Otomobil sanayisinde kitlesel işten atmalar

Volkswagen 37.000, Audi 13.500, Ford 5.000, Leoni 2.000 Goodyear-Dunlop 1.100, Bosch 1.000 Schaeffler 1.000… Otomobil tekelleri kitlesel işten atmaları planlıyor. Rakamlar tekellerin şimdiye kadar açıkladıklarını ortaya koyuyor. Ancak önümüzdeki süreçte işten atmalar hızla artacak. Baden Württemberg’de hazırlanan bir rapora göre önümüzdeki yıllarda 40 bin işçinin sadece bu eyaletin otomobil ve yan sanayisinden işten çıkarılacağını ortaya koyuyor. Almanya genelinde toplamında 100 binden fazla işyerinin yok edilmesi bekleniyor. Diğer yandan bu süreç bazı işletmelerin hatta tekellerin yok olacağı bir sürecin de başlangıcı olacak.

Otomobil endüstrisinde büyük bir dönüşümün dönemi başladı. Akaryakıt motorlu araçların yarattığı çevre kirliliği, petrol rezervlerinin sınırlılığı vb. gerekçelerle elektro motorla çalışan araçlar gündeme getirdi. Almanya’nın tanınmış otomobil piyasası uzmanlarından Prof. Ferdinand Dudenhöffer, “Önümüzdeki beş yıl içinde otomobil tarihinin en köklü dönüşümüne sahne olacak” dedi. NTV kanalına verdiği demeçte dünyanın en büyük otomobil piyasası olan Çin’de durgunluk belirtileri olduğunu ve ABD’nin otomobiller için gümrük vergilerini gündeme getirdiğini söyleyen Dudenhöffer, “Tam da böyle bir dönemde otomobil şirketleri elektro araçlara geçişi de örgütlemek zorundalar” dedi.

ÜRETİMDE DAHA AZ İŞÇİ…

Elektro motorlu araçların üretiminde ortalama %30 daha az insana ihtiyaç duyulduğunu sözlerine ekleyen Dudenhöffer, “Bu nedenle önümüzdeki ayların gündemini işten atmalar ve tasarruf planları belirleyecek” dedi. İlk etapta özellikle dizel motorlu araçların üretiminin aşağı çekileceğini bildiren Dudenhöffer, “bu sadece otomobil şirketlerini değil aynı zamanda yan sanayiyi de etkileyecek” dedi.

Bosch tekelinin dünya genelinde 50 bin işçisinin dizel bölümünde çalıştığına dikkat çeken uzman, “Otomobil sanayisindeki dönüşüm en çabuk dizel üretiminde çıkacak” dedi. Bosch’un Almanya’daki tesislerinde 15 bin işçi dizel araçlara parça üretiyorlar. Dizel üretimindeki gerileme özellikle bu işçilerin işyerlerinin tehlikeye atacak.

İŞÇİ ÜCRETLERİNDEN TASARRUF…

Son birkaç yıldır, dizel skandalının patlak vermesiyle birlikte otomobil sektöründe büyük alt üst oluşların yaşanacağı ve kitlesel işten atmaların da gündeme gelmesi bekleniyordu. Dünya çapındaki bütün otomobil tekelleri milyarlarca Euro tutarında tasarruf paketlerini geçtiğimiz yıllarda ilan ettiler.

Ve birçok tekel kısa bir süre önce sundukları tasarruf planı daha sonuçlanmadan Volkswagen’de olduğu gibi yeni tasarruf planlarını gündeme getirdiler. Tasarruf planlarına bakıldığında sadece işçi giderleri hanesinden tasarruf edildiği görülmekte.

Handelsblatt (HB) gazetesinin 26 Mart tarihli nüshasında DAX borsasına bağlı tekellerin önümüzdeki yıllarda dünya genelinde 100 binden işçi çıkarmayı planladıkları belirtilerken, “Yıllık tasarruf hedefi ise 20 milyar Euro. Bu ise DAX tekellerinin geçen yıl elde ettikleri net kazancın dört birine tekabül ediyor” denildi. Bu planların hayata geçmesi durumunda ise hissedarlara dağıtılacak payın artacağını bildiren HB, Commerzbank tarafından hazırlanan raporda, “Eğer DAX işletmeleri sabit giderleri (“Fixkosten”) yüzde bir dolayında düşürürlerse net kazançları ortalama yüzde 2,5 artacak” denildiğine dikkat çekti. Yani işçiler için ödenen ücret ve sosyal güvenlik aidatları azalmasına oranla tekellerin kazançları da artıyor. Bu giderleri uzun vadeli düşürmenin en iyi yolu ise işçileri kitlesel olarak işten atmak!

Bu tür raporları bankalar, müşterileri olan “yatırımcılar” için (yani spekülatörler) hazırlıyor ve “gerçek kazanç potansiyelini” gösterip yatırımları yönlendirmeyi hedefliyorlar.

YENİ TEKNOLOJİ VE KRİZE HAZIRLIK… VE BREXİT

HB’ye verdiği demeçte, tekellerin tasarruf planlarının bir bölümünün “krize hazırlık” olduğunu söyleyen “Fidelity Fonu” menajeri ve Almanya uzmanı Christian von Engelbrechten, “İşyerlerinin yok edilmesi ne yazık ki teknolojik dönüşümün ve dijitalleşmenin sürekliliğidir” dedi.

Diğer yandan “krize hazırlık” olarak bugün gündeme gelen işten çıkarmaların bir “ilk adım” olarak görüldüğü. Eğer yaşanacağı muhtemel görünen krizden etkilenme tahmin edilenin üzerinde olduğunda işten atmalar da devam edecektir.

Almanya’dan ihraç edilen otomobillerin yüzde 20’i Büyük Britanya’ya (BB) gidiyor. Buda Alman otomobil tekellerinin başını bir hayli ağrıtıyor. BB’nin AB’den ayrılma kararı ve şimdiye kadar gümrük vergilerinin ne olacağının bilinmemesi tekelleri zorlayacak. Nitekim yeni bir uygulama üzerine karar alınmazsa BB ve AB arasında gümrük ilişkileri gümrük birliği öncesine dönecek. Bu ise yedek parçalara yüzde 4,5, otomobillere yüzde 10 vergi uygulaması anlamına geliyor. Örneğin yılda 3,9 milyar Euro değerinde yedek parça BB’den AB’ye giriyor. Dolayısıyla “tasarruf” adına hazırlanan ve faturası işçilere çıkarılacak olan paketlerin içinde “Brexit”te rol oynuyor.


DİĞER FABRİKALARDA DURUM

Volkswagen: 37.000

Dizel skandalıyla son üç yıldır toplam 28 milyar Euro ceza ve tazminat ödemek zorunda kalan VW tekeli, ana markası Volkswagen’i yeniden yapılandırmaya yöneldi. Bu çerçevede 2016 sonunda alınan bir kararla 2022 yılına kadar 23 bini Almanya’da olmak üzere dünya genelinde toplam 30 bin işçiyi çıkarma kararı aldı. Buna bağlı olarak ise yıllık 5 milyar Euro tasarruf edilmesi hedefleniyordu.

Elektro araçların üretiminin daha hızlı gündeme gelmesi ve bu alana yapılacak yatırımların (tekel genelinde 66 milyar Euro) artması nedeniyle tekel yönetimi Almanya’da ana markasına bağlı fabrikalarda çalışan 7 bin işçiyi daha işten çıkarma kararı aldı. Böylece işten çıkarılacakların sayısı şimdilik 37 bine çıkmış bulunuyor. Bununla birlikte tekel kârını yıllık 5,9 milyar Euro (“Gewinnverbesserung“) artırmayı hedefliyor.

Tekelin şefi Herbert Dies, bütün planları büyük bir hızla gerçekleştirmek istiyor. Kısa bir süre önce tekele ait tüm otomobil markalarının şeflerinin ve diğer yöneticilerinin bir konferansında, “Kâr özgürleştirir” (“Ebit macht frei”) sözleri hayretle karşılanmıştı. Bu söz Nazi döneminde kurulan toplama kamplarının birçoğunun girişindeki “Arbeit macht frei” (“Çalışma özgürleştirir”) sözünü çağrıştırıyor. Dies’in gelen eleştiriler üzerine “çok talihsiz” kelime tercihinden dolayı özür dilemesi ne kadar samimi diye spekülasyon yapmaya gerek yok: VW tekelinin Nazi döneminde kuruluşu sendikaların el konulan malvarlıklarıyla gerçekleştirilmişti. Bugün VW tekelinin ana hissedarlarının dedesi olan Ferdinand Porsche, Hitler’in emriyle hem fabrikayı kurmuş hem de ilk aracın tasarlamıştı. Savaş döneminde binlerce esir işçinin çalıştırıldığı fabrikanın bugünkü şefinin bu sözleri sarf etmesi pek tesadüf olmasa gerek!

AUDI: 13.000

Volkswagen tekeline bağlı Audi firmasında da “yeniden yapılanma” süreci adı altında “her şey gözden geçiriliyor.” Şirket yönetimi Mart ortasında, şirketin genel merkezinin bulunduğu Ingolstadt’da A4 ve A5 modellerinin üretildiği bantta gece vardiyasını kaldırdı. Bunun 450 işçiyi direk etkilediğini, bu montaj bölümüne bağlı çalışan belirtilmeyen bir sayıda işçiyi de dolayı olarak etkilediği açıklanmıştı.

Eski şefin dizel skandalı nedeniyle tutuklanması ardından görevlendirilen Audi’nin yeni Şefi Bram Schot ilk açıklamasında, “Şirkette bir kültür dönüşümü (“Kulturwandel”) gayreti içine girmeliyiz. Hiçbir şeye olduğu gibi kalabilir diyemeyiz. Birikmiş çok işimiz var, herkes kolları sıvayacak” diyerek hangi yöne gidileceğinin sinyalini de vermiş oldu.

Buna göre Audi dünya genelinde toplam 90 bin çalışanının yüzde 15’ini işten çıkaracak. Ancak 2025 yılına kadar iş güvencesi sözleşmesi yürürlükte olduğu için işten çıkarmalar “gönüllülük” temelinde olacak. “Umarım bu yeterli olur” diyen Schot, “Yoksa şirketimizde alışık olmadığımız yöntemleri de gündeme getirmek zorunda kalırız” dedi. Yani işten atma!

Schot ayrıca Ingolstadt’ta genel olarak üretimi üç vardiyadan iki vardiyaya düşüreceklerini de açıkladı. Böylece ücretlerden yüzde 30 (gece vardiyası zammı) tasarruf edeceklerini söyleyen Schot, 2022 yılına kadar 15 milyar Euro tasarruf edeceklerini ve aynı dönem içinde ciroyu da 15 milyar Euro artıracaklarını söyledi.

BMW:

Almanya’nın önemli lüks otomobil markalarından BMW’nin kârı 2018 yılında yüzde 17 gerileyerek 7,2 milyar Euro olarak gerçekleşti ve “tasarruf planını” kendiliğinden(!) gündeme getirdi. Bunun yanı sıra BMW’de diğer tekeller gibi elektro araç üretimine ciddi bir kaynak ayırmak zorunda. BMW bu alanda daha başarılı olmak için ezeli rakibi Daimler ile ortak platform üzerinde araç üretimine başlamak için anlaşma bile yaptı. Planlara göre ilk etapta ortak platform üzerinde 500 bin adet araç üretilecek. BMW’nin diğer bir sorunu da “Brexit”. BB’de üretilen Mini modelinden yılda 200 – 230 bin arası AB içinde satılıyor. Böylece BMW, hem BB’ye araç ihraç eden hem de oradan araç ithal eden konuma gelecek. Tekel yönetimi 2022 yılına kadar 12 milyar Euro tasarruf etmeyi hedefliyor. İşçi çıkarma konusunda şimdilik somut bir rakam olmadığı birkaç kez açıklanmıştı.

Daimler:

Almanya’nın önemli lüks otomobil üreticilerinden biri de Daimler. 2018 yılında vergi ve faiz öncesi (brüt) kârı yüzde 25 gerileyerek 11,1 milyar Euro olarak gerçekleşti. Daimler’de 2029 yılına kadar iş güvencesi sözleşmesi geçerli olduğu için şimdilik resmi olarak “personel fazlalığından” söz edilmiyor. Şirket içinden basına sızdırılan bilgilere göre personel alanından yıllık 1 milyar Euro tasarruf edilebileceği üzerine duruluyor. Ancak bu konuda asıl kararın Mayıs veya Haziran ayında verileceği bildiriliyor.

Şu an tekelin şefi olan Dieter Zetzche, Mayıs ayında emekliye ayrılacak ve yerine 49 yaşındaki Ola Källenius’a bırakacak. 1993 yılından bu yana tekelde birçok yönetici pozisyonlarda çalışan Källenius, şu an Daimler’in AR-GE bölümünü yönetiyor. AR-GE bölümünün şefinin tekelin başına getirilmesinin elektro ve sürücüsüz araçların daha fazla önem kazanmasıyla ilgili olduğu da tekel yönetimi tarafından belirtiliyor.

Tasarruf planlarının kapsamı ve “gönüllü işten ayrılma” programlarının Källenius’un görevi devralmasıyla birlikte gündeme gelmesi bekleniyor.