Gönülsüz çıkarılan Göç Yasası

Gudula GEUTHER
Deutschlandfunk

Yelpaze geniş. Bir yandan CDU, CSU ve SPD’li üç bakan, Peter Altmaier, Horst Seehofer ve Hubertus Heil,  “30 yıllık acı tartışmaların sonu”, olduğunu, “daha fazla büyüme ve refah getirecek” tarihi bir karar alındığını söyleyerek kendi kendilerini övüyorlar.
Kendilerini övmeleri bir yana, böyle beklentiler içinde olmaları şaşırtıcı değil. Herkesin beklentisi bu zaten. Diğer tarafta pratiğe geçirme var; bu yavaş yavaş yapılacak, bakanlar halkın tepkisinden çekindikleri için göç konusundaki değişiklikleri adım adım gerçekleştirecekler.  Söz konusu olan iltica başvurularına olumsuz cevap alan, suç işlemedikleri takdirde uzun süre sınır dışı edilemeyen mülteciler. Bakanlar onlar için pek de cömert olmayan bir çözüm buldular. Buradaki dil kursları benzeri entegrasyon hizmetlerinden yararlanma imkanına sahip olmayan bu insanlar, kısa sürede Almanca öğrenir, tam gün, sosyal sigortalı bir iş bulabilirlerse burada kalabilecekler.
Mültecilerin bu şartlara sahip olması ve böyle bir iş bulmasını istemek kötü bir şey değil ama imkansız. Bu nedenle uzlaşma tam da bu koalisyon hükümetinin tüm uzlaşmaları gibi geniş kitleye hizmet etmeyi değil, uzlaştık demeyi amaçlıyor. Ayrıca bu kural sadece 2.5 yıllığına geçerli olacak. Bu sürenin sonunda bir değerlendirme yapılacak ve yeni federal meclis sürenin uzatılıp uzatılmayacağına karar verecek. Göç yasası taslağına böyle bir maddeyi de eklemeleri ya da sınır dışı edilemeyen mültecileri bir nevi karantinaya almaları koalisyon partilerinin tepkilerden ne kadar çok korktuklarını gösteriyor.
Göç etmek isteyen vasıflı personel/nitelikli iş gücü için ise gerçek iyileştirmeler var. Nitelikli iş gücünü düzenleyen göç yasası da oldukça küçük adımlarla gerçekleşecek. Asıl çizgi değişikliği ise kimlerin gelebileceğiyle ilgili olarak yapılan değişiklikte. Şimdiye kadar akademisyenler, bilişimciler, hasta bakıcılar kolayca gelebilmekteydi. Yasa taslağına göre ise başta zanaatkarlar olmak üzere değişik mesleklerden nitelikli iş gücü gelebilecekler. Her meslekten insan kendi inisiyatifiyle ve tabii ki kendi masrafını da üstlenerek Almanya’ya gelip iş arayabilecek. Herkes gelip iş bulabilir diyenlere vereceğimiz cevap ise yasanın sadece ülkelerinde elde ettikleri mesleki vasıflılığın burada da kabul edilmek zorunda olması. Almanya’daki ikili meslek eğitimi sistemi hemen hemen başka hiçbir ülkede yok, bu nedenle meslek okulu diploması olanların, pratikte başarılı olup olmadıklarının kanıtlanması ve vasıflarının onaylanması çok zor. Yine de, göç etmek isteyen meslek sahiplerine getirilen kolaylıklar da var; örneğin, iş sözleşmesi ile Almanya’ya gelen vasıflı zanaatkarlar için pratikte başarılı olduklarını kanıtlayamamaları halinde kurs ve seminerlere katılma olanağı sunuluyor.
Göç yasasında iyileştirmeler var, hatta ilticası reddedilen mülteciler için bile var. Genç mülteciler, burada meslek öğrenimi almaları halinde hukuki açıdan korunacaklar, yani sınır dışı edilmeyecekler. Nitelik değişimine yol açmazlar, göç yasası da öyle. Yasanın paketi, içindeki hediyeden çok büyük. Almanya uzun süredir nispeten açık bir göç ülkesi haline geldi. Bu nedenle, göç yasası taslağının abartılması, çıktığı günün tarihi bir gün olarak nitelenmesi anlamsız.
Yasa, kültür savaşına son vermeyecek, yabancı düşmanlığını bitirmeyecek ama işverenlere, göç etmek isteyenlere, ilticası reddedilip gönderilemeyenlere bir nebze de olsa fayda sağlayacak. Belki de bakanların dediği gibi ekonomiyi de ilerletecek. Bunlar, büyük laflar söylemeden de hayata geçirilebilir.
(Çeviren: Semra Çelik)