Yoksullar, yoksul kalsın diye…

Yaklaşık bir yıldır SPD içinde devam eden tartışmaların ardından ilan edilen “Sosyal Devlet 2025” başlıklı programla SPD “sosyal profilini” yenilemeyi hedefliyor. Birkaç “anlamsız ve onur kırıcı” uygulamanın iptal edilmesi öngörülürken prensip olarak “Hartz IV” uygulamalarından vazgeçilmiyor. Sosyal demokratlar “Temel Emeklilik” söylemi ile de yaşlılıkta yoksulluğa karşı mücadele yerine makyaj yapmayı tercih ediyor. SPD, sözde reformlarla geniş emekçi kitlelerinin gözünü boyamaya çalışıyor. Biraz dikkatli bakıldığında Nahles’in planı hiçte yabancı gelmiyor… “Sosyal Devlet 2025” programı son seçimleri kaybeden Martin Schulz’un sunduğu programın geliştirilmiş hali iken Heil’in sunduğu “Temel Emeklilik” ise 1992 yılında kadar uygulamadan kaldırılan küçük bir düzeltme.

SERDAR DERVENTLİ

SPD kendisini yeniliyor. Pazar günü (10 Şubat) sona eren SPD Yönetim Kurulu toplantısı ardından basın toplantısın düzenleyen SPD Genel Başkanı Andrea Nahles, “Sosyal Devlet 2025” başlıklı programı (kutuya bkz.) ilan etti. Yeni bir sosyal devlet konsepti oluşturduklarını söyleyen Nahles, “Bununla birlikte SPD, Hartz IV’ü geride bırakıyor, yaşam boyu sağlanan performansı takdir eden ve yeni olanakları merkezine alıyor” dedi.

Geride bırakılan aylarda değişik düzeylerde tartışmalar sürdürdüklerini, vatandaşlar ve uzmanlarla görüştüklerini söyleyen Nahles, “elde ettiğimiz sonuçlar üzerinden yeni bir sosyal demokrat politika oluşturmaya hazırız” dedi.

‘BEŞ ADIMDA SOSYAL ADALET’

Önümüzdeki dönem tartışmaların devam edeceğini söyleyen Nahles, ilk adım olarak “Yeni bir dönem için yeni bir sosyal devlet” başlıklı 15 sayfalık bir konsepti kamuoyuna sundu. Nahles, “Hartz IV yerine insanların onurunu zedelemeyen Vatandaş Parası’nın (“Bürgergeld“) yürürlüğe gireceğini ve bunun belli durumlarda üç yıla kadar ödenebileceğini söyledi.

Konseptin beş temel ilke üzerinde şekillendiğini dile getiren Nahles şunları söyledi: “1. Performans adaleti merkeze alınıyor. Kim uzun süre çalıştıysa o, daha uzun süre İşsizlik Parası I (ALG I) almalı. 2. Herkes kendi gücüyle sosyal düşüşü engelleyebilmeli – Mesleki eğitim hakkıyla gerektiğinde meslek değişimi mümkün kılınmalı. 3. Hartz IV yerine Vatandaş Parası (“Bürgergeld“) getirilecek. 4. Çocuklar için Temel Geçim Parası (“Kindergrundsicherung“) yürürlüğe konulacak ve böylece sosyal yardım fonundan çıkarılacaklar. 5. ve sonuncu ilke olarak ise SPD daha yüksek ücretler hedefliyor. Bu hedefe ise TİS’lerin yaygınlaşması ve daha yüksek asgari ücretle ulaşılması planlanıyor.

“20 YILIN 16’SINDA SİZ DE VARDINIZ”

Ajanda 2010’un üzerinden 15 yıl geçtikten sonra SPD’nin “Sosyal Devlet 2025” (“Sozialstaat 2025”) başlıklı bir program ile “sosyal profilini” yenilemeyi hedeflemesi geniş yankı yarattı. Sendika bürokrasisi ve Keynesçi olarak bilinen iktisatçılar, SPD programını “doğru yönde atılan adım” olarak değerlendirirken sermaye temsilcileri ise tepkilerini dile getirdiler.

SPD’nin yanlış sinyal vererek geniş kitleleri yanılttığını ve geçen 15 yıl içinde elde edilen başarıları heder edeceğini ileri süren Alman İşverenleri Birliği Başkanı Ingo Kramer, “Ne SPD böyle modernleşebilir nede sosyal devlet gelişebilir” dedi. Sermayeye yakınlığı ile bilinen Alman Ekonomi Enstitüsü (Institut der deutschen Wirtschaft – IW), “İşsizlik parası ödemesini (ALG I) 33 aya çıkarmak yapılabileceklerin en yanlışı” dedi.

CDU’nun değişik yöneticileri yaptıkları açıklamalarda, SPD’nin seçimlerde peş peşe aldığı ağır yenilgilerin partide ciddi bir travma yarattığını ifade ederek, “SPD gibi hükümette yer alan bir parti travma terapisini başka yerde tedavi ettirmeli, günlük politik arena bunu kaldırmaz” dediler. CDU ekonomi politika sözcüsü Carsten Linneman ise yaptığı açıklamada, “SPD son 20 yılın 16 yılında bizimle hükümetteydi ve sosyal politikada başarı sağladı. Eğer şimdi Alman sosyal devletinin dökülmeye yüz tuttuğunu söylerse o zaman kendini olduğundan daha küçük duruma sokar” dedi. CSU Genel Başkanı Markus Söder ise, “SPD’nin ideolojik sol yönelimi devlet tarafından finanse edilemez” dedi.

SPD’yi, “Hortumla milyarlık seçim hediyesi” yapmakla suçlayan FDP Genel Başkanı Christian Lindler, “SPD bunun yerine yoksulluğa karşı daha hedefli nasıl mücadele edilebilir, onu düşünsün” dedi. Lindler ayrıca SPD’nin sunduğu emeklilik reformunun da adil olmadığını söyledi.

Sol Parti Eş Başkanı Bernd Riexinger ise, SPD’nin önerilerini selamladı. “Ama kamuoyu yoklamalarında aşağı düşüşü durdurmak ve tek haneli olmamak için SPD yönetimi tüm bunları nasıl hayata geçireceğini göstermeli” diyen Riexinger, “Birlik partileriyle bunun olmayacağı kesin” diyerek SPD’ye zeytin dalı uzatmayı da ihmal etmedi.

YENİ BİR SALDIRI DALGASI

Almanya’nın rekabet gücünü artırma, yatırımcılar için çekici hale getirme, ucuz işgücü sektörünü geliştirmek için Hartz yasaları gündeme getirilmişti. SPD’nin hükümette olması, sendikaların saldırılara sessiz kalması sayesinde milyonlarca işçi ve emekçinin tepkileri de bastırılmıştı. Dönemin BDA Başkanı Dieter Hundt halkı olarak, “SPD ve sendikalar olmadan bu yasaları geçirmemiz mümkün olmazdı” demişti.

Bugün SPD’nin sunduğu “Sosyal Devlet 2025” programını sadece “SPD’nin kendini temize çıkarma” hamlesi olarak değerlendirmek doğru olmaz. Şüphesiz işin böyle bir yanı da var. Ama aslı bununla sınırlı değil. Alman sermayesi, uluslararası alanda tekeller ve hamileri emperyalist ülkeler arasında artan, önümüzdeki dönem daha da sertleşecek rekabet ve çelişkilere hazırlanıyor. SPD’nin hazırladığı program, adaletsizliği azaltmak değil yoksulların yoksul kalmasını güvenceye alan Hartz Yasalarının makyajlanmış halidir.

Her ne kadar bugünkü tartışmalar SPD’nin “Sosyal Devlet 2025” programı üzerine yoğunlaşsa da diğer yanda CDU’nun hazırladığı “Ulusal Endüstri Stratejisi 2030” bulunuyor.

Önümüzdeki haftalarda bu sayfalarda irdelemeyi planladığımız bu programın ana hedefi Almanya/AB tekellerinin Çin ve ABD karşısında konumlarını güçlendirmek, AB genelinde vergi indirimine gitmek olarak gösteriliyor. Ekonomi Bakanı Peter Altmeier, önümüzdeki dönem devletin görevinin sermayeye daha fazla destek vermek, gerekli durumlarda banka (Deutsche Bank ve Commerzbank) ve tekellerin (Siemens ve Alstom) birleşmelerinin önünü açma/birleşmeye zorlama olduğunu söylüyor. Gerektiğinde ise “önemli” tekellerde (BASF ve BAYER gibi) pay alarak korunmasını sağlayacağını söylüyor.


Sosyal Devlet 2025’de ne var?

Federal Anayasa Mahkemesi, bir süredir Hartz IV kapsamındaki uygulamaları, birtakım yaptırımları olduğu gibi çocuklara yapılan ödemeleri de inceliyor. Bu yılın ortasına doğru yasanın değiştirilmesi yönünde karar alması da bekleniyor. SPD’nin büyük bir gürültüyle sunduğu “Sosyal Devlet 2025” programında yer alan bir takım olumlu değişikliklerin nedeni de bu. Mahkemenin gündemine almadığı Hartz IV parasının düzeyi gibi şeyleri SPD’nin programında bulmak mümkün değil.

İşsizlik Parası/Vatandaş Parası: Uzun süre işsizlik sigortasına aidat ödeyenlerin kısa sürede Hartz IV’e düşmemeleri için SPD, 58 yaşından itibaren İşsizlik Parası (ALG I) ödemesini dokuz ay uzatarak 33 aya çıkarılmasını öneriyor. Hartz IV’ün adını “Vatandaş Parası” (“Bürgergeld”) olarak değiştirilmesini öneren SPD, yaşlı işçilerin iki yıl boyunca baskı görmeden iş arayabilmelerine olanak sunulmasını istiyor. Daha genç olan (58 altı) işsizler ise meslek eğitim kurslarına katılmaları şartıyla 24 aya tadar Bürgergeld alabilecekler. Genç işsizler için de daha az baskı yapılacağı vaadi veren SPD, ceza olarak ödenen paranın kesilmesi gibi uygulamaların çok sınırlanmasını talep ediyor. Adı değişse de Hartz IV prensibinden vazgeçilmeyeceğini söyleyen SPD Başkanı Nahles, “Yoksa geçmiş dönemde elde edilen başarıları da geçersiz kılarız” diyor.

Çocuklar için Temel Geçim Güvencesi: Çocuklara ödenen Hartz IV yardımı, çocuk parası (“Kindergeld), eğitim için ek ödeme (“Bildungsschein”), çocukların vergilendirmede gözetilmesi (“Kinderfreibetrag”) vb. uygulamalardan faydalanmak birçok bürokratik girişimi gerektiriyor. Şimdiye kadar tek tek yapılan başvurular ve bazı durumlarda birbirine dışlayan ödemeler olduğu için ailelerin nasıl başvuracaklarını bile tam bilmiyorlar. Bu neden bu olanakların tümünün “Çocuklar için Temel Geçim Güvencesi” (“Kindergrundsicherung”) adı altında birleştirilmesi ve tek elden ödenmesi planlanıyor. Böylece çocuklar da Hartz IV kapsamının dışına alınacaklar; daha doğrusu istatistiklerde yer almayacaklar.

Asgari Ücret: SPD, bugün 9,19 Euro olan yasal asgari saat ücretinin perspektif olarak 12 Euro’ya çıkarılmasını planlıyor. Bu konuda tarih falan verilmiyor. Ayrıca TİS’lerin yaygınlaştırılmasını hedefleyen SPD, TİS imzalayan şirketlere vergi indirimi vaadi veriyor!

Zaman Havuzları: SPD, esnek çalışmayı yaygınlaştırma, fazla mesai zamlarını ödememek için gündeme getirilen “Zaman Havuzları” (“Zeitkonten”) uygulamasını yasalaştırmak istiyor. Meslek eğitimi ve kalifiye düzeyini yükseltme kurslarına katılım için fazla mesailerin biriktirilmesini öneren SPD, bu zaman havuzlarının işyerinden bağımsız devlet denetiminde olmasını istiyor. Böylece işten ayrılma durumunda zaman havuzunda biriktirilen hemen zamanın ödenmesi veya kullanılması da gündeme gelmeyecek. Diğer yanda toplu sözleşme veya işyeri sözleşmeleri üzerinden de bu havuzların kullanımı mümkün kılınacak. Şimdiye kadar zaman havuzu uygulamasını kabul etmeyen tüm işyerlerindeki işçiler de zorunlu olarak uygulama kapsamına alınacaklar. Esnek çalışma daha da yaygınlaşacak.

Evden çalışma: SPD, dijitalleşme sayesinde evden çalışma (“Heimarbeit”/”Homeoffice”) olanağının daha arttığı, ancak işverenlerin buna onay vermediğini ileri sürüyor. Yapılan araştırmalarda çalışanların %40’ının evden çalışma istediğini ama ancak %12’sinin evden çalışabildiğine dikkat çeken SPD, herkesin bu haktan faydalanması için yasa değişikliği yapmak istiyor.

Temel Emeklilik: “Grundrente” adı altında Federal Çalışma Bakanı Hubertus Heil (SPD) tarafından hazırlanan taslak aslında CDU/CSU ve SPD koalisyon görüşmelerinde karar altına alınmıştı. Adına “Temel Emeklilik” denilmesi yanıltıcı. Nitekim bu uygulamadan herkes faydalanamayacak. SPD’nin planlarına göre 35 sene düşük ücretli işlerde çalışanlar (dolayısıyla 35 sene prim ödeyenler), ihtiyaç denetimine tabi tutulmadan, aldığı düşük emeklilik maaşına bağlı olarak 447 Euro’ya kadar ek ödeme alabilecekler. Uzmanlar bunun pek fazla işe yaramayacağını, düşük emekli maaşı alanların önemli bölümünün 35 yıldan daha az prim ödeyenler olduğu için bu “hakkın” en fazla 3 milyon kişiyi kapsayacağı belirtiyorlar. Ayrıca SPD’nin, “büyük buluş” ve “adaleti sağlayacak uygulama” olarak sunduğu 1992 yılına kadar Emeklilik Sigortası kapsamındaydı. Kohl hükümeti, iki Almanya’nın birleşmesi döneminde hazırladığı “Büyük Emeklilik Reformu” çerçevesinde uygulamadan çıkarmıştı.


 HARTZ IV KİMİN ESERİ?

Ajanda 2010 kapsamında kararlaştırılan Hartz Yasaları, Alman sermayesinin talepleri doğrultusunda olduğu gibi yasa metninin bizzat kaleme alınmasında da rol oynadığı ender yasalardan biridir. Bertelsmann Vakfının öncülüğünde kurulan “komisyon” Dönemin Federal Hükümeti olan SPD/Yeşiller Koalisyonu (Schröder/Fischer Hükümeti) tarafından 22 Şubat 2002’de resmen iş piyasasını canlandırmak üzere görevlendirildi. Aralarında tekel temsilcilerinin yanı sıra üç sendika bürokratının da olduğu komisyonun başına ise Volkswagen tekelinin personel müdürünün Peter Hartz getirildi. Komisyonun, 16 Ağustos 2002’de hükümete sunulan önerilere “Hartz Önerileri” adı verildi. İlerleyen aylarda komisyonunu adı da “Hartz Komisyonu” olarak değiştiği gibi hazırlanan yasa taslakları da “Hartz I, II, III ve IV Yasaları” adını aldı.

Toplumda fazla tepkiye yol açmayacağı düşünülen Hartz I ve Hartz II yasaları 23 Aralık 2002’de kararlaştırıldı ve 1 Ocak 2003’de yürürlüğe konuldu.

Sermayenin asıl olarak önemsediği Hartz III (Federal Çalışma Ajansı BA’nın yeni yasaları uygulaması için komple reform edilmesini içeren yasa) ve işçi ve emekçileri her türlü işi kabul etmeye zorlayan, ücretlerin kalıcı düşmesini sağlayacak ve Almanya’yı ucuz iş gücü cennetine çevirecek olan Hartz IV Yasası’nın kararlaştırılması ise ileri tarihe ertelendi. Hartz IV o döneme kadar İşsizlik Parası ve İşsizlik Yardımı olarak iki farklı ödemeyi de birleştirmeyi ve ödeme süresini olağanüstü kısaltılmasını içeriyordu.

Toplumsal tepkinin çok büyük olacağı bilen dönemin hükümet partileri SPD ve Yeşiller, yasayı parlamentoya sokmadan önce olağanüstü parti kongreleri düzenlediler. SPD Yönetimi, 1 Haziran 2003’de topladığı olağanüstü kongreye sunduğu “Ana Önerge”de (“Leitantrag”) Almanya’nın rekabet gücünün korunması ve geliştirilmesi, işsizliğe karşı mücadele için teşvik ve talebi (“Fördern und Fordern”) temel prensip edinen bir dizi yasa değişikliklerini tartışmaya açtı. Öncesinde kamuoyunda aylarca gündem olan “Hartz Yasaları” isimli emekçilere yönelik saldırı programına SPD delegelerinin %80’inden fazlası onayladı.

SPD’nin onayladığı “Ana Önerge”nin aynısı 14/15 Haziran günü ise Birlik90/Yeşiller partisinin olağanüstü kongresinde delegelere sunuldu. Yeşil delegelerin %90’ınden fazlası emekçi düşmanı programı onayladılar.

YEŞİLLERİ FAZLA ETKİLEMEDİ, SPD’Yİ MAHVETTİ

Yasanın içeriğinin; kimleri nasıl etkileyeceğinin geniş kitleler tarafından anlaşılması üzerine tepkiler de ciddi olarak artmaya başladı. Yüz binlerce emekçi haftalarca proteste eylemlerine katılmalarına karşın sendikaların geri durmaları sonucu eylemler protestolarla sınırlı kaldı. Ancak bu protestolarla birlikte SPD çok ciddi “kan kaybetmeye” başladı. 1998’de seçimleri kazandığı yıl 775 binden fazla üyesi olan SPD’yi işçiler terk etmeye başladı. Yasanın yürürlüğe girdiği yıl 100 binden fazla SPD üyesi istifa etmişti. Bugün SPD’nin üye sayısı 450 bin dolayında.

Ajanda 2010’dan sonra sürekli oy kaybeden ve bugün yüzde 14-16 arası bir gidip gelen SPD, geçen bu süre içinde ikisi ‘geçici’ olmak üzere toplam dokuz genel başkanı da eskitti.

“Savaş karşıtı ve çevre sorunlarına duyarlı” bir parti olarak bilinen Yeşiller partisi bu gelişmelerden çok fazla etkilenmedi. Daha çok ortanın üstü kesimine seslenmeye başlayan Yeşiller Partisi, Hartz Yasalarıyla birlikte neo liberal görüşlere kapısını daha fazla açtı. Yeşiller bugün FDP ile aynı seçmen kitlesine hitap ediyor.