Holokost kurbanlarını anma günü

Kasım 1932’deki parlamento seçimlerinde iki milyon kaybederek yüzde 33’le çoğunluğu yitiren Hitler, büyük sermayenin baskısıyla Cumhurbaşkanı Hindenburg tarafından 30 Ocak 1933’te başbakan olarak atandı. Sadece Almanya ve Avrupa açısından değil tüm dünyada derin izler bırakacak bu kararın belki hafızalardan silinmeyen sonuçlarından biri de 27 Ocak’ta Sovyet Kızılordu’su tarafından kurtarılan ve faşizmin insanlık dışı yüzünün en çarpıcı simgelerinden biri olarak kabul edilen Auschwitz Toplama Kampı’ydı.
Auschwitz toplama kampı 14 Haziran 1940’ta açıldığında Nazi rejiminin toplama kampı sistemi yedi yıldır uygulamadaydı. Açık kaldığı yıllar boyunca Nazi vahşetinin ve Yahudi soykırımının sembolü oldu. Alman işgali altındaki Avrupa’nın her yerinden toplanan, Yahudiler başta olmak üzere Çingeneler, Polonyalılar, Yugoslavlar, eşcinseller, çeşitli etnik, dini ve ulusal gruplara ait insanlar ve Sovyet savaş esirleri, yük vagonlarında günlerce aç, susuz süren bir yolculuktan sonra Auschwitz ve hemen yakınındaki Birkenau ve Monowitz kamplarına getirildiler. Kurbanlar açlık, hastalık ve esir işçi olarak çalıştırıldıkları insanlık dışı koşullar nedeniyle, sadece birkaç ay hayatta kalabiliyordu. Kamp kurallarını çiğneyenler, kaçmaya çalışanlar ve açlığını bastırmak için birkaç elma koparanlar ise idam ediliyordu. Naziler, 1942 Ocak ayında yapılan Wannsee Konferansı’nda aldıkları kararla, “Avrupa’nın Yahudi sorununa nihai çözüm”ü buldular. Yapılması gereken, bu büyüklükte bir insan topluluğunu imha etmek için gözlerden uzak bir kamp bulmak ve uygun teknolojileri geliştirmekti. İşgal altındaki Avrupa’nın tam ortasında, Polonya’nın Krakov şehri yakınlarında yer alan Auschwitz, Yahudi soykırımının merkez kampı olarak seçildi.

27 OCAK 1945’TE KIZIL ORDU KURTARDI
Sovyet orduları kampı ele geçirdiğinde sadece 7 bin insan hayatta kalabilmişti. 1940-1945 yılları arasında Auschwitz ve Birkenau kamplarında Nazi rejiminin en vahşi suçları işlendi. Yaşlılar, çocuklar ve ağır işlerde çalışamayacağı düşünülen kurbanlar duş alacakları söylenerek gaz odalarına gönderildiler ancak duşlardan su yerine gaz verildiğini anladıklarında yaşayacakları yirmi dakikaları kalmıştı. On binlerce insan bu odada Zyklon B gazı verilerek öldürüldü. Kamp komutanı Karl Fritzsch, bir gün yeni tutsakları karşılamasında şöyle demişti: “Burası bir senatoryum değil, Alman toplama kampıdır. Buradan sadece bir tek çıkış var o da krematoryumun bacası”
Naziler tüm faaliyetlerini ve suçlarını belgelediler. Kampa getirilen insanların büyük çoğunluğu, fotoğrafları çekildikten sonra sol el bileklerine tutuklu numaraları yazılarak kaydedildi.

1 MİLYON 100 BİN KİŞİ KATLEDİLDİ
Auschwitz’te Nazilere bağlı SS güçleri tarafından yaklaşık 1 milyon 100 bin kişi öldürüldü. Suçlular Kızıl Ordu yaklaşırken ölüm izlerini yok etmek için gaz odalarını havaya uçururken, tutuklular batıya doğru tehcire zorlandı. “Ölüm yürüyüşü” ile yola çıkan 56 bin kişiden 15 bini yolun sonunu göremedi. Yol kenarına sıralanan cesetler Auschwitz’in son kurbanlarıydı. Auschwitz’te kalanlar ise Sovyet birliklerinin attığı bombaları duyabiliyordu. SS güçlerinin tüm engellemelerine rağmen kamp kurtarıldı.
Holocoust olarak adlandırılan Yahudi soykırımı toplamda ise 6 milyon kişinin canına mal oldu. En az yaklaşık 5 milyon 600 bin Yahudi, yarım milyon Sinti ve Roman öldürüldü. Nazi döneminde başta komünistler olmak üzere muhalifler, fiziksel engelliler, eşcinseller ve Yehova Şahitleri sistematik olarak yok edildi. Öldürülenler arasında 1.5 milyon da çocuk vardı.
Federal Almanya Cumhuriyeti, 1996 yılından beri 27 Ocak’ta Nazi kurbanlarını anıyor.