Danışmanlık adına soygun!

Almanya’da kamu daireleri ve kurumlarında son yıllarda “dışarıdan danışmanlık” adı altında ABD’li şirketlere milyonlarca Euro verildi. Türkiye’de de adı gündeme gelen ve tartışmalara neden olan özel danışmanlık firması McKinsey, Almanya’da bir çok alanda faaliyette. Federal Göç ve Sığınmacılar Dairesi de bu neoliberal şirket tarafından “düzenlendi”. Temel sığınma hakkı yerine hızlı karar verme esas alındı.

Almanya’da bakanlıklar ve resmi kamu dairelerinde bir çok işin artık dışarıdan özel “danışmanlık şirketlerine” yaptırılması son yıllarda sık sık gündeme gelen konulardan biri. Milyarlarca Euro, devlet kasasından özel danışmanlık şirketlerine aktarılırken, bu görevi yapması gereken devlet görevlileri ise maaş almalarına rağmen çoğunlukla olanlara seyirci kalıyor.

Sol Parti’nin yöneltmiş olduğu bir soru önergesine hükümet adına verilen yanıtta, aralarında McKiney’nin de olduğu bu şirketlerle 2015’ten bu yana toplam 600 anlaşma yapılmış ve 1,2 milyar Euro ödenmiş. Yanıta göre “danışmanlık hizmeti” 14 ayrı bakanlığın yanı sıra Başbakanlık Dairesi’ne de verilmiş.

MALİYE DIŞARIDAN ŞİRKETLERE EMANET

Federal Maliye Bakanlığı tarafından verilen bilgiye göre, bu “hizmetten” en fazla yararlanan ise yine Maliye Bakanlığı olmuş: Toplam 258 milyon Euro “danışmanlık şirketleri”ne ödeme yapılmış. Maliye Bakanlığı’ndan sonra ikinci sırada ise 208 milyon Euro ile Adalet Bakanlığı geliyor. Böylece pek çok yasa teklifinin milletvekilleri tarafından değil bu şirketler tarafından hazırlandığı anlaşılıyor.

Der Spiegel dergisinde yer alan bir habere göre ise kamu kurumlarına dışarıdan “danışmanlık” yapan şirketlere 2005 yılında 1,1 milyar Euro ödenirken 2017’de bu miktar 2,9 milyar Euro olmuş.

Aynı haberde Başbakan Angela Merkel’in 15 Kasım 2018’de açıkladığı Almanya’nın “yapay zeka” konusundaki 47 sayfalık planın Roland Berger adlı danışmanlık şirketince hazırlandığı ve Merkel’in bunu harfi harfine kamuoyuna duyurduğu da belirtildi.

Almanya’da bu şekilde çalışan tanınmış şirketlerin başında McKinsey, Roland Berger, Boston Consulting, Accenture geliyor. Şirketler adına hükümete danışmanlık yapan her bir uzmanın günde 3 ila 12 bin Euro arasında para aldığı tahmin ediliyor. Böylece toplamda milyarları buluyor. Bunların kontrol edilmesi ise çoğunlukla mümkün değil.

Ancak Federal Savunma Bakanlığı’nın McKinsey’e verdiği yüksek miktar dikkat çekince Federal Sayıştay tarafından soruşturma başlatıldı ve konu kamuoyuna yansıdı. Bakanlıktaki üst düzey bir yetkilinin ayrıca Accenture adlı danışmanlık şirketiyle yakın işbirliği içinde olduğu da tespit edildi. Basında yer alan haberlere göre Savunma Bakanlığı, son dört yıl içinde McKinsey’e toplam 390 milyon Euro “danışmanlık” parası ödedi. 2017 için McKinsey’e 4,5 milyon Euro danışmanlık parası verdiğini açıklayan bakanlık, Mart 2018’de ise rakamı 80 milyon Euro olarak değiştirdi. Aradaki büyük fark daha sonra “dışarıdan alınan yardım” şeklinde ifade edildi. Der Spiegel’de yer alan habere göre, daha önce McKinsey’in çalışanı Katrin Suder bir ara bakanlıkta müsteşarlık yapmış.

Accenture” adlı danışmanlık firması ise ordudan 20 milyon Euro’luk iş alırken, 2019’ta bu miktar 45 milyon Euro’ya çıkmış. Firmanın orduya savaş konusunda hızlı hareket etme, ona göre silahlanma konusunda danışmanlık yaptığı belirtiliyor. Savunma bakanlığındaki ödemeler konusunda mecliste bir araştırma komisyonunun kurulması ve iddiaları araştırılması gündemde. İfade edilenlerin kesinleşmesi durumunda bakan Ursula von der Leyen’in koltuğunu kaybedebileceği belirtiliyor.

GÖÇ DAİRESİ MCKINSEY’E EMANET

Amerikan danışmanlık şirketi McKinsey’e iş veren bakanlıklar arasında Federal İçişleri Bakanlığı da geliyor. Bakanlık, Federal Göç ve Sığınma Dairesi’nin (BAMF) nasıl işlemesi gerektiği konusundaki yeni düzenlemeler için McKinsey’e görev verdi. Aynı zamanda Federal Çalışma Dairesi Başkanı olan Frank-Jürgen Weise, sığınmacıların fazla geldiği bir dönemde, Eylül 2015’de hükümet tarafından BAMF’nin başına atandı. Göreve gelir gelmez Çalışma Dairesi’nde birlikte çalıştığı McKinsey’i dairenin daha ‚hızlı ve verimli‘ çalışması için “yapılandırmayla” görevlendirdi. Böylece McKinsey, iltica başvurularının nasıl kabul edilmesi gerektiğinin şartlarını memurlara anlatan bir kurum haline geldi. Hartz Yasaları’nın yürürlüğü girmesinden sonra Weise, 2004’te McKinsey’i çalışma dairelerini yeni duruma göre nasıl çalışmalarını belirlemek için görevlendirmişti.

Der Spiegel’in yazdığına göre, o dönem BAMF’ın bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan Thomas de Maziere, kapalı bir toplantıda “McKinsey’i denetlemek için zamanımız ve gücümüz yoktu” sözlerini sarf etti. Bu da göç ve sığınma politikasını belirleyen dairenin bütün kontrolünün aslında McKinsey’e geçtiğini gösteriyor. McKinsey’in belirlediği politika çerçevesinde bir yıl içinde bir milyon iltica başvurusuna karar verildi. Temel haklar, sığınma hakkı bir yana bırakıldı, dairenin “verimli çalışması” ön plana alındı. Bu da çok sayıda insanın sınırdışı edilmesinin önünü açtı. Özellikle de savaş bölgelerinden gelenlerin geri gönderilmesi konusunda.

Halka karşı siyasi sorumluluğu olmayan, kar ve az kişiyle çok iş yapmayı esas alan neoliberel “danışmanlık şirketleri” gelinen aşamada seçilmiş siyasetçilerin yerine karar veriyorlar. Sonra da parayı vurup üslerine geri dönüyorlar. (YH)


En büyük danışmanlık şirketleri

İsim Ciro

Accenture 16,6 milyar Euro

Deloitte 15,7 milyar Euro

PricewaterhouseCoopers-pwc 10,9 milyar Euro

KPMG 9 milyar Euro

McKinsey&Company 8,9 milyar Euro


Deutsche Bahn da ‘danışmanlara’ yarım milyar Euro verdi

Alman Demiryolları (Deutsche Bahn AG) de “danışma şirketlerine” yüz milyonlarca Euro ödedi. Basında yer alan haberlere göre şirket, 2015-2018 yılları arasında 500 milyon Euro ödene yapıldı. Haberlere göre, 2015’te 80 milyon, 2016’da 120 milyon, 2017’de 160 milyon, 2018’te 150 milyon Euro ödeme yapıldı. Deutsche Bahn Başkanı Richard Lutz gelen eleştiriler üzerine, “danışmanlık” giderlerini bu yıl içinde azaltacaklarını ve 100 milyon Euro’nun altına düşüreceklerini söyledi.