Kadına yönelik şiddet protesto edildi

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü çerçevesinde Almanya’nın bir çok şehrinde bir haftaya yayılan etkinlikler ve protesto gösterileri yapıldı.Almanya’da da kadına yönelik şiddetle ilgili rakamların yüksekliği karşısında alınan önlemlerin yetersizliğine dikkat çekilen etkinliklerde, ırkçılık ve cinsiyetçilik de protesto edildi.

Köln, Essen, Berlin, Bochum, Münih, Hamburg gibi şehirlerde yapılan etkinliklerde, kadın örgütleri ve kadın yardım kuruluşları, şiddete uğrayan kadın sayısının kayıtlara geçenden çok fazla olduğunu belirterek halen şiddet olaylarını bireysel sorun olarak görüp suç duyurusunda bulunmayan çok sayıda kadın olduğunu dile getirdiler. Eylemlerde, kadın sığınma evlerinin yetersizliği, gerekli bütçelerin ayrılmaması da gündemdeydi.

Şiddet mağduru kadınlar için ihtiyaç duyduklarında bir kadın evinde yer bulamamalarının trajik sonuçlara yol açtığının dile getirildiği konuşmalarda, tek bir kadının dahi dışarda kalmayacak şekilde bu sorunun çözümü istendi.

Kürtaj yasasını düzenleyen 218 ve 219 paragraflarının kadınların lehine düzenlenmesi, çağdışı yasaların değişmesi gerektiği de eylemlerde dile getirildi. Ceza yasasındaki 219 a maddesi kürtajla ilgili bilgilendirme yapılmasını yasaklıyor, kürtajın nasıl ve nerede yapılacağını öğrenme olanaklarını yok ediyor. Bu bilgilendirmeyi yapan doktorlar da cezai soruşturmalarla karşı karşıya kalıyor. Hessen’de bu konuda bir dava halen devam ediyor ve son dönemlerde kadınların yaptığı bütün eylemlerde kürtaj yasalarının değiştirilmesi talepleri de dile getiriliyor.

Kadın örgütleri, şiddetin kültürel, etnik bir problemmiş gibi dile getirilmesine de öfkeli. Bu durumun ırkçı örgütlenmeler tarafından kullanıldığı, önyargıların körüklenmesi ve ırkçı propagandalara malzeme yapıldığına dikkat çekilen eylemlerde, şiddetin yaşadığımız sistemin ve ataerkil ilişkilerin bir sonucu olduğuna vurgu yapıldı. Bu nedenle hem ırkçılık ve cinsiyetçiliğe hem de kapitalizme ve ataerkiye karşı pankart ve sloganlar da eylemlerde yer aldı.

Göçmen kadınların eşten bağımsız oturma ve çalışma hakkı, İstanbul Konvansiyonu’nun istisnasız ve çekincesiz yürürlüğe girmesi de talepler arasında. Kadınlar eylemlerde, bedenleriyle ilgili kararları ancak kendilerinin verebileceğinin, ne giyip giymeyeceklerine karışılmasına müsaade etmeyeceklerini, geceleri sokaklarda korkusuzca dolaşabilmek istediklerini de attıkları sloganlarla dile getirdiler.