Entegrasyonun 40. yılı kutlaması

Bild: bundesregierung.de

HERIBERT PRANTL

Federal Hükümet, Alman politikasının parlak ve perişan yanlarını birleştiren bir kutlama yaptı. Çok perişanlık, az parlaklık… Bir yandan iyi, diğer yandan neyin kutlandığı sorusunun ortaya atıldığı bir buluşma. Entegrasyonun 40 yılı? Gerçekten mi? 40 yıl önce entegrasyon göç gibi hemen hemen hiçbir politikacının ağzına almaya cesaret edemediği tehlikeli bir sözcüktü. 30 yıl önce de farklı değildi, 20 yıl önce de… Hala entegrasyon ve göç konuları tartışmalı olmaya devam ediyor.

ARDİYEYE KALDIRILAN YABANCILAR

Kutlanan entegrasyon değil, bundan sorumlu olan devlet kurumu. Şimdiki adı Federal Göç, Mülteci ve Uyum Dairesi olan kurum 40 yıl önce kuruldu. İlk yabancılar sorumlusu SPD’li politikacı Heinz Kühn’dü. Altı halefi vardı. Bunlardan sonuncusu olan Annette Widmann-Mauz bu yılki jübile kutlamasının açılışını yaptı. Başbakan Angela Merkel ise kutlamanın ana konuşmacısıydı. 2005 yılında bu dairenin değerini yükseltip onu politikaya entegre eden Merkel ana konuşmayı yapmayı hak etti, çünkü o zamana kadar daire önce çalışma bakanlığına, daha sonra da aile bakanlığının ardiyesine atılmış beklemekteydi.

“TÜRKLERİN MELEĞİ” BEZGİN

Dairenin hiçbir değerinin olmadığını FDP’li politikacı Liselotte Funcke’nin başbakan Helmut Kohl’a 1991’de yazdığı bir mektuptan alıntı yaparak ortaya koyabiliriz. 1981-1991 yılları arasında hükümetin yabancılar sorumlusu olan Funcke Türkiye kökenliler tarafından ‚Türklerin Meleği‘ olarak adlandırılmıştı. 10 yıl görev yaptıktan sonra hayal kırıklığı, bezginlik ve öfke içinde istifa etti. Yazdığı mektupta görevini yaparken Federal Hükümetten ve partilerden hiç ama hiç destek görmediğinden yakınmaktaydı.

Göç ve entegrasyon konusunun ne kadar uzun süre oradan oraya itildiği, görmezden gelindiği, önemsenmediği, hatta aşağılanıp ihanet edildiği, politik amaçlarla kullanılması inanılmayacak kadar acı veriyor insana.

1961 yılında Adenauer hükümeti döneminde Türkiye ile işçi getirme sözleşmesi imzalandı, 1964 yılında Portekizli Armando Rodrigues de Sa, bir milyonuncu göçmen işçi olarak Köln Deutz tren istasyonunda hediyelerle karşılandı. Ama hükümet yabancıların sorunlarıyla ilgilenecek devlet dairesini 20 sene sonra kurdu. 30 sene sonra bu kurum resmi politikada görece ciddiye alınmaya başlandı.

“Entegrasyonun 40 yılı”, çoğu boşa geçirilmiş bir 40 yıl oldu. Buna rağmen göçmenlerin Almanya’ya entegrasyonunun iflas etmemiş olması bir mucize. Almanya’nın büyük şehirlerinde entegrasyon şu ya da bu şekilde gerçekleşmiş durumda, en azından Fransa’dakinden daha iyi gerçekleşmiş durumda.

YABANCILAR SORUMLUSUNUN SANSASYONEL RAPORU

Başa dönersek, daha önce belirttiğimiz gibi hükümetin ilk yabancılar sorumlusu SPD’li politikacı Heinz Kühn’dü. 1978’de Helmut Schmidt hükümeti tarafından kurulan dairenin başına getirildi. Kühn, sıradan biri değildi, 1966-1978 yılları arasında Kuzey Ren Vestfalya eyaleti başbakanlığı yapmıştı. Ancak bu durumu bile dairenin ciddiye alınmasını sağlamadı. Kühn, işin başına geçti ve Almanya’daki yabancılarla ilgili sansasyonel açık görüşlü bir raporun hazırlanmasını sağladı. Rapor, konuk işçilerin göçmenler haline geldiğini vurgulamaktaydı. İnsanı değil işgücünü esas alan politikanın çıkmazını ortaya koymakta ve yabancılarla ilgili yasaların yetersizliğinden şikayet etmekteydi. 1965’te çıkarılan yabancılar yasası, turistleri, tüccarları, yabancı işçileri ve göçmenleri aynı kefeye koymaktaydı. Yasada sadece ‚yabancılar‘ vardı, anne, baba, çocuk, eş, aile mefhumlarından söz edilmemekteydi.

Kühn, yabancılar politikasında yeni bir başlangıç talep etti. Aşırı kolaylaştırılmış vatandaşlık hakkı, yerel seçim hakkı, yabancılara karşı hukuki engel ve sınırlandırmaların kaldırılması çağrısı yaptı. Federal Hükümet, yabancıların topluma uyum sağlamasını mı yoksa sürekli olarak bir azınlık problemiyle yaşamayı mı istediğine karar vermeliydi.

İKRAMİYEYLE GERİ DÖNÜŞ TEŞVİK PROGRAMI

Helmut Schmidt hükümeti verileri reddetti ve raporu tozlu raflara koydu. Entegrasyon için çaba harcamak yerine ‚konuk işçileri‘ dönüşe ikna etmek için ikramiye programı başlatıldı. Helmut Schmidt’in başlattığı ‚geri dönüşe özendirme programı’na Helmut Kohl daha da sıkı sarıldı.

Aradan epey zaman geçmesine rağmen hala acı tadı hissedilen bu dönem, geri dönüşle değil, ailelerin getirilmesiyle sonuçlandı. Göçmen kuşakları artık Almanya’ya yerleşmişti.

GÖÇMENLER HUZUR BOZUCU FAKTÖR OLARAK GÖRÜLDÜ

Artık Heinz Kühn’ün talep ettiği yabancıların topluma uyumu politikası yerine yabancıları atma politikası egemen olmuştu. 1988 yılında zamanın İçişleri Bakanı Friedrich Zimmermann (CSU), çıkardığı yabancılara karşı yasalarla ünlendi. Zimmermann’a göre yabancı göçü, Alman toplumunun homojenliğinden vazgeçmek anlamına geliyordu. Homojenliğin esasını ise Alman ulusuna mensup olmak oluşturmaktaydı. ‚Bizi birleştiren ortak Alman tarihi, gelenekleri, dili, kültürü kaybolup gidebilirdi. Almanya çok uluslu, çok kültürlü bir topluluğa dönüşebilirdi. Yabancılar onlara karşı ulusal kültürün savunulması gereken huzur bozucu faktörlerdi.‘

Yabancılar için hukuki güvence bu dönem çıkarılan yasanın kapsamında yoktu. Önemli olan Almanya’nın/Almanların çıkarlarıydı ve yabancılar hükümetlerin ihtiyaçlarına göre konumlandırılacaklardı. Eğer Almanya bir göç ülkesi değilse yabancılardan sorumlu bir daireye de ihtiyaç yoktu. Bu sorun, federal hükümet veya eyalet hükümetlerinin yetkisinin kapsamına girmekteydi. 1978’de kurulan daire tartışma konusu yapıldı. Zimmermann’dan bu yana 30 yıl geçti ama aynı görüşe sahip olanlar varlığını sürüdürüyor.

İLK KEZ ‘YASAL HAK’ KAVRAMI KULLANILDI

1990 yılında Wolfgang Schäuble’nin içişleri bakanlığı döneminde yeni bir yabancılar yasası çıkarıldı ve ilk kez ‚yasal hak‘ kavramı kullanıldı. O zamana kadar yabancılar, konuk işçiler, göçmenler için ‚yasal hak‘ yabancı bir kavramdı. Einwanderung (yerleşme) yerine Zuwanderung (dışardan gelme) kavramı kullanılmasına rağmen göçü düzenlemeyi hedefleyen, uzun süren, sabır ve çaba gerektiren bir yola girildi.

Hükümetin ilk yabancılar sorumlusu olan Heinz Kühn’ü kadınlar izledi. Kühn gibi mücadeleci olan ama bezgin şekilde istifa eden Funcke’nin ardından yine bir FDP’li Cornelia Schmalz-Jacobsen, onun ardından da Yeşiller partisinden Marieluise Beck yabancılar sorumlusu olarak görev yaptılar. Daire, yavaş yavaş ardiyeden salona çıktı ve Maria Böhmer döneminde Başbakanlığa Bağlı Göç, Mültecilik ve Uyum Müsteşarlığı haline getirildi. Daha sonra ise ilk kez, 2013 yılında, ailesi 1961 yılında İstanbul’dan Almanya’ya göçmen işçi olarak gelen bir göç kökenli Aydan Özoğuz uyumdan sorumlu müsteşar yapıldı.

HEM YENİ HEM DE ESKİ YURTTAŞLAR ENTEGRE OLMALI

Entegrasyonun 40. yıl jübilesi Almanya’da yaşayan herkes için bu konuda kafa yorma vesilesi olmalı. Biz ‚eski yurttaşlar‘ artık yeni yurttaşların burada yerleşik olduklarını kavradık, pizza, kebap ve döner yemeye alışarak entegrasyon konusunda bize düşen görevi (!) yerine getirdik. Ancak Almanya sokaklarındaki dönercilerin sayısının artmış olması, ülke ekonomisine katkıları entegrasyonun göstergesi olabilir mi? Hayır tabi ki; sevdiğimiz bir şeyi yemekle onu üretenleri eşit haklara sahip yurttaşlar olarak görmek çok farklı şey.

Şimdiki entegrasyondan sorumlu müsteşar Annette Widmann-Mauz’un kendinden önceki meslektaşlarının yaşadığı sorunlarla karşılaşmaması, önümüzde, geçmişteki 40 yıl içinde yapılan hataların yaşanmadığı başarılı entegrasyon yılları olması dileğimle…

(Süddeutsche Zeitung gazetesinden çeviren: Semra Çelik)