Otomobil sanayisinde rekabet ve işçi kıyımı artıyor

Dünya otomobil sanayisi büyük bir altüst oluşun eşiğinde. Bir yanda teknolojik gelişme üretimde yeni bir rasyonelleşme dalgasına vesile olurken diğer yanda ise Çin’in akaryakıtlı motorlar yerine elektro motorların teşvik etme kararı yüz binlerce emekçinin çalışma koşullarının değişmesine neden olacak.

SERDAR DERVENTLİ

Kasım sonu Aralık başı binlerce otomobil işçisi için adeta kâbusa dönüştü. 27 Kasım günü VW tekeli ticari araçların üretildiği Hannover’de 2024 yılına kadar 6 bin işyerinin yok edileceğini ilan etti. Tekel yönetimi iki yıl önce imzalanan “Gelecek-Paktı” (“Zukunftspakt”) kapsamında 23 bin işçinin “fazla” olduğunu ilan etmişti. VW tekelinde işten çıkarmaların 29 binle “sınırlı” kalacağına ise kimse ihtimal vermiyor.

Tekele bağlı Audi’de de gidişat henüz belli değil. 17 bin işçinin çalıştığı Neckarsulm’daki fabrikada, A6/A7 modellerinin üretildiği montaj bölümünde gece vardiyası 2018 boyunca iptal edilmişti. Yıl boyunca uygulanan “kolektif boş vardiya” ve “bireysel eksi zaman birikimi” ile idare eden Audi işçileri önümüzdeki yıl içinde ne olacağını bilmiyorlar. Üretilen araçların %80’ine yakını dizel motorlu olması ve dizel satışlarının dibe vurması işçilerin kaygılarının artmasına neden oluyor. Audi şeflerinin 2020’den itibaren Neckarsulm’da “e-tron” modellerinin üretileceğini ilan etmeleri de yaraya merhem olmuyor. Nitekim elektro araçların üretiminde çok daha az personel gerekiyor.

FORD VE GM ZİRVEYE OYNUYORLAR

Ford ve Opel’de de işçi kıyımları gündemde. Ford (işçi mektubuna bkz.) Almanya ve Fransa’da binlerce işçiyi değişik yöntemlerle işten çıkarmaya hazırlanırken Opel AR-GE bölümünde çalışan 7 bin mühendisin 2 binini kapsayan bölümü Fransız “Segula” şirketine devredecek. Opel yönetimi ayrıca “önümüzdeki yıl Rüsselsheim’de 600 kişilik personel fazlası olmasını bekliyoruz” diyor. Yani 600 işçiye yol göründü. Diğer yanda ise Viyana-Aspern’de şanzıman üretilen bölümden 400 işçinin çıkartılması bekleniyor.

General Motors (GM) Kuzey Amerika’da beş fabrikasını kapayacağını ve 15 bin işçiyi işten çıkaracağını açıklamıştı. GM, 15 bin işçiyi atarak 2020 yılına kadar 4,9 milyar dolar tasarruf etmeyi hedefliyor. GM tekeli ayrıca Kuzey Amerika dışında iki fabrikanın daha kapatılmasının karar altına alındığını ancak bunun hangi ülkede olacağı korusunda henüz belirsiz olduğunu da açıkladı.

Ford Şefi Jim Hackett Temmuz ayında yaptığı bir açıklamada, 2022 yılına kadar 25,5 milyar dolar tasarruf edeceklerini ve sadece gelecek vaat eden alanlara yatırım yapılacağı açıklamıştı. Ancak tasarruf planlarının hangi kapsamda olacağı ilkbaharda açıklanacaktı. Yaz aylarından bu yana basında Ford’un, Avrupa’da 20 bin işçiyi çıkaracağı söylentileri dolaşıyor.

ÖNCE KİRALIK İŞÇİLER İŞTEN ATILIYOR

Eylül ayında Mercedes’in Rastatt’taki fabrikasında çalışan 1200 kiralık işçinin işine son verildi. Düsseldorf’ta ise bu yılın sonuna kadar 1000, 2019’un ilk aylarında ise 400 kiralık işçinin daha işine son verilecek. Tekelin en büyük fabrikasının bulunduğu Sindelfingen’de 750 kiralık işçinin işine son verilecek.

Bremen’deki fabrikadan ise ilk etapta 240 kiralık işçinin işine son verilecek. Bremen’deki fabrikanın yönetimi önümüzdeki yıl içinde 420 kiralık işçinin işine daha son verilebileceğini açıkladı. Nitekim bu yıl için planlanan 428 bin üretim sayısı birkaç ay önce 408 bine düşürülmüştü. Audi’de olduğu gibi Mercedes’in ürettiği araçların üçte ikisinden fazlası dizel motorlu araçlardan oluşuyor.

Bütün otomobil tekellerinde öncelikle kiralık işçilerin işine son veriliyor. Fakat bunun “buzdağının sadece görünen ucu” olduğunu da söylemek gerekiyor. Bu tekeller de üretim sürecine katılan Faurecia, Getrag gibi onlarca taşeron firma da kiralık işçilerin işini son veriyor. Ancak bunların işten atılması gündeme bile gelmiyor.

EN SON ANA KADAR EN YÜKSEK KÂR…

Toplu taşımacılık yerine bireysel mobilize de ısrar eden kapitalistler gelinen yerde geniş kitlelerin çevre sağlığı konusundaki duyarlılığının artması, büyük şehirlerdeki hava kirliliğinin belli dönemlerde gerçekten çekilmez hale gelmesi sonucunda akaryakıtlı motorlara kademeli olarak veda etme yolunu seçtiler.

Toplumun ihtiyaçlarını, doğa ve insan sağlığını gözeten toplu taşımacılık yerine kapitalistler şimdi e-mobil çağına geçmeye hazırlanıyorlar. Bugün kalem pil atıklarını imha etmekte ciddi bir önlem almaktan aciz olan bir düzenin e-mobil için gerekli olan bataryaların üretiminde ve imhasında/yeniden dönüşümünde çevreye ne kadar “başarılı olacağı” hiç gündeme bile gelmiyor.

Henüz o aşamada değiliz… Kapitalistler yaptıkları yatırımlardan son ana kadar en yüksek kârı elde etmek için her türlü yol ve yöntemi deniyorlar. Yasaları değiştirerek dizelin ömrünü uzatmaya çalışmak, tasarruf önlemleriyle bütün yükü işçi ve emekçilerin (kutuya bkz.) sırtına yıkmak bundan bazıları.

DEĞİŞMEYEN SERMAYEYE YATIRIM ARTIYOR

Çin hükümetinin bu yılın başında e-mobil alanında atılım yapma kararı bütün otomobil tekellerini harekete geçmesine neden oldu. 2000 yılında dünya binek/ticari araç piyasasında payı yüzde 4,7 olan Çin bugün payını yüzde 33,2’ye çıkarmış bulunuyor. Dolayısıyla Çin’in attığı her adım tüm otomobil tekellerini etkiliyor.

Bu yılın başında Reuters ajansı tarafından yapılan bir araştırmada otomobil tekellerinin 90 milyar dolar fazla yatırım yapacaklarını ortaya koymuştu. Buna göre ABD tekelleri 19 milyar, Çin 21 milyar, Alman tekelleri ise 52 milyar yatırım yapacaklardı. Japon tekellerinin hibrid ve hidrojen alanına yönelik yatırım yaptıkları ve e-mobil’e ne kadar yatırım yapacaklarını ilan etmedikleri belirtiliyordu.

Araştırmanın yapıldığı dönem VW 34 milyar Euro yatırım yapacağını ilan etmişti. Bugün ise bu miktar (2019-2025 arası için) 44 milyar Euro’ya çıkmış bulunuyor. Bunun yanı sıra tekele bağlı Audi 14, Porsche 6 ve Skoda da 2 milyar Euro aynı dönem için yatırım yapacaklarını ilan ettiler. Toplamında 66 milyar Euro! VW tekeli ayrıca 2013 yılından bu yana sanayi tekelleri arasında en fazla AR-GE harcaması yapıyor. 2017 yılında bu miktar 15,8 milyar Euro düzeyindeydi.

Yeni teknolojilere (değişmeyen sermayeye) dev meblağlar yatıran tekeller buna bağlı olarak ortaya çıkan kârın düşme eğilimine karşı ise çok değişik önlemler alıyorlar. VW örneğinde kalacak olursak; 2019-2025 arası için 66 milyar Euro yatırım planlayan tekel aynı süre içinde tasarruf önlemleriyle her yıl 1 milyar Euro tasarruf etmeyi, kârını 3,7 milyar Euro artırmayı hedefliyor. Planlara göre 2025 yılına kadar ise tekelin ortalama üretkenliği yüzde 30 artmış olacak! Yine bu süre zarfında en azından 29 bin emekçi işinden olacak.

MÜCADELEYE HAZIRLANALIM

Önümüzdeki yıllarda dünya otomobil sanayisinde büyük bir altüst oluşla karşı karşıya olunacağı çok açık görünüyor. IG Metall sendikası ve büyük tekellerin İşyeri ‘İşçi’ Temsilcilikleri bu gelişmelere emekçiler cephesinden yanıt aramak yerine üretim merkezinin korunması, yani sermaye cephesinden yanıt arıyorlar. Hükümetin yeni teknolojilere ve endüstriyel altyapıya daha fazla kaynak ayırması taleplerinden çevre yasalarının tekellerin lehine değiştirilmesine kadar bir dizi talepler sıralanıyor.

On binlerce işçinin işten atılması sadece “sosyal kabul edilebilirlik derecesiyle ölçülüyor”! İşçi ve emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarının kötüleşmesi, genç kuşakların geleceklerinin karartılması ise “rekabet gücünün korunması” adına sineye çekiliyor.

Fakat görülmesi gereken (ne kadar vahşi olsa da), tekellerin ilan ettikleri saldırı planları, önlerine koydukları hedeflere ulaşacakları varsayımından hareketle hazırlanmış olanlardır. Hedeflerine ulaşmamaları durumunda ki bu ihtimal hiçte küçük değil, o zaman ilan edilen saldırı planları deve de kulak kalacaktır. Dolayısıyla ‘o kadar da abartılacak bir durum yok’ diyerek beklemek değil çetin mücadelelere hazırlanmak gerekmektedir.

Dizel krizinin faturası…

Dizel motorlu araçlar yıllardır Alman tekellerinin gözdesi konumunda. Japon tekelleri hibrid motoru alanında öncü konumdayken ABD menşeli tekeller yüksek hacimli benzin motorlar alanında öndeler. Çin otomobil tekelleri ise e-mobil (elektro motorlu araba) alanında öncü bir pozisyonu hedefliyorlar – bu alanda hâlihazırda tek rakipleri ABD menşeli Tesla görünüyor.

Bu arada Almanya’nın dizel konusunda ısrarının faturası ağır olacağa benziyor, tekeller için değil, işçiler ve vatandaşlar için! Almanya’nın değişik şehirlerinde idari mahkemeler yürürlükteki yasalara göre 1 metreküp hava kütlesi içinde azot oksit (NOx) oranının 40 mikrogramı geçmesi durumunda dizel araçların trafiğe çıkmasını yasakladılar. Ama hükümet söz konusu çevre sağlığı yasasını değiştirerek üst sınırı yüzde 25 yükseltip 50 mikrograma çıkardı. Almanya’da ortalama her yıl 12 bin insanın azot oksit emisyonu yoğunluğu nedeniyle kansere yakalanıp yaşamını yitirdiği kimin umurunda!

Diğer yandan gelinen yerde dizel teknolojisinin – en azından şuan ki teknolojik olanaklar ölçüsünde – geleceğinin olmadığı konusunda herkes hemfikir. Bu nedenle devlet ve tekeller milyarları e-mobil teknolojisine ayırıyorlar. Bunun maliyeti de bütün toplumun sırtına yıkılıyor; bir yanda fabrikalarda yüz binlerce işçinin çalışma koşulları tasarruf önlemleriyle kötüleşirken diğer yandan ödedikleri vergiler tekellerin geleceği için harcanıyor. Dizel sahiplerine ise araçlarını hurdaya çevirmekten başka bir olanak sunulmuyor.

Dünya otomobil üretimi 2018

Bölgeler Ocak-Ekim 2018 Değişim % *
Avrupa Genel 13.424.400 +1,4
Avrupa Birliği 13.036.400 +1,6
Almanya 4.379.100 – 7,0
Rusya 1.457.900 +14,1
ABD 14.205.000 +0,4
Japonya 3.714.200 – 0,2
Brezilya 2.028.100 +14,4
Hindistan 2.890.100 +6,4
Çin 18.936.600 – 0,6

* 2017 yılının aynı dönemine oranla.