‘Ayna’daki yalanlar

Almanya’nın en prestijli dergisi Der Spiegel bu kez bol ödüllü muhabiri Claas Relotius’un yaptığı kurmaca haberlerle gündemde. Olayı, temel yayın sloganı olan “Neyse onu söyle” (Sagen, was ist) ile kapak yapan dergi, ilk bakışta kendisiyle hesaplaştığı izlenimi veriyor. Ancak gerçeği kabul etmesi hiç de öyle kolay olmamış.

Der Spiegel (Ayna), Alman medyasının adeta “amiral gemisi’. Bugüne kadar pek çok skandalı ilk yazan, bu nedenle de yayınlandığı gün ilgiyle göz atılan Der Spiegel, bir süredir “parlak muhabiri” Claas Relotius’un gerçeğe dayanmayan kurmaca haberleri nedeniyle eleştiri oklarının hedefinde. Dergiyi krize sürükleyen 33 yaşındaki Relotius bugüne kadar pek çok önemli ödüle layık görülürken geleceğin star gazetecilerinden biri olarak parmakla gösteriliyordu.

Ne var ki, kurmaca haberler yaptığı, olay yerine gitmeden gerçeğe dayalı olmayan haberler yaptığı ortaya çıkınca görevinden alındı. İşin en ilginci ise dergi yönetimi tarafından fark edilmeyen kurmaca haberlerin başka bir gazeteci, Juan Moreno tarafından açığa çıkarılması.

Latin Amerika’dan ABD’ye doğru yola çıkan sığınmacıların yarattığı gelişmeleri araştırmak üzere dergi yönetimi ABD-Meksika sınırının ABD tarafına Claas Relotius, Meksika tarafına ise Moreno’yu gönderdi. Relotius, sınırda sığınmacılara karşı vatandaşlar tarafından kurulduğu ve ABD basınında hakkında haberlerin çıktığı sivillerden oluşan sınır koruma gücü “Bürgerwehr”i, Moreno da sığınmacıların durumunu yazacaktı. Bütün hikaye Relatios tarafından birleştirilerek sonradan “Jaegers Grenze” (Jaeger’in sınırı) başlığıyla yayınlandı. Haberin başkahramanlığını ise ordudan ayrıldığı ifade edilen Chris Jaeger adındaki birisi oynuyordu. Daha önce olayla ilgili haber yapan New York Times gazetesinde ise bu isim “Jaeger Maloof” olarak çıkmıştı.

KÜBA’DA VERGİ DANIŞMANI MI VAR?

Haber yayınlandıktan sonra tarif edilen tiplerin gerçek olduğu konusunda şüpheye kapılan Moreno, bunun gerçek bir kişi olmadığını düşünmeye başladı. Zira, daha önce okuduğu Relotios’un bir yazısında Küba’da ayakkabı boyacılarının önünde kuyruk oluşturduğu vergi danışmanından söz etmiş ve bundan kuşku duymuştu.

Moreno’nun yaptığı olay yerine giderek yaptığı araştırma sonucunda hazırladığı raporun ardından Relotius’un işle ilgili maillerinin açılarak bakılmasına karar verdi. Teknik ekip ve yöneticilerin hazır bulunduğu ortamda açılan mailde yapılan incelemede pek çok yazışmanın sahte olduğu tespit edildi. Bunun üzerinde Relotius olanları itiraf etmek zorunda kaldı.

Skandalın ortaya çıkmasından sonra, bunun bir başka medyada çıkmasının önüne geçmek için kendisi konuyu enine boyuna açan Der Spiegel, böylece en az zararla olayı kapatmanın yolunu gitti.

Der Spiegel’e dışarıdan iş yapan Moreno daha sonra verdiği röportajlarda, ödüllü gazeteci Relotius’un sahte haberler yaptığını ortaya çıkarmak için haftalarca çalıştığını, sonra gerçeği Der Spiegel yönetimine kabul ettirmek için epey uğraştığını belirterek, “Başta Spiegel editörleri söylediklerime inanmadı, böyle bir şey gündeme getirdiğim için bana içerlediler, kendimden genç bir gazetecinin başarısını kıskandığımı sandılar” dedi.

YALAN HABERLERLE ÖDÜL ALDI

CNN’in Yılın Gazetecisi ödülü ve Pulitzer Ödülü’nün Almanya’daki muadiline layık görülen Relotius’un akıcı üslubunun örtbas ettiği uydurmalarla bezeli haberleri arasında elinde İncil taşıyarak ABD’yi dolaşıp idamları izleyen kadın, ABD polisinin ırkçılığına karşı milli marş sırasında diz çökme eylemi yapan Amerikan futbolu yıldızı Colin Kaepernick, Suriye’de istemeden iç savaş çıkardığına inanan genç hakkında makaleleri de var. Daha sonra, Türkiye’de yaşayan Suriyeli sığınmacı çocuklara destek adına bazı kesimlerden para topladığı da ortaya çıktı. Bunun üzerine savcılık harekete geçerek hakkında soruşturma açtı.

Haftada 1 milyon 750 bin dergi satan, 6.5 milyon online okuru olan ve Columbia Journalism Review tarafından dünyanın en kapsamlı teyit operasyonlarını yürütmekle övülen Der Spiegel, 19 Aralık’ta kamuoyuna açıklama yapıp uzun zamandır geniş çaplı sahte haberlere yer verdiğini itiraf etti.

Ancak tartışmanın öyle kolay kapanması beklenmiyor. Zira Almanya’nın en prestijli dergisinde ortaya çıkan kurmaca haberler genel olarak basına güvenirliği sarsacak. Bu nedenle gazeteciliği yeniden güven kazanması için önce gazetecilerin, sonra basın kuruluşlarının daha dikkatli davranması gerekiyor. Kaldı ki, günümüzde olaylar ve kişilerin gerçek olup olmadığı konusunda daha fazla olanak bulunuyor. (YH)


Relotius olayından ders çıkarmak

Alina Leimbach/Neues Deutschland

“Jimmy 8 yaşında. Bu kızıl saçlı, kahverengi gözlü, kolları iğneden delik deşik olmuş, erkenden olgunlaşmış küçük çocuk üçüncü kuşaktan eroin bağımlısı.”

Eski uydurma haber gazeteciliği böyle başlamıştı. Washington Post gazetesinde Janet Cooke tarafından 1980 yılında yayınlanan yazıda eroin bağımlısı olmasına rağmen düzenli olarak okuluna giden çocuğun hikayesi anlatılmaktaydı. Tıpkı Spiegel eski yazarı Claas Relotius’un röportajları gibi gerçek olamayacak derecede mükemmeldi. Artık açığa çıktığı üzere Relotius da epey hikaye uydurmuş, hikayesine uygun kişiler düşünmüş ve hikayelerini en ince ayrıntılarına kadar bize yansıtmıştı.

Relotius olayı istisna değil. Şimdiki skandalın sarstığı Spiegel’in internet sayfalarında geçen yıl çerezleri üzerine uydurma bir haber çıkmıştı. Spiegel, son yıllarda da sonradan gerçek olmadığı belirlenen bir dizi habere ev sahipliği yaptı. Ta 1911’de Arthur Schütz bilimin geleceği üzerine yapılan uydurma haberleri gözler önüne serdi. 70’li yıllarda ise Günter Wallraff, Bild gazetesinin kamuoyu oluşturmak için yaptığı haberleri bir bir ortaya dökmüştü.

Yani hiçbir şey yeni değil mi? Evet ve hayır! Gazetecilik kibirli bir iş. Herkes kendi yaptığı haberin en iyi haber olduğuna inanıyor ve daha bir yazısı bitmeden yeni bir konu arayışına giriyor. Buna rağmen son yıllarda bu problem oldukça uçlaştı. Gazetecilik ödül törenlerinde söz konusu olan yazıların içeriği olmuyor artık. Karar masalarında girişin büyüleyiciliği, anlatımın şiirselliği, gelişme bölümünün uzun ya da kısa oluşu üzerine konuşuluyor. Tabi ki kahramanların çarpıcı kişiliği de belirleyici oluyor. Ve insanlar öyküler arasında kaybolup gidiyor, değerleri hikayenin etkileyici olup olmadığına göre ölçülüyor. Gazetecilik okullarında da içerik ve verilerin doğru olup olmadığının kontrolünden çok iyi yazma sanatı üzerine konuşuluyor.

İyi yazabilenler taşı bile altına çevirebilirler kısacası. Bu yetenekleri nedeniyle hiçbir masraftan kaçınılmayarak, hangi konu olursa olsun, Almanya’nın Castrop-Rauxel’ından Meksika sınırına kadar gönderilirler. İyi bir hikaye için şurada burada abartılar yapılması, insanların ve olayların olduğundan farklı gösterilmesi, kurbanlar, kahramanlar ve vahşet bölgeleri yaratılması sanat olarak kabul edilir. Okurlar ve özellikle de yerel gazeteciler, gerçekten uzaklaşıldığını, siyah-beyaz arasındaki renklerin kaybolup gittiğini fark ederler.

Bu nedenle FAZ redaktörü Reinhard Bingener’in dikkat çektiği şeyler çok doğru: “Relotius olayı hikayelerin geçerli akçe olduğu gazeteciliği ortaya koyuyor. Gerçeklik, kendisinden hikaye diye söz edilmesinden hoşlanmaz. Bu nedenle çoğunlukla sıradan, basmakalıp gibi gelir. Ancak Relotius olayıyla ortaya çıkan gazeteciliğin kabullenilmesi zordur.“

(Çeviren: Semra Çelik)