İklim Konferansı’nda icraat değil temenniler öne çıktı

Pazar günü Polonya’nın Katowice kentinde sona eren Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi’nden, dünya genelinde yaşanan küresel ısınmanın durdurulması için bolca söz sarf edilmesine rağmen bunların nasıl hayata geçirileceği somut bir karara bağlanmadan dağıldı.

133 sayfadan oluşan sonuç bildirgesinde, dünya genelinde küresel ısınma, sanayileşme dönemi öncesindeki düzey olan 1,5 dereceye düşürülmesi prensipte kabul edilirken, bunun hayata geçirilmesi ise yine ülkelerin gönüllü hareketine bağlandı. Özellikle gelişmiş kapitalist ülkelerin gönüllü olarak havaya salınan CO2 gazlarını azaltmadıkları ardık net olarak görüldüğü halde, pembe hayaller yaymaya devam edildi. Aynı şekilde 2030 yılında kadar karbon emisyonlarının yarıya indirilmesi de karar altına alındı.

2024 yılına kadar her ülkenin küresel ısınmaya karşı neler yaptığını rapor halinde sunmasının karar altına alındığı “Katowice Konferansı”nda ülkelerden bu verileri talep etmek üzere ayrıca bir komisyon kuruldu. Ancak, küresel ısınmaya karşı hiç bir şey yapmayan ya da sözü edilen bilgilerin ayrıntılı olarak kaydedilmesini gerçekleştirmeyen ülkelere karşı ise hiç bir şey yapılmayacağı da biliniyor. Nitekim özellikle son yıllarda artan küresel ısınma, kuraklık ve bunların yol açtığı sorunlar konusunda olumlu bir adım atılmadı.

Küresel ısınmaya asıl olarak sanayileşmiş ülkelerin neden olduğu uzun yıllardır biliniyor. 1990”lı yıllarda imzalanan Kyoto Protokolü bu konuda bir ilk uyarı anlamına geliyor. Üstelik o yıllarda gelişmekte olan ülkeler bugünkü kadar küresel ısınmaya yol açmıyordu. Aradan geçen süre zarfında Çin, Hindistan, Brezilya gibi ülkeler önceki döneme göre sanayileşmede önemli adımlar attılar ve buna bağlı olarak da küresel ısınmaya daha fazla neden olmaya başladılar.

BM tarafından her beş yılda bir yapılan küresel ısınma ölçümlerinin son rakamları 2023 yılında yayınlanacak. Ancak Dünya İklim Konseyi (IPCC) tarafından yapılan ölçümlerde dünya genelinde küresel ısınma olması gerekenin iki katı. Başka bir deyişle 1,5 derece olması gereken küresel ısınma günümüzde 3 derece seviyesinde seyrediyor.

FELAKETE DOĞRU ADIM ADIM

Almanya’nın Potsdam kentinde bulunan İklim Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Johan Rockström, günümüzün en önemli sorunları arasında küresel ısınmanın olduğuna dikkat çekerken, bir önlem alınmadığı takdirde bu yüzyılın ortasına kadar küresel ısınmanın felakete yol açacak şekilde dört dereceye kadar çıkabileceğine işaret ediyor. IPCC’nin küresel ısınmanın 1,5 dereceye düşürülmesi gerektiği yönündeki önerisine Katowice’de Rusya, Suudi Arabistan ve ABD karşı çıktı. Hatırlanacağı gibi ABD, Paris İklim Konferansı’nda alınan kararlardan da çekilmişti.

Konferansta bir araya gelen Yoksul Ülkeler Grubu, zengin ülkelerin bu tutumunu eleştirdi. Grubun sözcüsü Etiyopya Delegasyonu Başkanı Gebru Jember Endalew, “Bütün ülkelerin IPCC tarafından yayınlanan hedefi kabul etmemesi karşısında şaşkınız. Bu sonucu kabul etmeyeceğiz” dedi.

İklim Riski Endeksine göre küresel ısınmanın yol açtığı olaylarının etkilediği 10 ülkeden sekizinin alt veya orta alt gelir grubundaki gelişmekte olan ülkeler olduğunu ortaya koydu. Aşırı hava olaylarının etkilediği ülkeler arasında Porto Riko, Honduras ve Myanmar başı çekerken, Haiti, Filipinler, Nikaragua, Bangladeş, Pakistan, Vietnam ve Dominika adası da listede yer aldı. Germanwatch’a göre iklim olayları 2017 yılında 11 bin 500’den fazla can kaybı ve 375 milyar dolardan fazla hasara yol açarak yakın tarihin en yıkıcı yılı oldu.

TÜRKİYE’NİN TALEBİ KABUL EDİLMEDİ

Katowice Konferansı’nda Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler kategorisine dahil olma isteği ise kabul görmedi. Pek çok ülke Türkiye’ye bu statünün verilmesine karşı çıktı. Paris İklim Anlaşması’nı 2016’da imzalarken kendisine verilen sözlerin tutulmadığını gerekçe göstererek anlaşmayı TBMM’den geçirmeyen Türk hükümeti, Katowice’de „gelişmiş ülkeler” listesinden çıkarak „gelişmekte olan ülkeler” kategorisine dahil olmak istediğini belirtmişti. Bu yolla iklim koruma yardım fonlarından yararlanmayı ve bazı kısıtlamalardan muaf kalmayı hedefleyen hükümetin isteği böylece kabul görmemiş oldu. (YH)