Antifaşist kurumlara mali kıskaç

Federal Sayıştay, küreselleşme karşıtı ATTAC örgütünün faaliyetlerinin “kamu yararına olmadığına” karar vererek kamu imkanlarından yararlanamayacağına karar verdi. Karardan cesaret alan Kuzey Ren Vestfalya Sayıştayı da, Nazi Rejimi Takibatına Uğrayanlar / Antifaşistler Birliği (VVN/BdA) adlı antifaşit kitle örgütüne karşı benzer bir girişim başlattı.

ZAHİDE YENTÜR / FRANKFURT

Almanya’da en yüksek beş merciden biri sayılan ve vergi-tüketici haklarını ele alan Federal Sayıştay, küreselleşme karşıtı Attac örgütünün “kamu yararına faaliyet yürütmediğine” hükmetti. Bu nedenle Attac’ın sahip olduğu ‚kamu yararına tüzel kişilik‘ statüsünü iptal etti.

Attac, kapitalizmin daha demokratik ve adil hale getirilmesini ve bunun için de zenginlerden daha fazla vergi alınarak sorunların çözülebileceğini savunan Attac, çevre kirliliğinden, ırkçı saldırılara kadar bir çok sosyal konuda faaliyet yürütüyordu.

Burjuva demokrasisi, siyasal partilerin ve kişilerin seçimlere aktif ve pasif katılımlarının yanı sıra toplumun belli kesimlerinin çıkarlarını savunan grupların serbest örgütlenme ve politik çalışma yapma hakkıyla da tanımlanır. “Katılımcı” ve “çoğulcu” demokrasiyi temsil ettiği düşünülen gruplar temsil ettikleri grup ve alanın çıkarlarının direkt savunucularıdır.

Bu kurum ve kuruluşlar, çalışmalarını özgürce sürdürebilmek için bağışlara ihtiyaç duyarlar. Kamu yaranına sürdürülen çalışmalar için alınan bağışlar, maliyede vergi denkleştirilmesinde gider olarak gösterilip vergiden muaf tutulur. Spor derneklerinden karnaval derneklerine kadar binlerce dernek ve yanı sıra antifaşist organizasyonlar kamu yararına çalışma yapan dernek statüsündedir. Brot für die Welt, Amnesty International, Medico International, Oxfam, Terres des Hommes ve Campact gibi. Sivil dernek ve organizasyonlar için kamu yararına çalışan dernek statüsüne sahip olmak çok önemlidir. Tekellerin ve geleneksel burjuva partilerin lobi çalışmalarına karşı duruş sergileyen kitle örgütlerinin varlığı, alınan bu kararla tehdit altına girmiş oluyor.

ATTAC KARARA KARŞI ÇIKTI

Attac yönetim kurulu adına Dirk Friedrichs, yapılan bu saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada. “Attac insanların sinirini bozuyordu. Küreselleşme karşıtları basın açıklamalarıyla Başbakanlık önünde duruyor. Attac aktivistleri, ticari işlem vergileri konusunda insanları bilgilendiriyor ve onlara bankalarını değiştirmelerini öneriyor. (…) Federal Finans Mahkemesinin kararına CDU/CSU’nun belli kesimlerinin, FDP’nin ve AfD’nin sevinmesi boşuna değildir. Mahkeme, Attac’ın kamu yararına çalışan bir kurum olmadığına karar verdi. Sivil toplum örgütlerinin temsilcileri bu karara inanmadıklarını söylüyorlar. (…) Bu, Almanya’daki sivil toplum örgütlerinin tümüne yapılan korkunç bir saldırıdır. Sivil toplum örgütlerinin özgürleşme hareketlerini bastıran Macaristan, Brezilya gibi ülkelere baktığımızda, ülkemizde de politik örgütlere baskıların arttığını görüyoruz“ dedi. Dirk Friedrichs açıklamasına “Kısa bir zaman öncesinde yapılan bir araştırma Avrupa Birliği içerisinde tekellerin çok az bir vergi ödediğini gösterdi. Federal Mali Mahkemenin, vergi adaletsizliğine karşı çıkan bir organizasyonla ilgili aldığı bu karar skandaldır“ diyerek devam etti.

ANTİ-FAŞİST ÖRGÜTLER GERİCİ KARARLARDAN ETKİLENİYOR

Federal Sayıştay’ın aldığı kararlar örnek olarak kabul edilir ve bu ‚örnek kararlar‘ diğer alanlara da rahatça uygulanabilir. Nitekim Attac’a ilişkin alınan kararı, ‚örnek karar‘ olarak kabul eden diğer eyalet sayıştayları, antifaşist örgüt ve kuruluşların kamu yararına tüzel kişiliğini iptal etmek için harekete geçti.

Nazi Rejimi Takibatına Uğrayanlar / Antifaşistler Birliği (VVN/BdA), internet sayfalarından 27 Şubat 2019’da şu açıklamayı yaptı: “Auschwitz Toplama Kampındakilerin özgürleşme gününde, yani bu sene başında Kuzey Ren Vestfalle Sayıştay’ı VVN-BdA’nın bir çok derneğinde geriye yönelik kamusal dernek statüsünün iptal edileceğini duyurdu. Bu, Antifaşist Birlik için ciddi bir mali tehdittir. Bunu kabul edemeyiz.“

Kurulduğu günden itibaren Antifaşist Birlik, Nazi rejimi kurbanlarının ve savaştan zarar görenlerin rehabilitasyonu için çalışıyor. Bunun yanı sıra, günümüzde sağ radikal akım ve görüşlerin toplumu nasıl tehdit ettiğini açıklıyor, ırkçılığa karşı ortak mücadelede yer alıyor.

Antifaşist Birliğin’den sonra politik konularda kamuoyu görüşü oluşturmasıyla tanınan Campac’ın da tüzel kişiliğinin sorgulandığı gelen haberler arasında yer alıyor.

Görünen o ki Federal Sayıştay, “kamu yararına çalışan organizasyonlar” kavramını değiştirmek istiyor. Kitle örgütlerinin politik çalışmalardan, daha doğrusu iktidar ve sermayeye zarar verecek politikalardan uzak durması amacıyla baskı ve sansür oluşturmak istiyor.