Sosyal konum önyargıları etkiliyor

Alman Göç ve Entegrasyon Araştırmalar Merkezi (DeZIM) tarafından yapılan bir araştırma, sosyal konumla entegrasyon ve önyargılar arasındaki sıkı bağı bir kez daha ortaya koydu. İşsizlik ve yoksulluğun yüksek olduğu Doğu Almanya’da İslami ülkelerden gelen göçmenlere karşı önyargılar daha fazla. Doğu Almanlar ve Müslümanlar pek çok alanda ise aynı kaderi paylaşıyor.

Alman Göç ve Entegrasyon Araştırmalar Merkezi (DeZIM) tarafından yapılan ve basında geniş şekilde yer alan araştırmanın sonuçları, bir kez daha entegrasyonla sosyal konum arasında sıkı bir bağ olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre işsizlik ve yoksulluğun Almanya’da en çok göçmenler ve Doğu Almanları etkilediği ve bu kesimlerin kendilerini “ikinci sınıf vatandaş” olarak gördükleri tespit edildi.

Sosyolog Naika Foroutan başkanlığında hazırlanan raporda, her iki grub da Almanya’da kendilerine ayrımcılık yapıldığını düşünüyor ve bu nedenle de olumsuz önyargılarla mücadele ediyor. Almanya genelinde 7 bin 233 kişiyle telefonla yapılan görüşmelere katılanların 4 bin 613’ü Batı Almanya’da 2 bin 612’si Doğu Almanya’da yaşıyor.

Araştırmada Doğu Almanlar Batı Almanlar tarafından “kendisinden olmayan” olarak görülürken, Müslüman göçmenlere ise daha çok yaygın “sosyal sistemi kullanan, entegrasyona yatkın olmayan ve şiddete yatkın topluluklar” klişeleriyle yaklaşılıyor.

SOSYAL KONUM OLARAK EN ALTTA YER ALIYORLAR

Genel toplumda var olan bu klişelere asıl olarak her iki grubun sosyal konumu belirleyici düzeyde rol oynuyor. Verilere göre aylık geliri 1500 Euro’nun altında olanların oranı Batı Almanya’da yüzde 18.8 iken bu Doğu Almanya’da yüzde 26.5, göçmenler arasında ise yüzde 29,5. Aylık geliri 1500-4000 Euro arasında olanlar açısından bakıldığında gruplar arasında çok büyük fark bulunmuyor. Ancak aylık geliri 5000 Euro’dan fazla olanların oranı Batı Almanya’da yüzde 13,2 iken Doğu Almanlar arasında yüzde 8.1, göçmenler arasında ise yüzde 8.9.

Bu da sosyal olarak her üç grup arasında önemli dengesizliklerin bulunduğunu, göçmenler ve Doğu Almanların sosyal konum açısından birbirine yakın olduğunu gösteriyor.

Araştırmaya katılan Batı Almanların yüzde 41’i Doğu Almanların ve Müslümanların kurban rolünde olduğuna inanıyor. Yine yüzde 36’sı Doğu Almanları, yüzde 59’u ise Müslümanları “Hala Almanya’da yaşamıyorlarmış” gibi suçluyor. Müslümanlar konusuna bu şekilde düşünen Doğu Almanların oranı ise yüzde 67. Bu da Doğu Almanlar arasında Müslüman inancından göçmenlere karşı önyargıların çok daha yüksek olduğunu bir kez daha gösteriyor. Başlıca suçlama ise Müslümanların radikal dincilerle aralarına mesafe koymaması. Bu nedenle hem Doğu Almanya’da hem de Batı Almanya’da büyük çoğunluk Müslüman inancından gelen göçmenlerin üst düzey görevlerde bulunmasına karşı çıkıyor.

İKİNCİ SINIF VATANDAŞLAR

Körüklenen önyargılar doğal olarak Müslüman inancından göçmenler ve Doğu Almanlar arasında olumsuz sonuçlara yol açıyor. Kendisini ülkeye ait hissetme duygusundan çok, ikinci sınıf vatandaş olduğu duygusu gelişiyor. Batı Almanya’da araştırmaya katılanların yüzde 36,4’ü Müslümanların, yüzde 18,2’si ise Doğu Almanlara ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıldığı görüşünde. Bu oran Doğu Almanya’da ise yüzde 33,8 ve yüzde 35,3. Her iki veri sorulara kimin yanıt verdiği açısından farkı da ortaya koyuyor. Örneğin Batı Almanya’da Doğu Almanlara ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıldığını düşünenlerin oranı yüzde 18,2 iken bu oran Doğu Almanya’da yüzde 35,3’e kadar çıkıyor.

Müslüman göçmenleri üst düzey görevde gördüğünde olumsuz duyguya kapılan Doğu Almanların oranı yüzde 47,6’ya kadar çıkıyor. Özellikle Müslüman inancından göçmenlere karşı önyargıların, sosyal durumu daha kötü olan Doğu Almanlar arasında yüksel olduğu görülüyor. Bunun başlıca nedeni ise ücretinin düşük olması ya da sosyal olarak altta kalmasının sorumlusu olarak Müslüman inancından göçmenleri görmesinden kaynaklanıyor.

YOKSULLUK ARTTIKÇA ÖNYARGILAR GÜÇLENİYOR

Sosyal konum ile uyum ve onyargılar arasında doğrudan bağlantı kuran araştırma, aslına Almanya’da pek çok sorunun çözümünün de zenginlerle yoksullar arasındaki uçurumu azaltmaktan geçtiğini gösteriyor. 2017’deki resmi verilere göre Almanya’da 19,3 milyon göçmen kökenli yaşıyor ve bu toplam nüfusun yüzde 24’üne denk geliyor.

Ülke genelinde yoksulluk ortalama olarak yüzde 13 iken bu oran göçmenler arasında çok daha yüksek. Federal İstatistik Dairesi tarafından yayınlanan Datenreport’a göre Türkiye kökenli göçmenlerin yüzde 38’i AB tarafından belirlenen yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Aynı araştırmaya göre Türkiye kökenli göçmenlerin ortalama aylıkları 1090 Euro.

Bütün bunlar ayrımcılığa, ikinci sınıf vatandaş görülmeye ve önyargılara karşı mücadelenin yoksulluğa karşı mücadele etmekten geçtiğini gösteriyor. Alman emekçiler arasında yoksulluk ve sosyal sorunlar arttıkça önyargılar güçlendiği gibi birlikte yaşama isteği de azalıyor. Dolayısıyla yerli ve göçmen emekçilerin daha iyi sosyal koşullarda yaşaması aynı zamanda entegrasyon ve birlikte yaşam sürecini de güçlendirecek. (YH)