Merkel’in Yunanistan ziyareti ne anlama geliyor?

German Foreign Policy

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in 10 Aralık günü yapılan Atina ziyareti, NATO ve Avrupa Birliği tarafından iki Güney Avrupa ülkesinin iç politikasına tuhaf müdahalesinin devamı olarak gündeme geldi.
Konu, Yunanistan ile Makedonya arasındaki isim tartışması. Yunanistan’ın müdahalesiyle Makedonya, Makedonya isminden vazgeçmek, en azından Kuzey Makedonya ismini almak zorunda bırakılıyor. Bunun gerçekleşeceği kesin; çünkü NATO da Avrupa Birliği de Makedonya’nın üye olabilmesini Kuzey Makedonya yapılması koşuluna bağlıyorlar. Merkel, Atina ziyaretinde isim değiştirmenin en kısa süre içinde yapılmasını sağlayacak baskı içerikli görüşmeler yapacak. Batı’nın müdahalesi, Rusya’nın Makedonya’nın içişlerine sürekli müdahale ettiği iddiasına dayandırılıyor.

AB’NİN MAKEDONYA ÇIKARMASI
30 Eylül’de yapılan referandum öncesi Batılı devletler Makedonya’nın başkenti Üsküp’te akla hayale gelmeyecek müdahaleler dizisi gerçekleştirdiler. Resmen halktan Makedonya’dan vazgeçip Kuzey Makedonya’yı kabul etmesi istendi. 8 Eylül’de Üsküp’ü ziyaret eden Angela Merkel, halkın bu tarihi şansı değerlendirip ülkenin ismini değiştireceğine inandığını söyledi. Daha önce de ABD Başkanı Trump, Makedonyalı mevkidaşına gönderdiği bir mesajla isim değişikliğini övdü ve bunun gerçekleşmesi halinde ABD’nin Makedonya’nın NATO üyeliği için elinden geleni yapacağını belirtti.
Merkel’in ziyaretinden iki gün önce NATO genel sekreteri, Kuzey Makedonya’nın NATO üyeliğini dört gözle beklediğini söyledi. Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz da isim değişikliğinim AB üyeliği için tarihi bir adım olduğu belirlemesini yaptı. 13 Eylül’de de AB Dış İlişkiler Sorumlusu Federica Mogherini’nin Üsküp ziyareti sırasında isim değişikliği ve AB üyeliği arasındaki bağlantı bir kez daha vurgulandı.

RUSYA YANITSIZ BIRAKMADI
17 Eylül’de kısa bir süre önce istifa eden ABD Savunma Bakanı James Mattis Üsküp’e geldi. Referandumun tarihi önemine dikkat çekerek, Rusya’nın Makedonya üzerindeki emellerini gerçekleştirmesine izin vermeyeceklerini söyledi. Buna Rusya’nın cevabı ise, Batı’nın Rusya’ya ne olursa olsun karşı çıkma hastalığına kapıldığı, şu an Rusya, Makedonya’nın isim değiştirmesinden yana tavır alsa Batı’nın ismin korunması için çaba harcayacağı şeklinde oldu. Makedonya’daki Batı yanlısı çevrelere Rusya’nın etkisini kırmak için her türlü maddi yardım yapıldı. Örneğin ABD senatosu, Ocak 2017’de Rusya’nın yanlış bilgilendirme kampanyasını kırmak için 8 milyon dolar yardımda bulundu. 2 milyon dolar da hukuk devletinin korunması bahanesiyle Makedonya’ya aktarıldı.

HALK İSTENEN YANITI VERMEDİ
Batılı politikacıların bu yoğun müdahalesine rağmen referandumun istenildiği gibi sonuçlanmaması NATO ve AB’nin iflası olarak değerlendirilebilir. 30 Eylül’de yapılan oylamaya katılanların yüzde 94.2’si isim değişikliğinden yana oy kullandıysa da genel katılım oranı yüzde 36.9’da kaldı. Sonucun geçerli olabilmesi bu oranın en az yüzde 50 olmasına bağlıydı. Çoğunluk ya muhalefetin referandumu boykot kampanyasına katıldı ya da NATO ve AB’ye girmek onlar için hiçbir anlam ifade etmediğinden evde kaldılar. Berlin, Brüksel ve Washington’un çıkarması gereken sonuç; halkın sadece üçte birinin desteğini almış olduklarıydı.

ALİ CENGİZ OYUNLARI
Buna rağmen Batı havlu atmadı. Referandumun başarısızlığına, halkın üçte ikisinin isim değişikliğini reddetmesine rağmen Başbakan Zoran Zaev, değişikliğin parlamentodan onay almasını sağladı. Parlamentoda da milletvekillerinin üçte ikisinin kararı onaylaması gerekiyordu. Zaev, bunu sağlamak için önce muhalefet partilerine mensup dokuz milletvekilini, parlamentoda Nisan 2017’de çıkan kavgada aktif rol oynadıkları gerekçesiyle tutuklattı. Sonra da bir ‘uzlaşma komisyonu’ kurdurarak milletvekillerinin affedilmesi yolunda adım atılmasını sağladı. Resmen öyle olmasa da 9 milletvekili meclisteki oylamada Zaev’in istediği yönde oy kullanarak özgürlüklerine kavuşmuş oldular.

15 OCAKTA YENİ OYLAMA
Ancak 19 Ekim’deki oylama da isim değişikliği için yeterli değil, 15 Ocak’ta yeni bir oylama yapılması gerekiyor. Burada da üçte iki çoğunluk sağlamak için muhalefet partilerinden 9 milletvekilinin oyunu almak zorunlu. Zaev, yeni bir manevrayla muhalefet oylarını ‘satın’ alır da isim değişikliğini hayata geçirirse, NATO ve AB’nin yolu açılmış olacak.
İsim değişikliği konusunda Makedonya Parlamentosunun onayı yanında Yunanistan Parlamentosunun da onayı gerekiyor. Zaten Merkel’in Atina ziyaretinin ana nedeni de bu idi.

ATİNA KARIŞTI
Yunanistan hükümeti, parlamentoda gerekli oya sahip olsa da hükümet ortağı aşırı sağ ANEL partisinin isim değişikliğine onay verip vermeyeceği belirsiz. ANEL’in oylamadan sonra hükümetten ayrılacağı ve bu sayede yeni seçimlerin yolunun açılacağına ise kesin gözüyle bakılıyor. Yeni seçimlerde CDU/CSU partileriyle aynı aileden olan muhafazakar Yeni Demokrasi (ND) partisinin birinci parti olacağı tahmin ediliyor. Yeni Demokrasi, isim değişikliğini reddeden bir parti. Bu nedenle Angela Merkel’in bir hedefi de ND Başkanı Mitsotakis’i değişikliğe onay vermeye ikna etmek. Batılı devletlerin bu denli müdahalesi, bir yandan tehdit, diğer yandan rüşvet olarak algılanacak NATO ve AB üyeliği sayesinde isim değişikliği hayata geçerse Kuzey Makedonya, 2020 yılında NATO’nun 30. üyesi olacak.
(Çeviren: Semra Çelik)