Ford Köln işyeri toplantısında danışıklı dövüş

Değerli Yeni Hayat okurları,

hepinizin basından yakından takip ettiği gibi bu sene yazdan önce Ford Avrupa: basına gönderdiği haberler ve fabrikalarda bize dolaylı yollardan verdiği bilgilerle Ford Avrupa’nın gidişatının iyi olmadığını ve zarar ettiğini iddia etmişti. Kötü durumu sürekli olarak biz işçilerin gündemine getiren Ford, Almanya’daki planlarıyla ilgili ise bilgi vermemekte ısrar etti. İşyeri işçi temsilciliği de (BR) Ford Avrupa menajerlerini suçlayarak gelecek planlarının ne olduğunun açıklanmasını istedi. İşveren tarafı buna rağmen son işyeri toplantısına kadar işçi atılacağına dair bir açıklama yapmadı. Fakat zaman zaman bölümlerde işçi sayının fazla olduğu söyleniyordu. Deyim yerindeyse BR, biz işçileri şu ana kadar oyaladı. Büyük bir kesimimiz BR’nin işçiler arasında ciddi bir çalışma yapmadığını, her zaman topu menajerlere attığını, bazı işyerlerinde işçi çıkarılacağını bilmelerine rağmen ciddi bir taban çalışması yapmadığını daha iyi kavradık.

Gelgelelim son toplantıya bütün bölümlerden büyük bir kesim katıldığı için salon tıklım tıklım doldu. İşçiler işyerinin ve kendilerinin geleceği ile ilgili olarak endişe içindeydiler. Bunun nedeni, bir gün önce Ford’un Ford Focus’un üretildiği Saarlouis’ten 1600 işçinin atılacağını açıklamış olmasıydı. İlk konuşmayı yapan Ford Almanya temsilcisi Gunnar Herrmann, işyeri raporu vermeden kısaca otomotiv sanayinin büyük bir değişim içinde olduğunu, çıkış yolu aradığını ama şimdiye kadar ciddi bir adım atılmadığını içeren bir konuşma yaptı. Rekabet gücü olanın kazanacağını, diğerlerinin kaybedeceğini belirtti. Bu konuşma, verilecek raporun nasıl olacağını ortaya koymaktaydı. Araba sanayisinin değişiminde en önemli faktörlerden birinin dizel motorlu araçların azalması, diğerinin ise elektrikli otomobil olduğunu kaydeden Herrmann, GM’nin 15 bin işçi çıkaracağını belirterek konuşmasını süsledi. Daha sonra Ford’un Avrupa’da gidişatıyla ilgili ana konuya girdi. Bu raporda 2018 yılında 245 milyon avro zarar ettiklerini, kar oranının yüzde 3,3 olduğunu belirtti. Bu zararın nedenlerini ise İngiltere’de Brexit nedeniyle döviz kurlarının değişimi, önemli pazar payına sahip olan Türkiye’de liranın değerindeki oynamalar, Rusya’da istenildiği kadar araç satılamaması olarak açıkladı. Diğer nedenler ise üretim masraflarının yüksek olması, , Ford Focus’tan beklentilerin çok yüksek olması ve Ford’un genel olarak pazardaki payını kaybetmesi olarak ifade edildi. Artık büyük değişimin zamanı geldiğini belirten menajer, aldıkları kararı gelecek yılın başında kamuoyuyla paylaşacaklarını bildirdi. Köln’den önce Saarlouis’de 1600 işyerinin yok olacağını, üç vardiyalı üretiminin ikiye indirileceğini, C-Max modelinin üretilmeyeceğini ifade etti. Konuşmasında sürekli Ford Avrupa’nın büyük bir değişime gideceğini, fakat değişimin ne olduğu konusuna geldiğinde ise işyerlerinde işçi sayısının her bölümde fazla olduğunu, çözümün ise işçilerin sayısının azalması olduğunu söyledi. Bunun için de erken emeklilik yaşında olanların, örneğin Köln’deki 1451 kişinin hemen insan kaynakları bürosuna gitmelerini istedi. Yani sözün kısası yaklaşık 3 yıl içinde 3-4 bin kişi model emeklilikle işten ayrılabilirmiş. Herrmann konuşmasında devamla sözleşmeleri bitecek 60 işçinin sözleşmesinin uzatılmayacağını, 11 çırağın sözleşmesinin uzatılmasının da zor olduğunu söyledi. Son olarak ise hastalık raporlarının düşürülmesiyle ilgiliydi. Avrupa genelinde hastalık raporu alanların oranının yüzde 4, Köln’de ise yüzde 14 olduğu, buna tahammül edilemeyeceği, keyfi rapor alanların diğer iş arkadaşlarına da zarar verdiklerini söyleyen Herrmann, dolaylı yolla işçileri tehdit etti.

İkinci sözü alan BR Başkanı Martin Hennig, her ne kadar işçiler açısından iyi olmasa da Ford’un geleceğe yönelik planlarını açıklamasının sevindirici olduğunu belirtti.

Benim çıkardığım sonuç, yapılanın danışıklı dövüş olduğuydu. BR başkanı eleştirisini menajerlerle sınırladı. İşverenin saldırıları karşısında ne yapılacağı, hangi yöntemlerle mücadele edileceği konusunda ise tek kelime etmedi. Daha da ileri giderek işverenle birlikte hareket etmek, bölünmemek için işçilere çağrı yaptı. “Bizi bölmeye çalışanların bazıları giriş kapılarına ‚çözüm grevde‘ yazmışlar. Bunun aynısını Opel Bochum’da da yaptılar. Ne oldu? Yine işçiler kaybetti!” Aslında sarfettiği sözlerin ne kadar zamansız ve yersiz olduğunun farkında mıydı Martin? İşvereni eleştiren BR Başkanı, BR olarak raporlar verildiğini ama işveren tarafından dikkate alınmadığını söyledi. Yazılan raporlarda werksvertraglara (taşeron firmalara) 1 milyar Euro verildiğine dikkat çekilerek sözleşmeli işçi alınmasının talep edildiğini, ancak işverenin umursamadığını belirtti. Hennig’ten sonra on sayıda işçi söz alarak işvereni eleştirdi ve işyerlerinin ancak mücadeleyle korunabileceğini vurguladı. Konuşmalardan çıkan sonuç; bu mücadeleye yol gösterecek sendikanın olmadığı, BR’nin ise bir yol haritasına sahip olmadığıydı. Toplantıdan çıkanın; işverenin değişim diye belirttiğinin işçileri tedirginliğe ve umutsuzluğa yöneltebileceği olduğu düşüncesindeyim.

Köln Ford’dan bir işçi