Almanya: İran’a yönelik yaptırım savaşı

German Foreign Policy
İran sorununun uçlaşması, Alman hükümetinin ABD çıkarlarına karşı da uygulanan, kendi çıkarlarını esas alan dünya politikasını kurma çabalarına darbe vurdu. Dışişleri Bakanı Heiko Maas, İran’a karşı gerçekleşen nükleer sözleşmeye uymadığı suçlamasıyla, ticari yaptırımlara rağmen, Tahran’ın anlaşmaya tamamen uyması gerektiğini söyledi.
Trump yönetimi, İran’a karşı saldırganlığını iki biçimde ağırlaştırdı. Ayın başından bu yana, dünyadaki bütün ülkelerin istisnasız olarak Tahran’a karşı yaptırımlara uymaları ve özellikle de İran’dan petrol alımını durdurmaları konusunda ısrar ediyor. İran gelirinin yüzde 40’ını petrol satışlarından elde ediyor. Bu gelirin kaybıyla ülke ekonomik çöküntüyle karşı karşıya. Washington bu yolla, halkı açlık isyanlarına, hükümetin çöküşüne ve Amerikan yanlısı güçlerin konuşlandırılmasına teşvik etmeyi amaçlıyor. Trump yönetiminin İran’ın ekonomik boğulmasını gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği henüz belli değil. Özellikle Çin ve Türkiye, ABD’nin tehdidini protesto ettiler. Hindistan açıkça memnun olmamasına rağmen İran’dan petrol ithalatını önemli ölçüde azaltmaya başladı. Türkiye’nin en büyük rafinerisi TÜPRAŞ İran’dan petrol ithalini sıfıra indireceğini açıkladı. AB ülkeleri zaten İran’dan petrol ithalatını tamamen durdurdular.
INSTEX’E KARŞI SAVAŞ
Belirsizlikler ayrıca, İran ile ticareti sürdürmek için kurulan “INSTEX” (“Ticaret Borsalarını Destekleme Aracı”) finansal aracı yardımıyla hayata geçirilmeye çalışılan Almanya, Fransa, İngiltere ve AB’nin planlarının başarılı olup olmayacağı konusunda da var. INSTEX şimdiye kadar başarısızdı. Brüksel, mali hacmini önemli ölçüde artırıp İran ile ticaret yapma çabalarını yoğunlaştıracağını açıklasa da Washington şimdi INSTEX’e karşı adımları da hedefliyor. Örneğin, Washington’un üst düzeyde bir maliye bakanlığı yetkilisi, INSTEX’in 1989’da kurulan, kara para aklamayı önleme hedefli Mali Eylem Görev Gücü (FATF) kuruluşunun kurallarına uymadığını belirtti.
SAVAŞ DİPLOMASİSİ
Washington yaptırımların yanı sıra yeni askeri tehditler savurmaya da başladı. Şu anda Ortadoğu’da bulunan savaş uçağı gemileri grubu Abraham Lincoln’e ek olarak, Trump yönetimi bölgeye, İran tarafından açıklanmayan tehditler bahanesiyle B-52 bombardıman uçakları filosunu da gönderdi.  Böylece askeri çatışma tehlikesi daha da artmış oldu.
ALMANYA’NIN ÇIKMAZI
Berlin çok zor durumda. Alman hükümeti, sadece Arap ve İran pazarından daha büyük pay almak için değil, birçok nedenle İran’la imzalanan nükleer sözleşmenin sürdürülmesinden yana tavır aldı. Almanya, Trump yönetimi tarafından başlatılan sözleşmenin ihlali konusundaki anlaşmazlıkta kendisini açık şekilde Washington’a karşı konumlandırdı. Bu çatışmayı dünya siyasetinde ABD ile eşit koşullarda söz sahibi olma iddiasında test haline getirdi. Şimdiki durum Almanya’nın ABD’ye kafa tutacak durumda olmadığını ortaya koydu. Dışişleri Bakanı Heiko Maas çarşamba günü duygusal bir şekilde sözleşmenin korunmasından yana olduğunu açıkladı ama “Koruyacağız, çaba harcayacağız” demek yerine, İran’ı sözleşmenin tüm kurallarına uymaya çağırarak bir nevi ‘Sen yap, arkandayız’ demeyi tercih etti.
(Çeviren: Semra Çelik)