Övgüyü hak eden bir sanatçı: Heiner Müller

Semra Çelik

Almanya’nın en tanınmış tiyatro insanı Bertolt Brecht’i tanımayan yok, ülkenin ikinci en çok konuşulan, tartışılan tiyatro insanı Heiner Müller ise pek tanınmaz. Müller yaşasaydı 9 Ocak’ta 90 yaşında olacaktı. Doğum gününde birçok yerde toplantılar, tiyatro akşamları düzenlendi. Bir zamanlar Batı Almanya’da yasaklı olan bu yazar, dramaturg övgülerle anıldı. Alman tiyatrosunun Müller’in itirazları, hiçbir şeyi sunulduğu gibi kabul etmeyen, araştıran, soruşturan ve didişen tavrına ihtiyacı olduğu belirtildi.

Gerçekten neden Müller, kanserden ölümünün üzerinden 23 yıl geçmesine rağmen hala övülmeyi, örnek alınmayı, taklit edilmeyi hak ediyordu ki?

TARİHLE ÇATIŞTI

Müller, “dün dündür, bugün bugün” metafizik yaklaşımına tümden karşı çıkmaktaydı. Kendini, Brecht gibi olaylara diyalektik bakan biri olarak nitelemekteydi. Oyunları da buna uygundu. Bu nedenle tarihle çok uğraştı, “Tarihte, ölmüş olan ölmemiştir… Kendileriyle birlikte gömülen gelecek parçasını geri vermedikleri sürece ölülerle kurulan diyaloglar kesilmemelidir“ diyerek çatıştı, geçmişten, şimdiden geleceğin nasıl olacağı, olabileceği tahminlerinde bulundu.

Örneğin iki Almanya’nın birleşmesi döneminde, Doğuluları nelerin beklediğini bir şekilde bilmekteydi: ‚Daha fazla yoksulluk, daha fazla savaş!‘ Geleceğe kötümser bakmaktaydı. Bu nedenle de birleşmeden beş gün önce sanatçılar tarafından düzenlenen eylemde, eline tutuşturulan açıklamayı ruhsuzca, yazılanlara katılmadığını belli ederek okudu. Yuhlandı, bunu göze almıştı.

YAŞADIĞI TOPLUMA ELEŞTİREL BAKTI

Doğulu, Doğu Almanyalı bir yazar ve dramaturgtu. Bu, onu içinde yaşadığı toplumun eksikliklerini, yöneticilerin hatalarını görmekten alıkoymuyordu. Berliner Ensemble ve Ost Akademie’nin yöneticiliğini yaptı. Doğu ve Batı Almanya’yı yazdı. Batı Almanya, onun için Roma İmparatorluğu, Doğu Almanya ise Kartaca idi. Pratikteki tüm eksikliklerine, tüm yanlışlarına rağmen sosyal adaletin varolduğu bir toplum ütopyasını hiç kaybetmedi.

Doğu Almanya’da politik içerikli eserleri yasaklandığında mitolojik eserler yazmaya başladı. Müller Saksonyalı idi. Sosyal demokrat parti yöneticilerinden birinin çocuğuydu. Hayatı boyunca Doğu Almanya’daki ’sosyalist proje’nin partisinin üyesi olarak kaldı. Devrim hayalinden hiç vazgeçmedi. Heiner Müller, Doğu Almanya’da olup bitenleri komünist partisinin artık ne kuram ne de tasarı üretebildiğine bağlar: „Parti’nin bir ütopyası yok artık, çünkü uygulama tarafından yutuldu ütopya!“

ÖVGÜYÜ HAK EDEN BİR SANATÇI

Kapitalizm yıkılacak, sömürü sona erecek, insanlığı özgürlüğe götürecek sosyalizm kurulacaktı. Eserlerinde kimi zaman direkt, kimi zaman dolaylı yollarla bunu anlatmaya çalıştı. Doğu Almanya’daki durumu anlatan Umsiedlerin eserinde köylü kooperatiflerinde bira içerek traktörlerin gelmesini bekleyen insanları sevecenlikle anlattı. Bir yandan eleştiri, hayal kırıklığı, diğer yandan ise umut, inanç içiçeydi.

İnanç konusuna ise yine diyalektik yaklaşmaktaydı; ‚Bir sanatçı yüzde yüz inanmış olamaz. O zaman üretemez.“ diyordu. „Merak, eleştirel yaklaşım ama yine de umut ve beklenti, eserleri canlı ve inanılır yapar.“ düşüncesindeydi. Çelişkiler yakalanmalı, çelişkilerin ileriye gidişi sağlayacağı kabul edilmeliydi.

Heiner Müller, 90. doğum yılında övülmeyi ve taklit edilmeyi hak ediyor, çünkü öngörülerinin doğru olduğu ortaya çıktı, eleştirel bakmayanın boyun eğmeye mahkum olduğu kanıtlandı, tarihle yüzleşenlerin daha kolay yol alabileceği de.