Milyonerler endişeli peki ya milyonlar?

YÜCEL ÖZDEMİR

Dünya genelinde zenginlerle yoksullar arasında derinleşen çelişkiler milyonerleri tedirgin etmeye devam ediyor. Her yıl İsviçre’nin Davos kasabasına özel uçaklarıyla gelen, lüks otellerinde kalan tekel yöneticileri, milyarderler ve onların emrindeki siyasetçiler, bir yandan nasıl daha zenginleşeceklerini diğer yandan yoksulların öfkesini nasıl bastıracaklarından konuşuyorlar. Derinleşen çelişkilere bağlı olarak dünya geleninde yaşanan sosyal hareketler onları açıktan tedirgin ediyor. Bu nedenle lafta da olsa kendilerine göre çözüm önerileri ortaya atıyorlar.
Aslında yıllardır yaptıkları ve söylediklerinde yeni bir şey yok. Bütün dertleri artan çelişkilerin üstünü örtmek, zenginliklerini sürdürmek. Buna rağmen kimi gazeteler ve yorumcular açıklamaları zenginlerin de sorumluluk almaya hazır, hümanist duygulara sahip olduğundan dem vurup, onların da insanlığın geleceğini kendilerine dert ettiğini ileri sürüyorlar.
Bu milyonerlerden biri olan Alman Siemens tekelinin başkanı (CEO) Jeo Kaeser, salı günkü Handelsblatt gazetesine verdiği üç sayfalık röportajda, zenginlerle yoksullar arasındaki uçurumun bu denli derinleşmesinden rahatsızlığını ifade ederek “Yeni bir kapitalizm” talep ediyor.
Bütün eleştirilere rağmen Suudi Arabistan ve diğer otoriter rejimlerle ilişkilerini sürdüren, yılda yaklaşık 7 milyon avro maaşı olan Kaeser, “Klasik kapitalizm hangi yanlışları yaptı?” sorusuna “Yoksul ve zengin arasındaki uçurum çok açıldı. Bu sadece normal ekonomiler arasında değil, aynı zamanda sanayileşmiş ve kalkınmış ülkeler arasında da söz konusu. Eşitsizlik artık kabul edilemeyecek düzeye ulaştı” (Handelsblatt, 29.01.2019) diyor.
Kaeser buna çare olarak “kapsayıcı kapitalizm” (inklusiven kapitalismus) öneriyor. Kast ettiği ise çok kazanan tekellerin çalışanlarına daha fazla pay vermesi, sosyal piyasa ekonomisi izlemesi…
Çelişkilerin nasıl azaltılması gerektiği konusunda yeni bir şey önermiyor. Almanya’nın dijital beyni sayılabilecek Siemens tekelinin yöneticisinin söyledikleri arasında bir tek doğru var: “Dijitalleşme toplumdaki bölünmeyi derinleştirecek.”
“Yapay zeka” ve “insansız fabrika” konusunda çalışmalar yapan, katettiği mesafeyi övünerek anlatan tekel yöneticisi, gelecekte tekellerin robotlar sayesinde elde edeceği zenginliği geniş kesimlerle paylaşmayacağını, bunun da işsizliği ve yoksulluğu artıracağına kabul ediyor. Bu nedenle, kapitalizm varoldukça tekellerin kârdan gönüllü feragat etmesi mümkün değil.
Çelişkilerin derinleşmesinin altında da asıl olarak bu gerçek yatıyor. İngiliz yardım kuruluşu Oxfam’ın geçen hafta yayınladığı raporda zenginlerle yoksullar arasındaki uçurumun derinleşmeye devam ettiğine yaptığı vurgu da bunu gösteriyor. 2018’de dünya genelinde milyarderlerin serveti bir önceki yıla göre yüzde 12 (günde 2.5 milyar dolar) artarken, aynı yıl 3.8 milyar insanın serveti yüzde 11 azaldı.
Bu iki rakam bile zenginleşmesinin yolunun milyarlarca insanın yoksullaşmasından geçtiğini ortaya koyuyor. Buna rağmen Ifo Enstitüsü Başkanı Andreas Peichl, Frankfurter Allgemeine Zeitung’a verdiği demeçte, “Fakirler fakirleştiği için zenginler servetine servet katıyor, tezi doğru değildir. Birinin zenginleşmesinin, diğerinin fakirleşmesini gerektirdiği söylenemez” diyebiliyor. Ne var ki, zenginliğinin asıl kaynağının daha fazla sömürü yoluyla emekçi sınıfların yoksullaşması olduğu biliniyor.
Bu konuda Avrupa’nın en güçlü ekonomisi Almanya’nın durumu özellikle dikkat çekici. Sanayileşmiş kapitalist ülkeler arasında sosyal adaletsizlik diğer ülkelere göre çok daha yüksek. Halbuki, Almanya uzun yıllar “sosyal devlet”in kalesi olmakla övünüyordu.
Oxfam’a göre 2018’de Almanya’daki milyarderlerin serveti ortalamanın 8 puan üzerinde, yüzde 20 arttı. Başka bir ifadeyle, ülkenin en zenginlerinin elindeki servet, yüzde 87’nin elindeki servete denk düşüyor. 2017’de Almanya’da yılda 1 milyon Euro’dan fazla kazananların sayısı 19 bin olarak tespit edilmişti. Süper zenginlerin yıllık ortalama geliri ise 2.7 milyon. Milyonlarca emeklinin ortalama aylık geliri 1000-1200 avro iken, 2017’de yıllık geliri 13 milyon avro olan Daimler tekelinin Ceo’su Dieter Zetsche’nin emeklilik maaşı günde 4200 avro, ayda 126 bin avro. VW tekelinin eski menajeri Martin Winterkorn’un aylık emeklilik maaşı ise 100 bin avro.
Süddeutsche Zeitung’daki bir habere göre 1980’li yıllarda menajerlerin maaşı ortalama işçi maaşların 15 katı iken bugün 60 katına çıkmış. (30.01.2019) Halkın yüzde 15.8’i yoksulluk içerisinde yaşıyor. Yine her beş çocuktan birisi yoksul. 2017’de 3.6 milyon insan iki işte birden çalışıyordu.
Bütün bunlar zenginlerle yoksullar arasındaki çelişkilerin derinleşmeye devam edeceğini, milyonerlerin ise milyonların biriken öfkesi patlamadan kendilerine göre “çare” arayışında olduğunu gösteriyor. Peki ya açlık, yoksulluk ve işsizliğin pençesindeki yoksullar… Onların da zaman kaybetmeden harekete geçmesi kaçınılmaz.