Yeşiller Milletvekili Stumpp: Türkiye’de basının durum pek iç açıcı değil

Türkiye’deki gazeteci ve basın davalarını takip etmek üzere birçok kez Türkiye’ye giden Alman Yeşiller Partisi Federal Parlamento milletvekili Margit Stumpp ile Berlin’de söyleştik. Son olarak 10 Ocak tarihinde gazeteci Meşale Tolu’nun duruşmasına katılan ve İstanbul’da Evrensel gazetesini de ziyaret eden Stumpp’a izlenimlerini sorduk.

Aziz Koçyiğit

Türkiye’deki basın davalarını takip etmek üzere birkaç kez gittiniz. İzlenimlerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Gördüğüm kadarıyla Türkiye’deki basının durumu pek iç açıcı değil. Çok az sayıda bağımsız medya var. Bunlar da yoğun politik baskı altında. Haklarında birçok dava devam ediyor. Aynı zamanda ekonomik zorluklarla boğuşuyorlar. Çünkü okuyucu sayıları az ve her türlü yöntemlerle baskı altında tutuluyor ve yok edilmeye çalışılıyorlar.

Bahsettiğiniz medya kuruluşlarında çalışan gazetecilerin durumları ile ilgili neler söylersiniz?

Bir gazete redaksiyonunu ziyaret etme imkanını buldum. Gazeteciler çok zor koşullarda çalışıyorlar ve haber hazırlarken birçok zorlukla karşılaşıyorlar. Hazırladıkları haberi yayınladıkları veya bir açıklama yaptıkları zaman haklarında dava açılabileceğini hesaplamak durumundalar. Meşale Tolu davasında olduğu gibi, derhal bir “terör şüphesi” yaftalanıyor ve böylece işini yapması engelleniyor. Hakkında dava açılan bir gazetecinin ise işini devam ettirmesi çok daha zorlaşıyor. En kötüsü ise, somut bir suçlama yapılmadığı ve bunun kanıtlanamadığı halde dava yürütülüyor. Meşale Tolu ve eşi hakkında açılan davada da görüldüğü gibi, tek delil olarak gizli tanık ifadesi üzerinden “terör örgütü üyeliği” suçlaması yapılıyor.

Sizce Almanya’daki insanlar nasıl bir dayanışma gösterebilir? Alman hükümeti bu konuda neler yapabilir?

Parlamenterler olarak kendimizden başlayalım. Bu davaları takip ediyoruz. Alman kamuoyunu bu konularda bilgilendirmeye çalışıyoruz. Türkiye’de daha önce de çok olmayan demokrasinin her geçen gün yok olduğuna dikkat çekiyoruz. Takip ettiğim kadar, haklarında soruşturma açılan gazetecilerin üzerinde aşırı bir baskı var. Duruşma tarihleri arası çok uzun. Bu arada neler olup bittiği takip edilemiyor. Keyfi bir şekilde çeşitli uygulamalar ve kararnameler çıkarılıyor, sonra bazıları geri kaldırılıyor. Bilinmezlik sürüyor. Tutuksuz yargılamalar tek olumluluk olsa da, mahkeme kararının nasıl olacağı belirsizliği büyük kaygılara neden oluyor.

Alman hükümeti de elbette bu davaları takip edebilir, Türkiye hükümeti ile görüşmeler yapabilir ve hukuk devleti olmaya davet edebilir. Ancak bu konuda muhalefette olan bir parlamenter olarak fazla bir etkimiz yok. Alman kamuoyu olarak da bu konuları gündemde tutabiliriz. Kendi ülkemizdeki basın özgürlüğü önündeki eksiklikler ve saldırılar karşısında da sürekli uyanık olmamız gerekir. Demokrasinin toplumsal yaşam için ne kadar değerli olduğunu kavramak için, Türkiyeliler ve Almanlar olarak sürekli ilişki içinde olmalı, bilgi alışverişinde bulunmalıyız. Zira demokrasi halktan ve tabandan doğru oluşturulabilir.