Asgari ücrete asgari zam geldi!

Yeni yılda asgari ücrete 35 Cent zam geldi. 9,19 € asgari saat ücreti ne bugün insan gibi geçinmeye nede gelecekte yaşlılıkta yoksulluktan korumaya yetmiyor. Asgari ücretin bu kadar düşük olması sermaye için gerçekte sürekli kılınan dev sübvansiyon anlamına geliyor. Doğan yoksulluğun tüm faturası ise işçi ve emekçilerin sırtına yıkılıyor.

2018 yılının son aylarında yasal asgari ücretin yeterli olup olmadığı tartışmaları yeniden gündeme geldi. 2018 sonuna kadar 8,84 Euro olan asgari ücrete 35 Cent dolayındaki artışın %3,9 ücret artışı anlamına geldiğini belirten değişik sermaye kurumları, “Daha fazlası Almanya ekonomisinin rekabet gücü için olumsuz etki yaratırdı” görüşünü savundular. Ayrıca 1 Ocak 2020 yılında asgari ücretin %1,7 daha artarak 9,35 Euro’ya çıkacağını belirten kurumlar bunun da işletmeler için uzun vadeli planlama olanağı anlamına geldiğini söylediler.

ASGARİ ÜCRET NEYE YETMELİ?

Asgari saat ücretinin 9,19 Euro’ya çıkması ilk bakışta ‘fena değil’ yorumuna neden olabilir. Fakat biraz düşünüldüğünde bu ücretin brüt olduğu, vergi ve sosyal güvenlik kesintilerinden sonra net olarak ele geçen miktarın çok daha düşük olduğu göz önüne alındığında bu ücretin “fena” olduğunu herkes rahatlıkla söyleyebilir.

Asgari ücretin ne olduğuyla ilgili genel literatüre bakıldığında, “asgari ücret, işçi ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılan ve (sınıf olarak) varlığını sürdürmesi için gerekli minimum ücrettir” denilmekte. Günümüzde bir insanın varlığını sürdürmesi ve insanca yaşaması sadece karnının doyması ve barınması ile sınırlı tutulamayacağı ortadadır. Bunun için asgari ücretin aynı zamanda işçinin ve ailesinin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılanmasını da içermeli.

Almanya’da yürürlükte olan asgari ücret, işçi ve ailesinin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını da gözetmediği bir yana birçok büyük şehirde ek yardım almadan tek kişinin kira masraflarını karşılayacak düzeyde bile değil.

ASGARİ ÜCRET YÜKSELTİLMELİ

Alman Sendikalar Birliği DGB Genel Başkanı Reiner Hoffmann, asgari ücretin 2020’den sonra “ciddi bir miktarda 10 Euro’nun üzerinde” olması gerektiğini söyledi. Federal Maliye Bakanı Olaf Scholz’un (SPD) asgari saat ücretini 12 Euro’ya çıkarma önerisini selamladığını söyleyen Hoffmann, “Asgari ücretin yaşıllıkta yoksulluğu engelleyecek bir düzeyde olmadığını bizde biliyoruz. 2020 yılında asgari ücret komisyonu tekrar bir araya gelecek. Bu asgari ücreti artırmak için mükemmel bir fırsat” dedi.

Federal Maliye Bakanı Olaf Scholz(SPD) geçen Ekim ayında Bild gazetesine yazdığı bir köşe yazısında asgari ücretin 12 Euro olması gerektiğini belirtmişti. En son olarak Federal Çalışma Bakanı Hubertus Heil’de asgari saat ücretinin 12 Euro olması gerektiğini söyledi.

Birleşik Hizmet Sendikası Ver.di Genel Başkanı Frank Bsirske ise asgari ücretin 2020’de bir kereliğe mahsus daha güçlü yükseltilmesi gerektiğini söyledi. Bsirske, “2015 yılında yürürlüğe giren 8,50 Euro düzeyindeki asgari ücret zaten düşüktü. Biz bu talebi o dönem beş yıldır ileri sürüyorduk. Bu geçen süre zarfındaki ücret artışları ve enflasyon hesaba katılmamıştı” dedi.

ŞİMDİ Mİ AKLINIZA GELDİ?!

Sol Parti Milletvekili Jan Korte yaptığı açıklamada, sendikacıların asgari ücretin 12 Euro’ya çıkarılması talebini selamladıkları söyledi. Sendikaların yıllardır Asgari Ücret Komisyonu’nda yer aldıklarını da hatırlatan Korte, “Yıllardır bu komisyon içinde farklı bir ses duymadık. Sendikacıları bu komisyonda yıllardır farklı bir politika izlemediler. Eğer sendikalar şimdi 12 Euro’da ısrar ederler ve komisyon içinde bu miktarın altında hiçbir şeye onay vermeyeceklerini ilan ederlerse bizim tam desteğimizi alırlar” dedi.

Asgari Ücret Komisyonu’nda yer alan üç sendikacıdan biri olan DGB Yürütme Kurulu üyesi Stefan Körzell, 35 ve 16 Cent’lik artışları geçtiğimiz Haziran ayında şöyle gerekçelendirmişti: “Tabi ki biz de daha yüksek bir asgari ücret isterdik. Ama bu kararı alırken sadece kendi istemlerimiz değil ülke ekonomisinin bütününü gözetmek durumundayız.”

ASGARİ ÜCRET: 12,63 – 13,71 EURO

Federal Çalışma Bakanlığı 2018 başında yaptığı bir açıklamada, 45 sene emeklilik sandığına aidat ödeyen bir işçinin yaşlılıkta yoksulluk çekmemesi için saat ücretinin en azından 12,63 Euro olması gerektiğini bildirmişti. Fakat bu düzeyde bir miktar sadece emeklilik döneminde yoksulluk çekmemek için değil aynı zamanda bugün için de gerekiyor.

AB standartlarına göre bir insanın yoksulluk çekmemesi için asgari olarak ortalama gelirin %60’ına sahip olması gerekiyor. Almanya tam gün çalışanların ortalama saat ücreti 22,85 Euro (bkz. deutsche-rentenversicherung.de) o zaman AB standartlarına göre asgari saat ücrette 13,71 Euro olmalı.

Tabi işçi ve emekçiler açısından bir işe yaraması için asgari saat ücretinin bugün hemen yukarıda sözü edilen miktar düzeyine çıkarılması gerekir. 2020’de kararlaştırılacak ve en erken 2021’de yürürlüğe girecek 12 veya üzeri bir miktarda o gün için yine yetersiz olacaktır.

SERMAYEYE SÜBVANSİYON PROGRAMI!

Sol Parti Milletvekili Jan Korte’nin 27 Aralık günü yaptığı açıklamada ayrıca önemli bir gerçeğe daha dikkat çekiliyordu; “Bugün geçinmeye yetmeyen ve yaşlılık döneminde temel geçim parasının üzerine çıkmayan bir asgari ücret, toplumun sırtından ekonominin sübvansiyonu anlamına gelmektedir.”

Yürürlükteki Hartz Yasaları sayesinde milyonlarca işçi ve emekçinin her türlü işte düşük ücretle çalışmaya zorlanmasında olduğu gibi asgari ücretinde düşük tutulması sadece sermayenin işini yarıyor.


ASGARİ ÜCRET Mİ BELİRLEYİCİ OLACAK?

2019 yılı için asgari ücrete verilen %3,9’luk zam düzeyi belirlenirken 2017 ve 2018’in ilk altı ayında TİS görüşmelerinden elde edilen ücret zamlarının dikkate alındığı belirten Asgari Ücret Komisyonu, 2020 yılı için kararlaştırılan zammın neye göre alındığını ise açıklamadı. Komisyon Başkanı Jan Zillius, “2020 yılında asgari saat ücretinin 9,35’e çıkarılmasını öneriyoruz” demekle yetinmişti.

Bu durum aslında, ‘acaba asgari ücret artışı artık genel ücret artışını belirleyecek’ sorusunu gündeme getirmeli. Ne var ki bu soru asgari ücret komisyonunda yer alan sendikacılar tarafından da gündeme getirilmedi.