Noel zamanında kilise bilançosu

Katolik ve Protestan kiliseleri Noel dönemini etki alanlarını genişletmek, üye sayılarını artırmak için yüzyıllardır kullanıyor. Ancak, bu yoğun propagandaya rağmen Almanya’da her iki kilisenin de halk üzerindeki etkisi giderek zayıflıyor. İnanç konusunda yapılan araştırmalara göre Almanya’da en büyük grubu “hiç bir mezhebe ait olmayanlar” oluşturuyor.

Hz. İsa’nın doğumunu ifade eden Noel dönemi aynı zamanda toplum üzerinde kasvetli dini geleneklerin ağır bastığı bir dönemdir. Kiliselerdeki ayinlere gidenlerin sayısı normal döneme göre artarken, dinin insan hayatını düzenlediği ve kolaylaştırdığı üzerine bolca propaganda yapılır. Televizyonlar, gazeteler ve dergiler yayınlarını çoğunlukla bu kutsal güne göre planlarlar. Hıristiyan batı değerlerine çok daha fazla vurgu yapılır bu dönemde. Kent merkezlerinde kurulan Noel Pazarları ise çoğunlukla vazgeçilmez kültürel bir gelenek haline gelmiş. Zira bu pazarlarda dini değerler yerine sıcak şarap, çoğu zaman başka bir yerde bulunamayan el emeği ürünler çok daha ilgi toplar.

Noel pazarlarından evlere kurulan Noel ağacına, oradan alınan-verilen Noel hediyeleri günümüz Avrupası’nda sadece Hıristiyan inancından olanlar için değil, hiç bir dini gruba mensup olmayanlar, Müslümanlar için de kültürel etkinlik haline gelmiş bulunuyor. Noel dönemindeki uzun tatil günleri ayrıca çalışanların iple çektiği günler olmakta.

Katolik ve Protestan kiliselerinin bu dönemi etki alanlarını genişletmek, üye sayılarını artırmak için kullandığı yüzyıllardır biliniyor. Ancak, büyün yoğun propagandaya rağmen Almanya’da her iki kilisenin de gücü halk içerisinde gün geçtikçe zayıflama eğilimi gösteriyor.

EN BÜYÜK GRUP KİLİSEYE BAĞLI OLMAYANLAR

Kiliseler tarafından her yıl yayınlanan rakamlar, üye sayılarının özellikle 1990’lı yıllardan itibaren sürekli azalma yönünde olduğunu gösteriyor. Noel öncesi açıklanan rakamlara göre, Hıristiyan dünyasının iki bükük kilisesi olan Katolik ve Protestanlar Almanya’da 2017’de toplam 660 bin üye kaybına uğradı. Ayrı ayrı hesaplandığında ise Protestanlar 390 bin, Katolikler 270 bin üye kaybetti. Buna göre Almanya’da Protestan kilisesinin 21,5 milyon, Katolik kilisesinin ise 23,3 milyon üyesi bulunuyor. Toplamı açısından bakıldığında sürekli Hıristiyan-batı değerlerine vurgu yapıldığı Almanya’da halkın yüzde 54’ü henüz kiliselere üyeliğini sürdürürken yüzde 46’sı ise hiç bir kiliseye bağlı değil ya da başka bir inançtan. Yine son verilere göre, ülkede yaşayan 4,6 milyon Müslüman çıkarıldığında, 31 milyon 767 bin kişi (yüzde 38,4) hiç bir inanç kurumuna bağlı olmadan yaşamını sürdürüyor. Bu da “din” üzerinden bir azınlık-çoğunluk hesabı yapıldığında kiliseye üye olmayı gerekli görmeyen, kiliselerle bir bağ kurmak istemeyenlerin çoğunlukta olduğunu gösteriyor.

Dikkat çekici olan ise bu sayının yıldan yıla artması. Resmi verilere göre 1950’de 49 milyonluk Federal Almanya’da kiliseye bağlı olmayanların oranı sadece yüzde 3,6 idi. Bu oran 1987’ye gelindiğinde yüzde 11,4’e (yaklaşık 7 milyon) çıktı. 1990’lı yıllardan sonra ise, Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin (DDR) dağılması ve iki Almanya’nın birleşmesinin de etkisiyle bu oran yüzde 22’ye çıktı. Gelinen aşamada halkın yüze 38,4’nün hiç bir kiliseye bağlı olmaması, dini değerler ve onun temsil ettiği kiliselerden kopuşun Doğu Almanya ile sınırlı olmadığını gösteriyor.

DEMOGRAFİK DEĞİŞİMİN ETKİSİ

Kilise yöneticilerinin de açıkladığı gibi, kiliselerin üye kaybının sürekli azalmasında demografik değişimin bir rolü bulunuyor. Ancak tek başına bununla sınırlı değil. Örneğin 2016’da kiliseler 530 bin üye kaybederken 2017’de bu sayı 660 bine kadar çıktı. 390 bin üye kaybeden Protestan kilisenin kayıplarının 350 bini ölüm yoluyla, 40 bini ise üyelikten çıkmayla gerçekleşmiş. Daha muhafazakar Katolik kilisesi 240 bin üyesini ölüm yoluyla 30 bini de üyelikten çıkışla kaybetti. Her yıl 70 bin kişinin üyelikten çıkma yoluyla kiliseleri terk etmesi dikkate değer bir durum.

Geçen yıl Reformasyon’un 500. yılı dolayısıyla pek çok etkinlik düzenleyen Protestan kilisesinin en büyük umudu üye sayısını artırmaktı. Ne var ki onca etkinlik ve harcamaya rağmen yeni üye kazanılamadı. “evangelisch.de” adlı sitede yer alan haberde Leipzig Üniversitesi Din Sosyolojisi Öğretim Üyesi Prof. Gert Pickel bu durumu şu şekilde değerlendiriyor: “Gençler ve dine inanmayan kitleler kiliseden uzak durmaya devam ediyorlar. Reformasyon kutlamaları da bunu sağlayamadı.”

Gelişmeler, kiliselerin üye kaybını kolay durduramayacağı yönünde. Zira özellikle genç kesimler arasında kiliselerin etkisi azalmaya devam ediyor. Bir dine bağlı olarak yaşam tarzını belirleme, pazar günleri ayinlere gitme, düzenli aidat ödeme gibi dini vecibelere ilgi giderek azalıyor.

Diğer taraftan kiliselerin karıştığı taciz skandalları da bu kurumlardaki yozlaşmayı yeterinde ortaya koyuyor. Son yıllardaki üye kaybında bunun da etkide bulunduğu açık. (YH)