‘Alman İslamı’ için DİTİB’e sınırlama gündemde

İngiliz gazetesi Financial Times (FT), Almanya’nın ülkede yaşayan Müslümanlar ile Türkiye arasındaki ‘ekonomik ve kurumsal bağları koparmak istediğini’ yazdı. FT, Berlin’in Almanya’da yaşayan Müslümanların buraya özgü bir İslam anlayışını benimsemeleri için bir kampanya yürüttüğünü, Türkiye’nin Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) üzerinden kurduğu bağların da rahatsızlık yarattığını kaydetti.

Gazeteye konuşan Almanya İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Markus Kerber, “Türkiye Hükümeti artık şunu kabul etmeli: Almanya’da DİTİB’in yönetimindeki camilerin tam kontrolüne sahip olduğu günler sona erdi. Ankara’daki yetkililere de söyledim: Sizin Türkleriniz, artık bizim de Türklerimiz oldu. Buna alışın” dedi. Hedeflerinin “yabancı ülkelerin etkisini azaltmak” olduğunu söyleyen Kerber şöyle devam etti: “Şu an Alman Müslümanlar için asıl ihtiyacımız olan, Almanya’ya ait bir İslam. Bu yeni bir ideoloji yaratmak istediğimiz anlamına gelmiyor; Müslümanların burada nasıl bir İslam istediğimizle ilgili bir karar vermesi gerektiği anlamına geliyor.”

Türkiye, DİTİB üzerinden Almanya’daki Müslümanlar arasında geniş bir ağa sahip. FT’nin haberine göre, ülkedeki 2 bin 400 camiden 900’ünü DİTİB yönetiyor. Diyanet İşleri, Almanya’ya bizzat gönderdiği imamların maaşlarını da ödüyor.

‘PIERCING VE DÖVMEYİ DE TARTIŞABİLELİM’

Gazetenin Berlin muhabiri Tobias Buck’ın imzasını taşıyan haberde Ankara ile yaşanan siyasi gerginliklerin, 1960’lı yıllarda Türkiye’den buraya göç edenlerin entegrasyon sürecini sınadığı belirtiliyor.

Almanya İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Markus Kerber, Almanca vaazın da Müslümanlar için bir hak olduğunu söylerken, “ülkedeki günlük yaşamın gerçekliklerine” hakim imamlara ihtiyaç olduğu görüşünde: “Piercing ya da dövmenin Kuran’ın öğretilerine ters olup olmadığı tartışmasını ele alalım. Bir imam bu gibi sorulara yanıt veremiyorsa, o zaman genç Müslümanların internet imamına görüşmesi gibi bir tehlike var – ki hızla karanlık sulara sürüklenebilirler.”

FT’nin haberinde, DİTİB’in bu yıl düzenlediği bir konferans sırasında da “Alman İslam” ve “Avrupalı İslam” gibi kavramların “İslamın evrenselliğine” aykırı olduğuna ilişkin ortak bir açıklama yayımlandığı belirtildi. Bazı muhafazakar siyasetçiler ise İslam’ın Almanya’ya ait olmadığını söyleyerek bu politikaları eleştiriyor.

YENİ BİR TARTIŞMA DEĞİL

Almanya’nın başta DİTİB olmak üzere değişik İslami örgütler üzerinde Türkiye’nin etkisini azaltmak için daha önce de değişik açıklamalar yapılmıştı. Özellikle de 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye’den gönderilen ve DİTİB camilerinde görev yapan imamlara ajanlık yaptırılmasının ortaya çıkmasından sonra da konu gündeme gelmişti. Bu çerçevede bir çok eyalet DİTİB ile ortak çalışmasını sınırladı. Ancak buna rağmen Türkiye Hükümetinin etkisi azalmadı. Geçen yıl Berlin’e gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan da bunu göstermek için, daha önce açılışı yapılan DİTİB’in Köln’deki merkez camiini ikinci kez açarak bir mesaj vermişti.

İki ülke arasında DİTİB üzerinden süren tartışmaların ardından, Türkiye’den imamların getirilmesinin durdurulması gündeme gelip gelmeyeceği ise henüz belirsiz. Ancak gelecekte Almanya’nın da Avusturya gibi Türkiye’den imam getirmeyi yasaklayabileceği tahmin ediliyor. DİTİB ise bunun gündeme gelmesi durumunda imamların Almanya’da yetiştirilmesi için değişik planlar yapıyor.

Her iki devletten bağımsız ve bütün Müslümanları temsil eden, kendi imkanlarıyla ayakta duran bir İslami örgüt kurulmadığı sürece, her iki devlet arasında kendi İslamını yaratma konusunda tartışma devam edecek gibi görünüyor. (YH)