Ya işsizler ya da Alman ordusuna!

UMUT YAŞAR

Son aylarda aralarında Bayer, Siemens, Volkswagen, Ford gibi bir dizi tekelin de bulunduğu işletmeler on binlerce işçi çıkaracaklarını ilan ettiler. İşçi çıkaran firmalar aynı açıklamada kâr hedeflerini de açıkladılar. Artması planlanan kâr düzeyi ile işten atılan çalışanlardan elde edilecek tasarruf rakamları yan yana konulduğunda bunların neredeyse aynı olduğu da görülüyor.

Sürekli daha az işçiyle daha fazla üretmek ve bu yoldan daha fazla kâr elde etmek. Kapitalizmin kuralı böyle.

SANAYİ HAVZASINDAN YOKSULLUĞUN HAVZASINA…

Değişik sanayi dallarından on binlerce emekçinin işini kaybetmesi bu işkollarına bağlı tedarikçi işletmelerden de üç-beş kat daha fazla emekçiyi olumsuz etkileyecek. İşsizlik, yoksulluk artacak işçi ve emekçilerin sosyal yaşamları alt üst olacak. Atılacak işçi sayısına bağlı olarak bazen semtler, ilçeler hatta şehirler “yoksul şehirleri” olarak anılmaya başlıyor.

Bir zamanlar “Alman sanayisinin kalbinin attığı havza” olarak anılan Ruhr Havzası yıllardır, çelik fabrikalarının ve kömür madenlerinin birbiri ardına kapatılmasıyla birlikte işsizliğin ve yoksulluğun havzası olarak anılıyor. Dortmund, Duisburg, Bochum, Essen, Gelsenkirchen, Mülheim a.d. Ruhr ve Herne bu şehirlerin başında geliyor.

Otomobil sanayisindeki dijitalleşme ve elektro motorla birlikte gündeme gelen “yeniden yapılanma” sürecinin sonunda tam ne olacağını kestirmek henüz mümkün değil. Önümüzdeki on yıl içinde yüz binlerce işçinin işini kaybedeceğine neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Ve tüm bunlar işçi ve emekçilere “kaçınılmaz” olarak pazarlanıyor ve “biraz çaba sarf edip, mesleki olarak kendilerini geliştirip bir başka alanda çalışmaları” öneriliyor. Bu da kapitalizmin bir yöntemi.

HER ZAMAN İKİ YOL VAR

Ruhr havzasının birçok kentinde “başka alan” diye bir şey yok aslında. Daha doğrusu işten atılan işçi ve emekçilere ya işsiz kalma ya da kiralık işçi olarak “değişik alanlarda çalışma, kendilerini geliştirme ve tecrübe toplama fırsatını” (Jobcenter, kiralık işyerlerini böyle pazarlıyor) değerlendirmekten başka bir yol kalmıyor!

Ama bu da tam doğru değil. Kapitalizm sürekli yeni olanaklar yaratıp ihtiyacı olanlara sunuyor, yeter ki işçiler istesin!

VW tekeli önümüzdeki yıllarda 30 bin ve Ford tekeli 5 bin 400 işçiyi işten çıkaracağını ilan ettikten birkaç hafta içinde bu işçiler için de olanaklar sunuldu. Uzun bir süredir asker bulmakta zorlanan Alman ordusu, işçilerin atılacağı şehirlerdeki yerel gazetelere ilanlar vererek, hazırladığı afişleri fabrikanın etrafındaki panolara asarak ve fabrika kapılarının önüne çektikleri tırlarla işten atılacaklara “olanak” sundular. Ordunun halkla ilişkiler bürosu Volkswagen’den ve Ford’dan atılacak işçiler için kelime oyunlarını da içeren hazırladıkları “çok özel ve yaratıcı sloganlarla” (fotolara bkz.) dikkat çekmeye çalıştılar.

Kapitalizm, işten atılan emekçiye burada da iki yol sunuyor: Ya işsizler ordusuna ya da federal orduya!

“ÇOK TATSIZ BİR ŞEY, ÇOK TATSIZ!”

5 bin 400 işçinin atılacağı Ford tekelinin Baş Temsilcisi Martin Hennig, işten atılacaklara yönelik reklamda “orduya gelin” denmesini ilk açıklamasında “çok tatsız bir şey, çok tatsız” diye yorumladı. İkinci açıklamada ise, “Bu kesinlikle yakışıksız ve saygısız bir reklam. Ordu, çok tatsız bir tarzda işten atılanların kaderlerini reklamlarına alet ediyor” diye yorumladı.

Ford Personel Müdürü Reiner Ludwig’de yaptığı bir açıklamada, reklam kampanyasını kendilerinin de hiç beğenmediğini belirtti. “Kampanyayı engellemek için girişimde bulunduk. Federal Savunma Bakanlığı bizimle hiçbir şekilde görüşmeye bile razı olmadı” diyen Ludwig, Ford tekelini temize çıkarmaya çalıştı…

Ama bu da doğru değil! Bu açıklamalar eşliğinde binlerce işçiyi atmayı planlayan Ford tekelinin bir süredir ordu yetkilileriyle görüştüğü ve işten çıkarılacaklar arasındaki kalifiye elamanları orduya devretmeye çalıştığı ortaya çıktı.

BAY HENNİG, TATSIZ OLAN NEDİR!

Bay Hennig, gelsin tartışalım “çok tatsız olan bir şey” nedir diye! Ford’dan binlerce işçinin atılması planlarına aylarca sessiz kalan sendika ve işyeri temsilciliğinin tutumu mu, daha fazla kâr etmek uğruna binlerce işçiyi atmayı, aralarından kalifiye olanları ise orduya pazarlamaya çalışan Ford patronunun tutumu mu?!

Aslına bakılırsa, tüm bu yaşananların içinde bir tutarlılık olduğunu kabul etmek zorundayız; Kapitalist ihtiyaç duymadığı işgücünü üretim dışı bırakıyor. Bunların işsizler ordusuna katılması durumunda henüz işini kaybetmeyenlere karşı ücretleri bastırmak için kullanabilir. Asıl görevi kapitalistlerin özel mülkiyetini korumak olan ordu, asker bulamıyorsa o zaman bu işsizler asker olabilirler. Ve bundan böyle kendilerini işten atanların özel mülkiyetlerini can pahasına koruyabilirler. İşyeri temsilciliğinin rolü tirajı komik. Söz konusu Ford patronunun çıkarı oldu mu tatlı tatsız her şeye destek veriyor.

Ford tekelinin geçmişine bakıldığında savaştan her iki tarafa da silah satarak iyi kâr eden tekellerin başında geldiği görülüyor. İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’da (esir işçileri de çalıştırarak!) Hitler için üretim yaptığı gibi ABD ve İngiltere’de ordu için üretim yaparak kârın kâr kattı.

FORD İŞÇİSİ NE YAPACAK?

Ford tekeli yıllardır zarar ettiğini, Avrupa’daki fabrikalardan para kazanmadığını her fırsatta dile getiriyor ve rakamlarla ‘belgeliyor’. İşyeri Temsilciliği de yıllardır Ford şeflerinin bu açıklamalarını neredeyse bozuk plak gibi tekrarlıyorlar ve işçileri haklarından feragat etmeye ikna ediyorlar.

Ama bu rakamların ne kadar gerçeği yansıttığını hiçbirimiz bilmiyoruz. Çünkü hesabı kendileri yapıyorlar. Hiçbir kapitalist işletme onca yıl zarar edip sineye çekmez, kimse bunu Ford işçisine anlatmaz.

Ayrıca Ford Avrupa’nın veya Almanya’nın hesabını kitabını yaparken sadece satılan araçlardan hareket ediliyor. Bu ilk etapta mantıklı görünebilir. Ama Avrupa’da geliştirilen onlarca model dünyanın her tarafında üretilip satıldı. Ford Avrupa bünyesinde AR-GE alanında yapılan tüm harcamalar da buradan karşılanıyor. Dolayısıyla bunların da Ford Avrupa’nın veya Almanya’nın bilançosuna nispeten (anteilig) olarak yansıması gerekiyor.

2018 yılının başında başlayan “Ford işçi çıkaracak” söylentileri, yılın ortasına doğru resmi olarak açıklandı. Tekel merkezinden işçi çıkarılacağı ama hangi ülkeden kaç işçi çıkarılacağına henüz karar verilmediği söylenmişti.

İşten atma planları, artık plan olmaktan çıktı uygulama aşamasına doğru gidiliyor. Bunların üstüne şimdi bir de işten atılacakların orduya pazarlanması çıktı… harekete geçmek için daha neler olması gerekiyor ki?