Belçika: Bir kaşık suda hükümet krizi

Aylarca hükümetlerin kurulamadığı ülke olarak bilinen Belçika yeniden hükümet krizi yaşıyor. Dört yıl önce yapılan genel seçimlerin ardından uzun pazarlıklar sonucununda Liberal Parti’den Charles Michel öncülüğünde kurulan dört partili koalisyon hükümeti, Birleşmiş Milletler Göç Paktı tartışması nedeniyle dağıldı. Koalisyonun büyük ortağı Yeni Flaman İttifakı (V-VA) partisinin, hükümetin paktı onaylamasına karşı çıkarak ortaklıktan çekilmesi üzerine, Michel krala istifasını sundu. Başbakan Michel, koalisyon ortağı V-VA’ya tepki göstererek, “Tarihin doğru tarafında duracağız” diyerek rest çekmiş ve Göç Pakti’nı imzalamayı savunmuştu.

Normal seçin tarihi önümüzdeki mayıs ayında olduğu için kral Philippe’nin Michel’in istifasını bekleteceği tahmin ediliyor. 150 sandalyeli mecliste 52 milletvekilinin desteklediği Hıristiyan demokrat ve liberal partilerden oluşan azınlık hükümetini gen soruyla düşürülmesi ise an meselesi.

Meclisteki ikinci büyük parti olan Sosyalist Parti, Yeşiller ile birlikte gen soru hazırlama mesajını verdi. Ancak, buna rağmen bütün partiler seçimlerin erkene alınmasından yana değil. Mayıs ayında Avrupa Parlamentosu seçimleriyle aynı gün yapılacak Belçika seçimlerinden nasıl bir hükümetin çıkacağı ise belirsiz. Zira Belçika’nın federal yapısı nedeniyle her parti ülke genelinde sçeimlere katılmıyor. Bazı partiler sadece Flaman ya da Valon bölgesinde seçimlere katılmayı tercih ediyor.

V-VA YİNE BİRİNCİ PARTİ OLABİLİR

Ancak Göçmen Paktı’nı gerekçe göstererek koalisyon anlaşmasını bozan milliyetçi V-VA’nın sandıktan birinci parti olarak çıkması güçlü bir olasılık. Belçika için yeni bir sorumluluk getirmeyen, sadece politik açıdan bir anlam ifade eden Göç Paktı’nın ortaklığın bitirilmesi için gerekçe gösterilmesi, bu partinin seçimlere göçmen ve sığınmacı düşmanı söylem üzerinden gireceğini gösteriyor.

Ancak, V-VA’nın sorumlu davranmadan hükümetten çekilmesinin ise oyunun azalabileceği şeklinde değerlendiriliyor. Bu nedenle hükümet krizinin sorumlusu olmadığını ileri sürüyor. Partinin meclis grubu başkanı Peter de Roover. “Göç Paktı konusunda bir uzlaşmanın olmasını çok istedik. Ancak olmadı. Hükümet krizi çıkmasından memnun değiliz” dedi.

Diğer ırkçı parti ve örgütler de bu kararı destekliyor. Geçen hafta sonunda başkent Brüksel’de binlerce ırkçı AB Konseyi binasına doğru bir yürüyüş yaparak polisle çatışmıştı. Eyleme müdahale eden polis 90 ırkçıyı gözaltına almıştı. İki ırkçı hakkında ise “silahlı isyan” çıkarmaktan dava açıldı.

ZENGİN KUZEY-YOKSUL GÜNEY

Kuzey Belçika’daki Flaman Bölgesi’nin çıkarlarını savunan bu milliyetçi parti, daha önce zengin kuzeyin ayrılmasını da gündeme getirmişti. Uzun yıllar Belçika sanayisinin merkezi olan güneydeki Valon bölgesinde maden ocakları kapandığı için işsizlik ve yoksulluk daha fazla. Valon bölgesinde ise daha çok sol partiler güçlü. Dört yıl önce işbaşına gelen dörtlü koalisyon hükümetin sosyal sorunlar konusunda bir ilerleme sağlamaması da tepkilere yol açmıştı. Bu nedenle Belçika’nın bası kentlerinde de Fransa’dakine benzer sarı yelekliler eylemi yapılmıştı.

DÜNYANIN EN UZUN HÜKÜMET KRİZİ ÜLKESİ

Belçika’da farklı partilerin birbiriyle koalisyon kuramaması nedeniyle pek çok kez siyasi krizler ortaya çıktı, hümümetler dağıldı. Dünyanın en uzun hükümet kuramama krizi de yine Belçika’da yaşanmıştı. 2010’da yapılan genel seçimlerden sonra, hükümet kurulamadığı için seçimleri kaybeden başbakan Yves Leterme tam 310 gün buyunca “geçici hükümete” başkanlık yapmıştı. V-VA, ilk olarak bu dönemde Flaman bölgesinin ayrılmasını gündeme getirmişti. Buna karşı ülke genelinde ayrılmaya karşı büyük gösteriler düzenlenmişti. (Köln)