞÇİLERE ÇIKARILIYOR

Otomobil tekelleri dizel teknolojisinden son ana kadar en yüksek kârı elde etmek için her türlü yol ve yöntemle çalışırlarken faturayı işçi ve emekçilere çıkarmayı sürdürüyorlar. VW tekeli dizel skandalının faturasını 2017 sonunda yürürlüğe koyduğu ve her yıl 5 milyar Euro tasarruf edilmesini içeren “yeniden yapılanma” planıyla işçilerin sırtına yıktı. Şimdi de “elektro motor atılımı” adı altında dünya genelinde 44 milyar Euro yatırım yapmayı planlayan tekel yönetimi bunun faturasını da işçilerin sırtına yıkıyor.

VW tekelinin planlarına göre VW Emden’de Passat üretimi 2022 yılında sona erecek, Hannover/Stöcken’deki Transporter üretimi ise 2024 yılında sona erecek. Tekelin yaptığı açıklamaya göre Transporter en geç 2024 yılında Türkiye’deki Ford tesislerinde üretilmeye başlayacak.

Her iki fabrikada da yeni elektro modellerinin üretileceğini de açıklayan tekel yönetimi, “Elektro araçların üretiminde daha az personele ihtiyaç duyulduğu biliniyor. Biz VW olarak bunun mümkün olduğunca sosyal açıdan herkes için kabul edilebilir bir tarzda çözülmesi için çalışacağız” denildi.

VW Tekeli Genel İşyeri İşçi Temsilciliği Başkanı Bernd Osterloh’da tekelin planlarını savunuyor; “Normal akaryakıt motorları 1200 civarında parçadan oluşuyor. Elektro motorlar ise 200 parçadan oluşuyor. Bu bile üretim için ne kadar işçi gerektiği konusunu ortaya koyuyor” diyerek planlanan işçi kıyımını haklı çıkarmaya çalıştı.

*WLTP – Worldwide harmonized Light vehicles Test Procedure – “Dünya çapında uyumlaştırılmış hafif araçlar test prosedürü”


‘Devlet kasalarını bize açsın’

Volkswagen tekelinin şefi Herbert Dies, Alman devletinin son 30 yıldır endüstri için politika yapmadığını ileri sürdü. Özellikle otomobil şirketlerine karşı bir antipati oluştuğunu ve bunun partileri de sardığını ileri süren Dies, “Partiler içinde otomobil sanayisinin geleceği için bir planı, perspektifi olan yok” dedi.

“Almanya ve Avrupa Birliği’nin Çin gibi rakiplerle boy ölçüşebileceği alt yapıya ihtiyacımız var” diye konuşan Dies, “Ama bunun yerine hükümet dizel zirveleri gibi şeylerle oyalanıyor. Gördüğüm kadarıyla Almanya’daki siyasetçiler seçimden seçime düşünüyorlar, ama bizim gerçek bir sanayi politikasına ihtiyacımız var” dedi.

Çin gibi ülkelerin elektro ulaşım konusunda çok ciddi adımlar attığını söyleyen Dies, “Bizde ne bunu kaldırabilecek bir elektrik ağı var ne de araçların akülerini doldurabilecekleri elektrik istasyonları ağı var” dedi.

Otomobil sanayisinin “vergi kaynağı” olarak sağıldığını ileri süren Dies, “Almanya’da otomobil sektörü hiçbir zaman sübvanse edilmedi, kaynak sunulmadı” dedi.

KAYIKÇI DÖVÜŞÜ

Dies’in bu sözleri üzerine politikacılardan sözde tepki geldi. Eleştirilerin kabul edilmez olduğunu söyleyen Federal Ulaştırma Bakanı Andreas Scheuer, “Önce siz piyasaya sürebileceğiniz araçları üretip ortaya koyun ondan sonra başkalarını eleştirin” dedi. Hükümetin üzerine düşenleri yaptığını söyleyen Scheuer, “Milyarları yeni teknolojiler için sunduk. Ama ortaya çıkan pek fazla bir şey yok” dedi.

Federal Ekonomi Bakanı Peter Altmeier ise yaptığı açıklamada, “Siz ne zaman üzerinize düşeni yapacaksınız. Tüketicinin fiyat ve kullanım konusunda ikna olacağı araçları ne zaman üreteceksiniz. Bizi eleştirmek yerine üzerinize düşeni yapın” dedi.

Aslına bakılırsa yukarıda kısmen tarif edilen tablo adeta bir kayıkçı dövüşünü andırıyor. Özellikle Federal Ulaştırma Bakanlığına bağlı olan Federal Trafik Dairesi’nin bir ay önce 1,5 milyon eski model dizel aracı sahibine gönderdiği mektup kamuoyunda “ devlet tekeller için reklam yapıyor” diye eleştirilmişti. Ayrıca son dizel zirvesinde varılan anlaşmaya göre otomobil tekelleri söz konusu dizel aracı sahiplerine, yeni araç almaları durumunda indirim yapacakları ve dizel yasağının getirilmesi muhtemel olan 15 şehirdeki araç sahiplerine ise arabalarına egzoz salınımını düşürecek tamir için 2020 yılından itibaren para vermeyi taahhüt etmişlerdi.

Diğer yanda ise şuan elektro araçların üretim maliyetlerinin %40’ı akü üretiminde harcandığı için devlet, bu alana özel yatırım yapma sözü verdi. Özellikle BMW ve VW tekellerinin bu konuda Çinli ortaklarla fabrika kurmaları için özel teşvik programları hazırlanıyor.


TEKNOLOJİDE GERİ KALDILAR

Uzun yıllar Alman devleti sayesinde AB çevre yasalarının sertleştirilmesini engelleyen, en fazla zehir saçan dizel motorlu araçları değişik yollardan teşvik edilmesini sağlayan Alman tekelleri özellikle elektro motor başta olmak üzere değişik alternatif motor araştırmalarına neredeyse hiç yatırım yapmadılar.

Alman otomobil tekellerinin en büyük rakibi Toyota, Toyota ve tekele bağlı Lexus markasının bütün modellerinde hibrid ve elektro motor alternatiflerini uzun yıllardır sunuyor. Alman tekelleri “kârda düşme eğilimi var” uyarıları yaparken Toyota bu yılı 18,6 milyar Euro kârla kapatmayı planlıyor.

Almanya ihracat fazlasının %75’lik bölümünü gerçekleştiren otomobil sanayisine her türlü desteği sunarken diğer emperyalist ülkelerde boş durmuyor tabi ki. Japonya ve ABD’de tüm otomobil tekellerinin yararlandığı “ulusal AR-GE” enstitüleri alternatif motor araştırmalarına devlet bütçelerinden kaynak aktarıyorlar. Çin ise bu konuda hiçbir çok daha açık davranarak ulusal otomotiv sanayisine her türlü desteği açıktan sunuyor. Önümüzdeki yıllarda Çin’de piyasaya girecek olan araçlar arasında elektro motorlu araçların oranının sürekli yükseltilmesi için kotalar belirledi. Bu kotalar özellikle yabancı tekeller için büyük bir engel anlamına geliyor. Alman tekelleri Çin piyasasındaki pozisyonlarını kaybetmemek için bu ülkeye yönelik özel yatırımlar ve ortaklıkları gündemlerine almak zorunda kaldılar.