Her yerden yabancı düşmanlığı fışkırıyor

Matthias Drobinski/Süddeutsche Zeitung

Ruhr Bölgesi’nde bir adam, yabancılardan nefret ettiği için arabasını bilinçli olarak yılbaşı kutlaması yapan insanların üzerine sürüyor. Amberg’deki kutlama sırasında ise dört mülteci önlerine çıkanı dövüyorlar. İki saldırının birbiriyle direkt ilişkisi yok ve ikisi de lanetlenmek zorunda.
Bottrop ve Amberg’deki kurbanlar açısından yaralanmalarına yol açan saldırının nedeni pek önemli değil. Amberg’deki saldırı, Bottrop’taki saldırıyı önemsizleştirmiyor, Bottrop’taki saldırı da Amberg’dekini: Birinde mülteciler saldırdı, diğerinde mültecilere saldırıldı.
Olaylara verilen tepkinin farklılığı ise iki olayı karşılaştırmamızı zorunlu kılıyor. Amberg’deki olayın ardından Federal İçişleri Bakanı Seehofer, şiddet uygulayan mültecilerin hemen sınırdışı edilmesi gerektiğini ifade etti. Eğer yasalar buna izin vermiyorsa ydeğiştirilmeleri zorunluydu. Olay hemen politikleştirildi, müslüman, genç erkek mültecilerin şiddet eğilimi üzerine yeni bir örnek olarak haneye yazıldı.
Bottrop’taki olay ise, 50 yaşındaki Alman saldırganın aşırı sağ çevrelerle direkt ilişkisi olmadığı, psikolojik problemlerle boğuştuğu bu nedenle bireysel bir suç işlediği belirtilerek kamuoyuna politika dışı bir olay olarak yansıtıldı. İçişleri Bakanı Seehofer de Bottrop’taki saldırıdan tabi ki etkilenmişti , bu tür olaylara karşı sert cezalar verilmesinden yanaydı ama böylesi bireysel işlenen şiddet suçlarında nasıl bir ceza verilmesi gerektiği konusunda kafası açık değildi.
Bu tavır aşırı sağ şiddetin politika dışı gösterilmesinden başka birşey değil. Bottrop’taki ‚cinnet saldırısı‘ politik nedenlerle yapılan bir saldırıydı ve hiç de bireysel değildi. Federal Hükümet daha Haziran ayında, 3 Ekim 1990’dan bu yana 76 kişinin aşırı sağ saldırılar sonucu öldürüldüğünü açıkladı. Bazı çevreler bu sayının 150 olduğu görüşünde. Federal Almanya tarihinde şimdiye kadar bu kadar çok politik nedenli öldürme olayı yaşanmadı. Ama hala da aşırı sağ saldırılar politik nedenlerle değil de bireysel işlenmiş suç olarak değerlendiriliyor. Sanki bir şenlikte iki serserinin karşılaşıp kavga etmesi, gibi batakhanede işlenen suçmuş gibi görülüyor.
Saldırganın ırkçı olduğu açık olsa bile kamuoyunda bahaneler üretiliyor, ırkçılıktan, yabancı düşmanlığından söz edilmiyor, yerine yabancı korkusu, yabancıların çokluğu gibi olayı makul göstermeyi hedefleyen açıklamalar yapılıyor. Yabancılardan kaynaklanan şiddet olaylarında ise olay politikleştirilip, mülteci ve göçmenlerin topluma uymak istememesinden, batılı değerlerin reddedilmesinden söz edilerek bir kez daha önyargılar kışkırtılıyor.
Amberg’deki olay da politik değerlendirme dışı bırakılabilirdi. Polis sarhoş gençlerin ne yaptıklarını bilmez halde sağa, sola saldırdıkları açıklamasını yapabilirdi. Ama yapmadı. Mülteci gençlerin içinde şiddet eğilimli olanların varlığı vurgulandı, sorun sadece gençlik sorunu gibi değerlendirilmedi.
Bottrop’taki saldırı da böyle değerlendirilmek zorunda. O da politik nedenlerle yapıldı. Saldırgan bir alanda toplanıp yılbaşı kutlayan, tek suçları yabancı olmak olan, insanlara, bilinçli olarak saldırdı. Maalesef bu ülkede hala her delikten yabancı düşmanlığı fışkırıyor. Aşırı sağ saldırganlar da halkın duygularına tercüman oldukları duygusuyla iharekete geçip şiddet uyguluyorlar. Federal İçişleri Bakanı Seehofer’in bu konuya da dikkat çekmesi doğru ve iyi olurdu! ,
„Mülteciler şiddet uygularsa olay hemen politikleştiriliyor, Bottrop’taki yabancı düşmanı saldırı ise politika dışı değerlendiriliyor. Bu hem yanlış hem tehlikeli.“
Çeviren: Semra Çelik