Varşova direnişinin son neferi de öldü

Varşova Gettosu direnişinin son neferi Simcha Rotem İsrail’de öldü.
Almanya Nisan 1943’te Varşova’yı işgal etti. Hedef alınan Yahudiler yaşadıkları gettoda örgütlenerek isyan ettiler. Sürünerek ya da Treblinka Toplama Kampı’nda kölece yaşamaktan, gaz odalarında öldürülmektense onurlarıyla ölmek istiyorlardı. İsyan bastırıldı. Binlerce kişi öldürüldü, 50 bin kişi toplama kamplarına doğru yola çıkarıldı. Bir grup ise kanalizasyondan getto dışına çıkarak hayatta kalmayı başardılar. Başlarında Simcha Rotem vardı. Bu küçük ama inanmış adam, direnişçilerin baş kuryesiydi. O zamanlar 19 yaşında olan Simcha, 22 Aralık’ta, 94 yaşında İsrail’de öldü. Varşova Gettosu Ayaklanması’nın son direnişçisi de böylece aramızdan ayrıldı.

Direnişin baş kuryesi
Rotem, 1924 yılında Varşova’da doğdu. Çok küçük yaşta Yahudi gençlik örgütüne üye oldu. Naziler Polonya’ya saldırıp ülkeyi işgal ettiklerinde 15 yaşındaydı. 1942 yılında Varşova Gettosu Direniş Örgütü’ne katıldı. Kod adı Kazık’dı. Gettodaki değişik örgütler, Yahudilerin toplama kampına gönderileceği haberini alır almaz, 1943 Ocak ayında,direniş hazırlığına başladılar. Bahar aylarında tabancalar, el bombaları ve molotof kokteyllerini hazırlamış sürünerek ya da gaz odalarında ölmektense kendi iradeleriyle, mücadele ederek ölmeye karar vermişlerdi. Alman askerlerinin üç gün içinde bitirmeyi hedeflediği gettonun boşaltılması, direniş sayesinde yaklaşık bir ay sürdü. Almanlar 3 kilometrekarelik gettoyu yakıp yıktılar, birçok kişi yanarak veya dumandan boğularak öldü. Simcha Rotem, direnişçilerin baş kuryesiydi. Getto dışıyla ilişki kuruyor, para topluyor ve kaçabilenlere saklanacaklara yer temin ediyordu. Nisan ortasında başlayan direniş Mayıs ayında başarısızlıkla sonuçlanınca Simcha bir grup direnişçiyle birlikte kanalizasyondan kaçtı. Kurtulanlar Varşova yakınındaki ormanlarda saklandılar. Simcha 1944 yılında sol görüşlü direnişçilerle birlikte yeni ayaklanmaya da katıldı. Ancak bu da başarısızlıkla sonuçlandı.

Ya sürünerek ya direnerek ölecektik
Simcha Rotem savaş sonrası Holokost’un intikamını almak isteyen Nakam örgütüne katıldı. İntikamcılar beş büyük şehrin içme suyuna zehir karıştırarak 6 milyon Alman’ı öldürmek için harekete geçtiler. Ancak planlarını gerçekleştiremediler. Simcha 1946 yılında ailesiyle birlikte Filistin’e göç etti. İsrail’e yerleşti ve bir süpermarkette yöneticilik yaparak hayatını kazandı.
2013 yılında, Varşova Gettosu Direnişi’nin 70. yılında yaptığı konuşmada Alman ordusunun gücü karşısında hiç olduklarını bildiklerini ama direnmeden ölmemeye karar verdiklerini anlattı. Yıllardır bu konuda haklı olup olmadıklarını irdelediğini söyleyen Rotem; “ Direniş kararımızla getto sakinlerinin hayatlarını 2-3 hafta kısaltmaya hakkımız var mıydı?” diye hep düşündüm. Ama bize sunulan seçenek ölümlerden ölüm beğenmek şeklindeydi. Ya sürünerek, toplama kamplarında gaz odalarında ölecek ya da onurlu bir şekilde bile bile ölüme gidecektik.” diyerek yaşanılanları özetlemişti. “NS askerleri gettoya saldırdığında hiçbir şey olmadığımızı düşündük. Elimizdeki birkaç tabanca, el bombası ve molotof kokteylle en modern techizatlı bir ordunun karşısında ne yapabilirdik ki? Umudumuz kırıldı, ne yapacağımızı bilemez hale geldik. Sonra, kaybedeceğimiz hiçbir şeyin olmadığına karar verdik. Almanlara hadlerini bildirmeli, her etin kuşunun öyle kolayca yenmeyeceğini göstermeliydik. Ayaklandık!”

İnsanlığımızı öldürdüler
Simcha Rotem’in ölümü üzerine yapılan açıklamalarda, bir özgürlük savaşçısının, insanlık için mücadele eden erdemli insanlardan birinin daha öldüğünden söz edildi. İnsanlık sözü, yaşadığı dönemde Simcha’nın içini hep sızlatmıştı: “Gettoyu kolayca teslim alamayan Almanlar bombardımana başladılar. Her yer yıkılmıştı, üstüste yığılmış cesetler arasından geçiyordum. Bir ağlama sesi duydum, geri döndüm. Bebeğini hala kucağında tutan ölmüş bir anne ile karşılaştım. Bebek açtı mutlaka, ağlıyordu. Kısaca durdum, sonra yoluma devam ettim. Çocuğu almak aklımın ucundan bile geçmedi. Almanlar sadece Yahudileri öldürmekle kalmamış, insanlığımızı da yok etmişlerdi. Ertesi gün direnişe katılabilmek için arkadaşlarımın yanına gittim.”