258 işçinin yanarak öldüğü olayda tazminat talebine ret

KİK tekstil tekeline karşı açılan tazminat talepli dava, olayın zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle reddedildi.

11 Eylül 2012 Karaçi’deki çoğu insan için kara bir gündü. Güney Pakistan’daki bu milyonluk şehirde 258 işçi tekstil fabrikası Ali Enterprises’te çıkan bir yangında hayatını kaybetti. 50 işçi de yaralandı. Firma üretiminin büyük bir kısmını, merkezi Almanya’nın Dortmund şehrinde olan KİK (“Müşteri Kraldır”) tekstil tekeli için yapmaktaydı. KİK, ucuz mal satmakla övünen, üretimini de emeğin ucuz olduğu ülkelerde yaptıran bir firma olarak tanınıyor. Firmanın 2017’deki cirosu 2 milyar Euro olarak belirlendi.

2012’deki yangında hayatını kaybedenlerden üçünün yakını KİK’e karşı, Dortmund Ceza Mahkemesi’nde tazminat davası açtı. Talepleri 30.000 Euro tazminat ödenmesiydi. Bir yılda 2 milyar Euro ciro yapan bir firma için toplam 90.000 Euro tazminat ödemek çocuk oyuncağıydı ama yine de KİK mahkeme dışı uzlaşmaya yanaşmadı. KİK patronu, geçen yıllarda kurbanlar için, gönüllü olarak, 6 milyon Euro yardımda bulunulduğunu ileri sürerek tazminat talebinin reddedilmesini talep etti.

İnsan haklarını korumak için dünya çapında davalar hukuk inisiyatifi ECCHR ise, KİK’in gönüllü yardımda bulunduğu iddiasını yalanlıyor. ECCHR’ye göre KİK, Dortmund’daki davanın açılması sonrası para ödemeye yanaştı. Davayı destekleyen Medico İnternational da kurban yakınlarına tazminat ödenmesinin ancak dava sayesinde kabul ettirildiği görüşünde.

GÖNÜLLÜ DEĞİL ZORUNLU SORUMLULUK

KİK’in şimdiye kadar ‚gönüllü‘ ödediği tazminat, insan hakları örgütleri ve 18 yaşındaki oğlunu yangında kaybeden Saeeda Khatoon’un da aralarında olduğu davacılar için yeterli değil. Khatoon, oğlunun geri gelmeyeceğini, acısını dindirmenin mümkün olmadığını ancak sorumluların cezalandırılması gerektiği görüşünde. Ali Enterprises, ana üretimini KİK için yaptığı için de firmanın iş kazalarına ve yangınlara karşı yeterli önlem almadığı için sorumluluk üstlenmeli.

Medico İnternational’den Thomas Seibert, üretimlerini emeğin ucuz olduğu ülkelerde yaptıran firmaların işçi sağlığı, yangına karşı korunma ve iş kazalarıyla ilgili tedbirleri gönüllülük temelinde yaptıklarını belirterek bunun değiştirilmesini istiyor. Uluslararası tekeller, işçi ve insan hakları ile ilgili bağlayıcı kurallarla çalışmak zorunda bırakılmalı.

Perşembe günü Dortmund’da görülen davanın konusu, uluslararası bağlayıcı kararların alınması değil, tazminatla ilgili talebin formel kabul veya reddiydi. Yangınla ilgili hukuki davanın açılıp açılmayacağı, olayın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı konusunda karar alındı. Mahkemeye olay Pakistan’da geçtiği için Pakistan hukukuna göre zaman aşımına uğradığına dair bir bilirkişi raporu sunulmuştu. Ancak uluslararası hukuk kurallarına göre zaman aşımı söz konusu değil. Dortmund mahkemesi, bilirkişi raporunu geçerli kabul etti, ancak davacıların karara itiraz etme hakları, davayı Hamm’daki üst mahkemeye götürme hakları mevcut.

ALMAN TEKELLERİYLE İLGİLİ BAĞLAYICI YASALAR

KİK bölüm yöneticisi Ansgar Lohmann, mahkeme kararının tekelin hukuki çizgisiyle uyuştuğunu ancak davacıların tazminat alıp almayacağı konusunda en azından Avrupa çapında bağlayıcı yasalara ihtiyaç duyulduğunu açıkladı.

Davaya destek veren örgütler de Avrupa ve Almanya’daki yasaların muğlak olduğu görüşündeler. Yaptıkları ortak açıklamada Alman tekellerinin başka ülkelerdeki iş hukuku ve insan hakları ihlallerinin sorumluluğunu taşımalarını sağlayacak yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesini talep ettiler. Dortmund Ceza Mahkemesi’nin Pakistan’da geçerli yasalara göre karar almasını eleştiren “Brot für die Welt” örgütü sözcüsü Maren Leifker, KİK’in bir yıl önce zaman aşımı prensibinden gönüllü olarak feragat etmesinin davacılara tazminat hakkı kazandırabileceğini, firmaların gönüllülük esasına göre hareket etmesinin çözüm olmadığını söyledi.