AB KONTROLDEN ÇIKIYOR MU?

İngiltere Parlamentosu’nın Brexit anlaşmasını büyük çoğunlukla reddetmesi, AB’yi yeni bir belirsizlik sürecine sürükledi. Bütün planlarını 29 Mart’taki “boşanma tarihine” göre yapan AB, anlaşmanın geçerli olmasında ısrar etmeye niyetli. AP seçimlerinin süreçten etkilenmesi bekleniyor. Tartışmaların öncelikle İngiltere’yi siyasi ve ekonomik krizin içine çekmesi bekleniyor.

23 Haziran 2016’da İngiltere’nin AB’den ayrılması (Brexit) konusunda yapılan oylamada halkın yüzde 52’sinin “ayrılma” yönünde verdiği karardan sonra başlayan belirsizlik dönemi, yeni bir sürece girdi. AB ile İngiltere arasında yapılan uzun pazarlıklarda varılan anlaşma çerçevesinde İngiltere’nin 29 Mart 2019’da AB’den resmen ayrılması gerekiyor. Ancak, varılan anlaşma İngiltere parlamentosu tarafından büyük çoğunluk tarafından reddedildi. 10 Aralık’ta yapılması planlanan meclisteki oylamayı erteleyerek zaman kazanan Başbakan Theresa May, buna rağmen sonucu değiştiremedi. Muhafazakar Parti parti içindeki bir grubun ve hükümete destek veren Kuzey İrlanda’daki Protestan DUP partisinin anlaşmaya karşı çıkması nedeniyle oylama 15 Ocak Salı gününe ertelemişti.

Başta Avrupa başkentleri olmak üzere dünyanın gözlerinin çevrildiği Londra’daki oylama Başbakan Theresa May’ın yenilgisiyle sonuçlandı. Oylamaya katılan milletvekillerinden 432’si May’ın anlaşmaya karşı oy verirken, 202 milletvekili ise lehte oy kullandı. Böylece May’ın yenilgisi beklenenden de ağır oldu. Basında yer alan haberlere göre İngiltere’de hükümet 1864 yılından bu yana ilk kez bu denli ağır bir yenilgi almış durumda.

MAY SONUCU DEĞİŞTİREMEDİ

AB ile İngiltere arasında yapılan anlaşmada en fazla tartışma konusu olan Kuzey İrlanda’nın durumu idi. Anlaşmada, Kuzey İrlanda ile İrlanda arasında mal ve hizmetlerin dolaşımın geçiş sürecinde serbest bırakılması, dolayısıyla gümrük kontrollerinin yapılmamasını öngörüyordu. Brexit yanlısı muhafazakar milletvekilleri ve muhalefet partileri bunun Büyük Britanya’nın bölünmesi anlamına geldiğini belirterek karşı anlaşmaya karşı çıktılar.

May tepkileri yatıştırmak için Hollanda, Almanya ve Brüksel ekseninde görüşmeler yaptı, ancak AB yeniden görüşmeye yanaşmadı.

SÜREÇ BUNDAN SONRA NASIL İLERLEYECEK?

Meclisin anlaşmayı açık bir farkla reddetmesi her şeyden önce Başbakan May’ın uzun bir süre daha başbakanlık koltuğunda oturmasına şans tanınmıyor. İşçi Partisi Başkanı Jeremy Corbyn, oylamadan sonra May’ı başbakanlıktan düşürmek için güven oylaması talep edeceklerini açıkladı. Ancak, Brexit anlaşmasına karşı çıkan muhafazakar milletvekillerinin ne kadarının İşçi Partisi ile birlikte davranacağı bilinmiyor. May’ın güven oylamasını kaybetmesi durumunda erken seçimlerin önü açılacak. Son yıllarda yükseliş içinde olan Corbyn’in başbakanlık koltuğuna oturması güçlü bir olasılık.

Buna rağmen AB-İngiltere ilişkilerinin kontrolden çıkma olasılığı oldukça yüksek. May’ın AB Anlaşması’nın 50. Maddesi çerçevesinde İngiltere’in AB’den ayrılması için gerekli anlaşmaların sağlanması konusunda zaman istemek üzere başvuruda bulunacağı en güçlü olasılıklar arasında. Bu da ayrılma sürecinin 2021’e kadar uzayabileceği anlamına geliyor. AB ile İngiltere arasında hiç bir anlaşma sağlanmadan 29 Mart’tan itibaren ayrılmaya başlanması durumunda ise hem İngiltere hem de AB ekonomisinin ciddi bir sarsıntı geçirme olasılığı var. Özellikle İngiltere’nin yurtdışından alacağı mallar pahalanacak ve yaşam koşulları daha da zorlaşacak. Alman basınında yer alan haberlere göre İngiltere temel tüketim mallarının üçte birisini AB ülkelerinden alıyor.

Ancak, AB’nin süreci uzatma niyetinde olduğu daha önce verilen mesajlarla ortaya konulmuştu. İngiltere içerisinde dillendirilen ikinci bir referandum çağrılarına ise pek şans tanınmıyor.

AP PARLAMENTOSU SEÇİMLERİ TEHLİKEDE?

Brexit Anlaşması’nın İngiltere Parlamentosu tarafından reddedilmesinin ayrıca önümüzdeki Mayıs ayında yapılması planlanan Avrupa Parlamentosu seçimlerini de kaosa sürükleyebileceği ifade ediliyor. Seçim süreci İngiltere’nin 29 Mart’ta AB’den ayrılacağı üzerinden kuruldu. Bu nedenle yeni parlamentoda İngiliz parlamenterlerin olmaması gerekiyor. Ancak İngiltere’nin resmi olarak AB’den ayrılmaması durumunda AP’ye temsilci göndermesi gerekiyor. Bir çok ülkede partiler AP seçimleri için listelerini hazırlarken, İngiltere sürecin dışında kaldı.

AB’NİN HEDEFİ: ZAYIFLAYAN BİR İNGİLTERE

Alman basınında yer alan ilk haberlere göre İngiltere parlamentosunun “Anlaşmaya hayır” kararına rağmen anlaşmanın 29 Mart’a kadar uygulanmasında ısrar edileceği ifade ediliyor. AB Konseyi Başkanı Donald Tusk’ın sözcüsü, “Bir anlaşma sağlandı ve bu en iyisi. Büyük Britanya’nın kontrollü şekilde AB’den ayrılması tek doğru yoldur” dedi.

Verilen ilk mesajlara bakılırsa AB İngiltere karşısında geri adım atmaya niyetli değil. Anlaşmada ısrar edilecek ve İngiliz hükümetine ayrılma dayatmaya devam edecek. Bunun İngiltere içinde büyük tartışma ve bölünmelere yol açması bekleniyor. İki yıldır Brexit yanlıları ve karşıtları şeklindeki bölünme derinleşecek. Keza, AB’de kalmaktan yana olan Kuzey İrlanda ve İskoçya’da da huzursuzlukların artması bekleniyor. Siyasi istikrarsızlık ve merkezi otoritenin sarsılmasına yol açacak bu süreçte yeni bağımsızlık referandumlarıyla Büyük Britanya’nın bölünmesi güçlü olasılıklar arasında yer alıyor.

AB, asıl olarak Almanya-Fransa ekseni, yüzyıllardır kıta Avrupa’sında egemenlik mücadelesi verdikleri İngiltere’nin süreçten zayıflayarak çıkması için elinde geleni yapacak. Ancak buna rağmen, İngiltere ile yakın işbirliği içinde olan tekelerin ve sektörlerin de bu süreçte kaybedenler arasında yer alması bekleniyor.

İngiltere ise buna karşı AB vatandaşlarının çalışma ve serbest dolaşım hakkını masaya yatırabilir. Başta Polonya olmak üzere bir çok Doğru Avrupa ülkesinden yüzbinlerce AB vatandaşı halen Büyük Britanya’da yaşıyor.

İngiltere’nin AB’den ayrılma sürecini uzatması, Almanya-Fransa eksenin Avrupa ordusu başta olmak üzere bazı konularda atmak istediği adımları yavaşlatabileceği de seçenekler arasında.