Daha iyi bir yaşam için daha fazla enerji ve çaba

Sinan Özbolat

Gazetemizi takip edenler tarafından yakinen biliniyordur; Hamburg’da yaşanan zenginlik ve yoksulluk üzerine defalarca yazıldı. Kentteki zenginler her geçen gün servetlerini artırırken bir o kadar da yoksulluk ve yoksullaşan insan sayısı artıyor. Son zamanlarda değişik alanlarda sorun yaşayan emekçilerin, kendi talep ve mücadelesini kentin sokaklarına yansıttığını görüyoruz.

Özellikle hastanelerde yaşanan personel azlığına karşı ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için mücadele eden sağlık inisiyatifi, konut inisiyatifi, öğrencilerin eylemleri, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı birlik, silahlanmaya karşı barış inisiyatifi gibi oluşumlar uzun süredir kendi mecralarında mücadelelerini sürdürüyorlar.

Bu yazıda son iki haftadır Hamburg’da yaşanan üç kitlesel eyleme dikkat çekerek bu üç eylem üzerinden kentin dinamikleri ve mücadelede birleşme eğilimlerini değerlendireceğiz.

Geleneksel olarak her yıl Hamburg Barış İnisiyatifi tarafından yapılan Paskalya yürüyüşlerine katılımda üç yıldır bir artış gözleniyordu. Önceki yıllardan farkı nedir dersek bu yıl özellikle sendikaların, Sosyalverband’ın, sağlık inisiyatifinin ve sağa karşı birliğin çağrı yapması, görece görünür bir şekilde katılım sağlamaları ve temsilcilerinin eylemde yaptıkları konuşmalarda taleplerin ortaklığına dikkat çekmeleri, taşınan pankart ve dövizlerden de gözlemlediğimiz gibi taleplerin birbiri ile bağı kuruluyor. Bir biri ile ilgisi yok gibi görünse de farklı alanlarda saldırılara maruz kalan emekçilerin ve yoksulların ortak talepleri olduğunu ortaya koydular.

Bu yıl Hamburg’da 1 Mayıs bir çok meydanda ve alanda kutlandı. Hamburg’da sendikaların çağrısını yaptığı merkezi eyleme bu yıl 10 bin kişi katıldı. Ayrıca farklı meydanlarda ve saatlerde yapılan 1 Mayıs kutlamalarına merkezi eylemin dışında da binlerce kişi katıldı.

Bu yıl 1 Mayıs’ın tabi ki kitlesel geçmesi önemli ancak dikkat çeken yanı ise, özellikle sosyal hareketlerin güçlü katılım göstermeleri sağlık inisiyatifi, Hamburg Barış İnisiyatifi ve Sağa Karşı Birlik İnisiyatifi gibi inisiyatiflerin bu 1 Mayıs’ı geçmiş 1 Mayıs’lardan ayıran önemli bir özellik taşıdı. Çünkü sosyal hareketlerin 1 Mayıs’da işçi hareketi ile ilintilenmesi önümüzdeki dönemde sermaye ve onun hükümetlerinin politikalarına karşı birleşik mücadelenin güçleneceğine işret etmesi bakımından önem taşıyor.

Son zamanlarda bir çok büyük tekelin işten atmaları gündeme getirmesi, işçi kitleleri içinde bir tedirginlik yaratıyor. Hatta bazı fabrikalarda kaç işçinin atılacağı netleşmiş gibi. Örnek verecek olursak Hamburg’da AIR BUS uçak şirketine parça üreten DIEHL Fabrikası’nda işverenlerin geçtiğimiz sonbahar ayında 500 işçinin işten atılacağını duyurması üzerine işçiler büyük tepki gösterdi. Bunun üzerine işveren bu durumu sürece yaymaya çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde işçiler işbırakarak uyarı grevi yaptı. Bu 1Mayıs yürüyüşüne kendi pankartları ile en kitlesel katılan işçi grubu oldu.

Ayrıca, Hamburg Limanı’nın kalan bölümlerinin özelleştirilmesine karşı işçilerin limanlar satılamaz pankartı ile 1 Mayıs’a katılmaları dikkat çekti.

Evet, patronlar, işçi sınıfına karşı saldırılarını her geçen gün artıracak ancak bu örnekte de gördüğümüz gibi işçiler de sermayenin saldırılarına karşı mücadeleyi güçlendireceklerinin işaretini veriyor.

8 Mart yürüyüşüne 10 bin kişi katılmıştı. Yine önceki 8 Martlardan farkı ne dersek özellikle Pflege İnsiyatifi’nin ST Georg Hastanesi önünde toplanarak 1500 kişilik bir kortejle kendi talepleri ile yürüyerek 8 Mart eylemi ile birleşmeleri hem eylemin içeriğine ve genişlemesine, gelecekte 8 Mart’ın hangi alanlarda kutlanmasının önemine de işaret etmesi bakımında önemli bir örnek oluşturduğunu söyleyebiliriz.

En son yapılan konut eylemine ise havanın yağışlı ve soğuk olmasına karşın 10 bin kişinin katılması ve kitlesel geçmesi de çok önemliydi. Bu eyleme de üniversite öğrencilerinin kendi yaşadığı konut talebi ile katılmaları dikkat çekti. Konut hareketinin önemli taleplerinden biri ise büyük konut şirketlerinin elinde bulunan konutların kamulaştırılması ve herkese ödenebilir sosyal konut isteği her geçen gün güçleniyor.

Özellikle şunu ifade etmeden geçemeyeceğiz son gerçekleşen eylem ve etkinliklerde geçmiş yıllara oranla gençlerin katılımında artış olması gelişen hareketin mücadeleye atılan genç unsurlarının kazanılması için her zamankinden daha fazla sorumluluk taşımalıyız.

Bu gelişmelerden çıkaracağımız sonuç, hareketin dinamiklerini ve birleşme eğilimlerini dikkate aldığımızda, mücadele eden güçler olarak bize önemli fırsatlar sunuyor. Aynı zamanda görevler de yüklüyor. Bu dönem sermayenin ister ekonomik durgunluk gerekçesi, isterse dijitalleşme bahanesi ile işçi sınıfına karşı saldırılarının daha da artacağını söyleyebiliriz. Ancak, sağlık, eğitim, kadın, konut, çevre, silahlanmaya ve savaşa, eşitsizliğe karşı mücadele eden güçler olarak daha fazla işçi ve emekçi ile yüz yüze gelerek birebir temas ederek güven verip mücadeleyi güçlendirebiliriz. 1 Mayıs öncesi Hamburg’da fabrika önlerinde yerel olarak çıkardığımız 1 Mayıs bildirilerini dağıtmamız, bir semtte kahve gezileri yapmamız, diğer semtlerde bildiri ve çağrılarımızı dağıtmamız yüz yüze geldiğimiz işçi ve emekçiler tarafından olumlu karşılandı. Sürdürülen bu çalışma verilen emek ve pratik deneyimlerimiz bize bir kez daha gösterdi ki, bu dönem hayat bizden daha iyi yaşanabilir bir dünya için, daha planlı, daha örgütlü, daha fazla enerji ve çaba istiyor.