Almanlar göçmenler hakkında ne düşünüyor?

Friedrich Ebert Vakfı tarafından yaptırılan bir araştırmada Alman halkının göçmenler hakkında ne düşündüğü mercek altına alındı. Araştırmaya katılanların yüzde 70’i savaş ve baskılardan kaçanlara kapıların açık tutulmasını isterken, gelecek 10-20 yıl içinde ülkenin en önemli üç sorunu olarak göç, sığınma, sosyal adalet ve küresel ısınma sıralandı.

Almanya’da 2015’ten bu yana göçmenler ve sığınmacılar üzerinden yürütülen ırkçı politikalar Alman halkı arasında belli alanlarda etkili oldu. Özellikle burjuva basın konuyu sürekli işleyerek önyargıları körüklemeye çalıştı. Bu propagandanın siyasi ayağını ise ırkçı-faşist Almanya için Alternatif (AfD) partisi oluşturdu. AfD’nin açıktan göçmen ve sığınmacı düşmanlığı üzerinden yürüttüğü politikalar başta Doğu Almanya’da olmak üzere pek çok eyalette etkili oldu.

Yürütülen bu politikaların Alman halkı arasında hangi etkileri yarattığı, önümüzdeki dönemde bunun siyasi olarak nasıl kendisini ifade edeceği en çok merak edilenler arasında. Son kamuoyu yoklamalarına bakılırsa, AfD’nin oyu önceki dönemlere göre gerileme eğilimi içerisinde görünüyor. Ancak bunun herhangi bir terör saldırısı ya da başta bir nedenle yeniden yükselebileceğine dikkat çekiliyor.

ALMAN HALKI NE DÜŞÜNÜYOR

Son dört yıldır muhafazakar ve milliyetçi partiler ile basın tarafından körüklenen önyargılara bakıldığında Alman halkı arasında göçmenler ve sığınmacılara karşı tahmin edilenden daha az önyargı oluşturduğu görülüyor. Friedrich Ebert Vakfı tarafından yaptırılan bir kamuoyu yoklamasının sonuçlarına göre, halkın yüzde 70’i savaş ve baskılardan kaçan sığınmacılara bugüne kadar olduğu gibi kapıların açık tutulması için düzenlemelerin yapılmasını talep ediyor. Bu da basın ve ırkçı-muhafazakar partiler tarafından göçmenler ve sığınmacılar üzerinden yürütülen kampanyaların azımsanmayacak bir kesim üzerinde fazla etkili olmadığını ortaya koyuyor.

Araştırmada Alman halkının yüzde 53’ü göçmenlerin Almanya için bir şans olduğunu açık olarak ifade ederken, yüzde 29’u bu görüşe katiyen katılmıyor. Kalifiye işgücünün Almanya’ya gelmesine karşı çıkmayan Alman halkının üçte ikisi (yüzde 63) ayrıca ülkede yaşayan ancak iltica başvurusu kabul edilmeyen sığınmacıların Almanya’da kalmasını da istiyor, Çalışan ve iyi derecede entegrasyon sağlamış sığınmacıların sınırdışı edilmesine karşı çıkanların oranı yüzde 78.

BÖLÜNMÜŞLÜK DERİNLEŞİYOR

Araştırmanın ortaya çıkardığı en önemli sonuçların başında toplumda göçmenler konusunda bir bölünmüşlüğün yaşandığı geliyor. Buna göre dörtte birlik bir bölüm her koşulda göçmenler ve sığınmacılara karşı çıkarken kendisini “Ulusalcı” olarak nitelendiriyor. Dörtte birlik bölüm ise her koşul ve şartta göçmen ve sığınmacı dostu ve kendisini “Dünyaya Açık” birey olarak tarif ediyor. Savaş ve sığınmanın nedenleri bu kesimler için çok daha önemli. 2015’te bu kesimlerin katıldığı “Hoşgörü İnisiyatifleri” kurulmuştu. Değişik araştırmalara göre 8 milyona yakın insan bu inisiyatiflerde sığınmacılara yardım etmek için harekete geçmişti.

Araştırmada geri kalan yüzde 50’lik kesim ise “Hareketli Orta” (Bewegliche Mitte) olarak adlandırıyor. Bu kesimler olay ve duruma göre göçmenler konusundaki görüşünü değiştirebiliyor.

SIĞINMACILAR NEDENİYLE HALKIN ENDİŞELERİ

Göç ve sığınmacılar ile bağlantılı olarak Alman halkının en büyük endişesi aşırı sağın yükselmesi. Araştırmaya katılanların yüzde 86’sı aşırı sağın yükselmesinden, yüzde 81’i toplumda bölünmenin derinleşmesinden endişe ediyor. Yine kriminal olayların ve terör saldırıları endişesi de üst sıralarda seyrediyor. Ayrıca fazla sığınmacı ve göçmenin gelmesi durumunda entegrasyon masraflarının çoğalacağı, yetersizlikten dolayı konut kiralarının artacağından endişe ediliyor.

GELECEK YILLARIN EN BÜYÜK SORUNLARI

Araştırmada ayrıca Alman halkının gelecekte en çok hangi konularla baş etmesi gerektiği de yer alıyor. Buna göre göç ve sığınma önümüzdeki 10-20 yıl içinde, yüzde 27 ile en önemli sorun olarak tarif ediliyor. Bunu yüzde 22 ile sosyal adalet ve yüzde 13 ile küresel ısınma takip ediyor. Her üç grup; “Ulusalcı”, “Dünyaya Açık” ve “Hareketli Orta” gurupları için de bu üç sorun ilk sıralarda. Ancak gruplara göre sorunların önceliği değişiyor.

SORUNLARA ÇÖZÜM BULUNMADIKÇA BÖLÜNME DERİNLEŞECEK

Friedrich Ebert Vakfı’nun araştırması, Alman halkı arasında siyasi gelişmelerin tek yönlü ilerlemediğini gösteriyor. Bir tarafta ırkçılık-milliyetçilik artarken diğer tarafta ona karşı çıkanlar da önemli bir güç olarak varlığını sürdürüyor. Burada önemli olan “Hareketli Orta” olarak tanımlanan geniş kesimlerin sorunların kaynağı konusunda ikna etme olacak. Gelecek açısından asıl belirleyici olan da bu en büyük grup olacak.

Göçmenler ve sığınmacılar cephesinden yapılacak olumsuz hareket ve gelişmelerin “Ulusalcı”ların işine yarayacağı görülebiliyor. Bu nedenle birlikte yaşam ve ortak mücadele konusunda atılacak her adım bu kesimleri göçmenlere yakınlaştıracaktır.

Göçmen ve sığınmacılara karşı önyargılı olan kitleler arasında “sosyal adaletin” yüzde 20 gibi bir oranla ikinci sırada yer alması da, korku ve endişelerin asıl olarak sosyal sorunlardan kaynaklandığını ortaya koyuyor.

Bütün bunlardan da anlaşılacağı üzere bugün ülkenin en temel sorunları konusunda bir mücadelenin yükseltilmesinin önemi kendini daha çok hissettiriyor. (YH)