İpek Yolu veya AB’de kimin sözü geçiyor?

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, 22 Mart günü toplam 29 niyet sözleşmesi imzaladılar. İçeriği hakkında çok genel bilgi verilen “niyet sözleşmelerinin” altyapı, turizm, sağlık, e-ticaret ve enerji sektörüne kadar birçok alanı kapsadığı ve toplam değerinin 7 milyar Euro civarında olduğu tahmin ediliyor.

İtalyan Çalışma Bakanı Capo Luigi Di Maio ise sözleşmelerin yaratacağı etkinin çok daha büyük olduğunu ileri sürdüğü açıklamasında, “Bana göre bu sözleşmelerin 20 milyar Euro tutarında bir potansiyeli var” dedi.

Somut olarak ise Çin’in 2,5 milyar Euro’luk altyapı yatırımı yapacağı kesinleşti; Kuzey İtalya’daki Trieste ve Cenova limanları Orta ve Doğu Avrupa bağlantılarının güçlenmesi için Çinli bir inşaat tekeli tarafından elden geçirilecek.

“BU TRENİ KAÇIRMAMALIYIZ”

Geçtiğimiz yılın son aylarında Çin, İtalya’yı 2013 yılında başlayan “Bir Kuşak, Bir Yol” (“One Belt, One Road”) adı altında modern İpek Yolu projesine katılmaya çağırdı. İtalyan yöneticilerin, “Bu treni kaçırmamalıyız” diye ülke içinde propagandasını yaptıkları proje, Çin’in kara ve denizden Batı’ya ekonomik atılım projesi konumunda. Tarihi İpek Yolu güzergahında bulunan bütün ülkeleri bu projede yer alamaya davet eden Çin, Asya, Afrika ve Avrupa’yı kapsayan büyük yatırımlar hedefliyor. Çin, proje kapsamında 900 milyar dolardan fazla yatırım yapmayı düşündüklerini açıklamıştı.

Çin heyetinin ziyaret günü arifesinde İtalya Maliye Bakanı Giovanni Tria coşmuş ve projeyi, “İtalya’nın kaçıramayacağı ve yönetmesi gereken bir tren” demişti. Tria, sözleşmelerin imzalandığı gün ise “Bugün ‘önce İtalya’ dedik ve cesaretli bir adım attık” dedi.

“ÇİN, RUSYA VE ABD GİBİ DEVLER” …

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, İtalya’nın AB’ye danışmadan İpek Yolu projesine katılmasını çok büyük bir hata olarak değerlendirdi. “Kısa vadeli cazip teklifler düşünüldüğünden çok daha hızlı bir sürede acı bir ağız tadı verebilir” diye konuşan Maas, “Çin, Rusya ve ABD gibi devler karşısında Avrupa devletleri ancak AB olarak ortak hareket ettikleri zaman başarılı olabilirler” dedi.

WamS gazetesiyle yaptığı söyleşide, “Eğer bazı ülkeler Çinlilerle kurnazca iş çevirdiklerini düşünüyorlarsa bunların yanılgı içinde olduklarını söylemeliyim. Bir gün hayretle uyanıp bağımlılık içinde olduklarını görecekler” dedi.

ÇİN AVRUPA VE AB’YE GİRDİ!

Her ne kadar Almanya ateş püskürse de Çin çoktan Avrupa’ya ve AB’ye girdi. Özellikle 2008 krizi döneminde Yunanistan, Portekiz ve İspanya ile Çin çoktandır ciddi ekonomik ilişkilere sahip. Çin bu ülkelere krediler verdiği gibi özellikle liman ve demiryolu istasyonlarına ortak oldu.

Diğer yandan ise İpek Yolu projesinin ön adımlarından birini Çin Avrupa’da atmıştı; 2012 yılında Budapeşte’de kurulan “Çin, Orta-Doğu Avrupa Zirvesi” veya kısa adıyla “16+1 Zirvesi”, yılda bir kez toplanıyorlar. İçinde Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Estonya, Hırvatistan, Letonya, Litvanya, Makedonya, Karadağ, Polonya, Romanya, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, Çek ve Macaristan’ın bulunduğu ülkeler her yıl bir araya geldiklerinde Çin’in yapabileceği yatırımlar üzerine konuşuyorlar. Bu ülkelerle ikili ilişkilerini de güçlendiren Çin kendisine yöneltilen, “Çin ülkeleri kendisine bağımlı kılıyor” yönündeki eleştirileri, “bu ülkelerin yaşadığı sorunlar karşısında Çin duyarsız kalmıyor, olanakları ölçüsünde yardımcı oluyor” diyerek geri çeviriyor.

Tam da bu noktada Almanya’nın İtalya’ya yönelttiği eleştirilerin altı boş olduğu, daha doğrusu İtalya’nın (ve Yunanistan, Portekiz, İspanya) bu eleştirileri neden dikkate almadığı da anlaşılıyor. Kriz döneminde sömürge valisi gibi söz konusu ülkelere direktifler yağdıran ve tüm kamu işletmelerini özelleştirmeyi dayatan Almanya, Yunanistan’da birçok hedefine, özelleştirilen şirketleri devralarak ulaştı. Fakat İtalya, İspanya ve Portekiz en azından kendileri için “kötünün iyisi” olan anlaşmalarla Çin’le işbirliği yapıyorlar.

Çin, İpek Yolu projesi kapsamında “Asya Altyapı Yatırım Bankası” (“Asian Infrastructure Investment Bank”) AIIB’de kurmuştu. Almanya’da (dünya genelinde 70 ülke!) bankanın ortakları arasında, genel sekreteri de bir Alman bankacı!

Almanya’nın İtalya’yı eleştirmesinin tek nedeni İtalya’nın kendi başına “iş çevirmesi”. Zira Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 26 Mart günü Paris’te Macron, Merkel ve AB Komisyonu Başkanı Juncker ile bir araya geldi ve burada da bir dizi ticaret anlaşmasının yanı sıra ilişkileri güçlendirmeye yönelik kararlar alındı. Merkel ve Macron ikilisi, Çin devlet başkanına “AB’nin patronları biziz” mesajı vermeye çalıştılar ama Jinping bu mesajı ne kadar ciddiye alır mı burası bilinmez.