“Bir sonraki kriz daha yıkıcı olacak”

Berlin’de geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen 24. Rosa Luxemburg Konferansı bu yıl “Bir sonraki Kriz, bir sonraki savaş, bir sonraki devrim” sloganıyla düzenlendi. Her bir konu ile ilgili sunumlar gerçekleştirildi. “Bir sonraki kriz” başlığı İtalyan ekonomist Dr. Vladimiro Giacche tarafından sunuldu. Giacche konuşmasında, 2008 krizinin geçici olarak büyük borçlanmalarla geçici olarak çözüldüğünü ancak bir sonraki ekonomik krizin çok daha büyük olacağını ve çok daha büyük yıkımlara neden olacağını ileri sürdü. Ekonomist Giacche’ye bu tezinin nedenlerini sorduk.

AZİZ KOÇYİĞİT

Sunumunuzda 2008 krizinin büyük borçlanmalarla çözüldüğünü ve bir sonraki krizin daha daha büyük ve yıkıcı olacağını ileri sürdünüz. Neden?

2007, 2008 ve 2009 yıllarında ortaya çıkan ekonomik krizi çözmek için üç yöntem kullanıldı. Birisi bankaların uğradıkları zararlar halkın birikimleri ile ödendi. İkincisi kamu yani devletler aşırı borçlandırıldı. Ve aşırı gevşek kur politikası izlendi. Faiz oranları sıfıra hatta eksiye düşürüldü. Üçüncüsü merkez bankaları mali sektörü desteklemek üzere alışılmadık bir şekilde doğrudan ciddi miktarlarda hisse senetleri ve borç satın aldılar. Tüm bunların sonucu olarak dünya çapında 2008 yılından günümüze borçlanma 172 tirilyon Dolara yükseldi. Bu çok büyük bir miktar dahi problemi tam olarak çözmeye yetmedi.

Geçici bir çözüm mü oldu demek istiyorsunuz?

Kesinlikle! Krizi çözmek için kullanılan yöntemler aslında krize neden olan yöntemlerdi. Yani düşük faiz politikası, borçlanma vb. Bunlar 80’li yıllarda başlayan büyümü modelleridir.

Aşırı üretimin de krizin nedenleri arasında olduğundan söz ettiniz

Tabii ki. İyi incelendiğinde görülecektir ki yetmişli yıllardan itibaren yatırımların dünya çapında azaldığı görülecektir. Geç kapitalizm olarak adlandırılan Çin ve bazı ülkelerdeki yatırımların çok büyük oranlarda artmış olmasına rağmen toplamda düşüş yaşanmıştır. ABD, Avrupa ve Japonya’da yatırımlar azaldı ve sürekli geriledi.

Buna karşın mali sermaye sürekli arttı. Yani az yatırım çok sermaye birikimi gerçekleşti. Sermaye ile gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) karşılaştırıldığında 80’li yıllarda yaklaşık başa baş idi. Bu oran dönemin sonunda bugün gayri safi milli hasıla karşısında 3,5 kata yükselmiştir. Bu az yatırıma rağmen ranta dayalı bir kalkınma modelidir. Bu model sadece geçici olarak sürdürülebilir. Karşılığını ödemeden birkaç kez yemek yiyebilirsiniz ancak, birgün ödemek zorunda kalırsınız. Ve önce ödeyeceğinizden çok daha fazlasını ödemek zorunda kalırsınız! Aynı şekilde 2007’de baş gösteren krizin faturası da şu an çok daha yüksek.

Bu ekonomi politikasının daha büyük krize yol açacağını söylüyorsunuz.

Evet. Bu politikanın çözüm olduğuna inanılıyordu fakat biraz önce tarif ettiğim gibi yürüyor süreç. Bu modelin artık sonuna gelindi ancak hala yatırım yerine rantçılara sermaye pompalanmaya devam ediliyor. Bunun sonucu sadece büyük yıkımların olacağı daha büyük bir kriz olabilir. Bu nedenle bugün durum çok daha zor. Zira bir de ticaret savaşı sürüyor şu an.

Ticaret savaşı da bu politikaların bir sonucu mu?

Tabii ki! Bu model gereken fonksiyonunu yerine getiremiyor. Maaşlar düşük ancak her halükarda insanlar istediklerini alabiliyorlar. Aşırı üretim var ve şirketler ürünlerini satabiliyorlar çünkü borçlanarak alıyorlar. Öncelikli olarak kendi ürünlerini satmak için muazzam bir rekabete girdiler.

Şu anda Türkiye’de de bir ekonomik kriz var. Bu krizin Avrupa’yı nasıl etkileyeceğini öngörüyorsunuz?

Etkisi olacağını düşünüyorum. Çünkü Avrupa krizden sonra yanlış yola girdi. Zannettiler ki, işçilere az ödeyerek elde edilen ürünlerimizle tüm dünyaya yayılırız. Evet mallarınızı dışarıya satabilirsiniz belki ama iç piyasada yeteri kadar talep yok. Avrupa’da ve Avrupa’ya ihracat yapan ülkelerde yeteri kadar talep yok. Türkiye de bu durumda. Sadece borçlanarak mal almak durumunda ve bu aşırı borçlanmaya neden oluyor. Bu bir kısır döngüdür.

Emperyalist güçler 2008 krizini karşılıklı dayanışma içinde çözmüşlerdi. Bir sonraki krizde yine böyle olur mu?

Hayır! Bu şu anda mümkün değil. Çünkü ABD ve Avrupa arasında da bir ticaret savaşı sürüyor. Mali sermaye aşırı üretimi gizleyemediği için başladı ticaret savaşı. Bunun üstü örtülmüştü. Örneğin otomobil endüstrisindeki aşırı üretim kriz öncesi de vardı. Bu durum borçlanmayla çözüldü. Düşük faiz politikası vb. Ticaret savaşı bunların sonucu olarak ortaya çıktı.