Avrupa’da kadınlar bugün grevde

YÜCEL ÖZDEMİR

Dünyanın pek çok ülkesinde kadınlar bugün sokakta. Avrupa basınında çıkan haberlere bakılırsa bu yıl sokağa çıkan kadın sayısı fazla olacak.
Almanya’ya yapılan hazırlık ve tartışmalara bakılırsa son yılların en büyük “kadın grevi” bugün gerçekleşecek. Sözü edilen “Grev/Streik”, bildiğimiz üretimi durdurarak sokağa çıkma şeklinde değil. Ancak yapılabildiği yerlerde kadınların işe gitmeyerek, üretimi durdurarak alanlara çıkmasını da yadsımıyor. Grevden ne kastettiklerini çağrılarında şu şekilde ifade ediyorlar: “Birbirimizden çok farklı olsak da ortak yanımız hepimizin ücretli veya ücretsiz çalışıyor olması. Çünkü elimizde ister kalem, tornavida, süpürge, toz bezi olsun, ister bilgisayar veya makine karşısında çalışalım, ister yaptığımız iş karşılığında ücret alalım ya da almayalım, hepimiz emekçiyiz. Bizden bu işleri şikayet etmeden, dikkat çekmeden, sanki doğal görevimizmiş gibi sessiz sedasız ve gülümseyerek yapmamız bekleniyor. Buna daha fazla boyun eğmeyeceğiz! Greve gidiyoruz!” (frauenstreik.org/tuerkce/)
Özellikle kadın gazetecilerin yaptığı grev çağrısı hafta başından beri ses getirmiş görünüyor. Farklı gazete ve dergilerde çalışan kadın gazeteciler yaptıkları ortak açıklamada, düşük ücretli işlere, aynı işi yaptıkları halde biz erkeklerden daha az ücret almaya, ev işlerine, işyerinde cinsel tacize grevle yanıt vereceklerini ifade ediyorlar.
Neues Deutschland, analyse & kritik ve Lateinamerika Nachrichten çalışanları tarafından başlatılan girişime Die Tageszeitung (TAZ), Tagesspiegel, Zeit Online, Edition F, NDR, Deutschen Welle gibi kurumlara dışarıdan iş yapan kadın gazeteciler de tam destek verdi. Grev dünden başladı.
Eğer son bir değişiklik olmadıysa, benim de yazarı olduğum Neues Deutschland gazetesi, kadın editörler, muhabirler ve yazarlar greve çıktığı için gazete “beyaz lekelerle” yayınlanacak. Yani kadınların yazdıkları bütün alanlar boş kalacak. Şimdilik fabrikalardan olmasa da kadın meslektaşlarımızın attıkları bu adımın bir geleneğe dönüşmesini diliyoruz.
Bugün Almanya’nın pek çok kentinde kadınlar sokakta olacak. “Biz işi durdurursak dünya durur” sloganıyla en az 40 kentte gösterilerin düzenlenmesi planlanıyor. En çok merak edilen ise gösterilere kaç kişinin katılacağı…
25 yıl önce, 8 Mart 1994’de, yapılan son kadın grevine Almanya’da yaklaşık 1 milyon kişi katılmıştı. Bu yılki eylemleri düzenleyenler arasında yer alan Kerstin Wolter, “Hedefimiz bu sayıya ulaşmak” diyor.
Kadınların, İspanya, Polonya, ABD,  Arjantin, Brezilya ve Türkiye’de olduğu gibi Almanya’da da harekete geçmesi için pek çok neden var. Yoksulluk en çok kadınları etkiliyor. Bu nedenle “yoksulluğun cinsiyeti var”. Avrupa İstatistik Dairesi’nin verilerine göre 2017’de Almanya’da 7,1 milyon (yüzde 17,1) kadın yoksulluk içinde yaşıyordu. Tek başına çocuk yetiştirmek zorunda kalanların yüzde 40’ı sosyal yardım alırken bunların onda dokuzunu kadınlar oluşturuyor.
Sözde “refah” ülkesi Almanya’da da bir çok alanda kadınlar halen erkeklerden daha düşük ücret alıyor. Düşük ücretli işlerde çalışanların büyük bir bölümünün kadınlar, özellikle de göçmen kadınlar, olması yetmiyormuş gibi, bir de çalıştıkları tam gün işlerde de erkenlerden daha az ücret alıyorlar. Resmi verilere göre kadınlar erkeklerden ortalama yüzde 21 kadar daha az ücret alıyor. Oran bazı işkollarında yüzde 25’e kadar çıkıyor.
Federal Kriminal Dairesi tarafından verilen bilgilere göre Almanya gibi bir ülkede her gün bir erkek eşini öldürmeye çalışıyor. 2017’de toplam 140 bin kadına yönelik şiddet olayı kayıtlara geçti.
Bütün bunlar kadınların yönettiği Almanya’da oluyor. 14 yıldır başbakanlık koltuğunda “dünyanın en güçlü kadını” unvanına sahip Angela Merkel oturuyor. Hükümet ortağı, ülkenin iki büyük partisi CDU ve SPD’nin genel başkanları kadın. “Erkekler ordusunu” yöneten savunma bakanı da bir kadın. Demek ki; karar merkezlerinde kadınların olması da kadınların sorunlarını çözmüyor. Yoksulluğun cinsiyeti var, ancak kadın ve erkek emekçileri yoksulaştıranların cinsiyeti yok. Önemli olan hangi sınıfın çıkarına göre yönettikleridir.
Bugün sokağa çıkacak onbinlerce kadın da kendileriyle Merkel arasında dağlar kadar fark olduğunu biliyor. Bütün engellemelere rağmen kadınlar mücadele ederek en doğal haklarını birer birer kazanmaya devam ediyorlar. Bundan tam 100 yıl önce, Kasım Devrimi’nin bir kazanımı olarak kadınlar Almanya’da ilk kez sandık başına giderek oy kullandılar. Berlin eyaleti 8 Mart’ı resmi tatil günü olarak kabul etti ve önümüzdeki yıldan itibaren uygulamaya geçilecek. Aradan 100 yıl geçse de 8 Mart resmi tatil günü oldu. Diğer eyaletler ve ülkelerin buna uzun süre dayanamayacağını bugün sokakta verilen mücadele gösteriyor.
Kadınlar kazandıkça umut ve eşitlik kavgası büyüyecek.
8 Mart kutlu olsun.