„Avrupa asgari ücreti“ hayali yine merkezde

Manuel JARDINAUD
Mediapart

Tüm sol ve çevreci listeler, Avrupa Birliği’nde bir asgari ücretin oluşmasını savunuyorlar. (Macroncu) LREM de bir asgari ücreti savunuyor fakat çok daha düşük bir miktarda. Seçimlere üç hafta kala her listenin programı açıklanıyor (…) Sosyal içerikli temalar tartışmaların merkezinde, bunların göbeğinde ise Avrupa asgari ücretinin oluşturulması var, zira AB içinde sosyal bir politikaya saygı göstermenin köşe taşını bunun oluşturduğu belirtiliyor. Oysa ki kimi ülkelere bir asgari ücret dayatmak ya da ülkelerin asgari ücretini önerilen miktara yükseltmek şimdilik imkansız.
Fiili olarak AB, bir ülkeyi zorlamada hukuksal yetkiye sahip değil. 1957 Roma Anlaşmasından bu yana sosyal haklar, şirketlerin ekonomik haklarına göre her zaman ikincil sırada sayıldı. Avrupa’da bugün ülkelerin çoğunluğunda bir asgari ücret yürürlükte. Fakat İtalya, Avusturya, İsveç, Finlandiya ya da Kıbrıs’ta durum öyle değil. Bu ülkelerde, branşa göre asgari ücret yürürlükte, bu ise toplusözleşmelerin olmadığı işçilerin dışlanması anlamına geliyor. Ülkeler arası önemli farklılıklar söz konusu, Eurostat’ın 2019’ın ilk çeyrek verilerine göre bu fark Bulgaristan’da ki 286 avro ile Lüksemburg’daki 2 bin 70 avro arasında değişiyor.
Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Sosyalist Partisine (SP) kadar, Yeşiller (EELV), Fransız Komünist Partisi (FKP) başta olmak üzere tüm sol ve çevreci muhalif listeler AB’nin asgari ücretini arttırma vaadi veriyorlar, fakat bunu nasıl yapacaklarına dair bir öneri yok.
Bir Avrupa asgari ücreti oluşturma fikri yeni değil, hatta Avrupa’da varılan uzlaşmalar arasında yer alıyor. Eylül 2016’da Parlamento “sosyal damping” ile ilgili bir karar bile aldı. Metin “Ulusal bir asgari ücret biçiminde taban sosyal hakların belirlenmesini” öneriyor. Bunu “Her üye ülkenin pratiğine saygı ve sosyal partnerlerle müzakere içinde yapma ve hedefin mümkün olduğunca uç farklılıkları daraltma, genel tüketim talebini ve ekonomik canlanmayı destekleme ile üst düzeyde sosyal birleşmeyi sağlama amacıyla, asgari ücreti ulusal düzeyde ortalama ücretin yüzde 60’ına ulaştırmak” olduğunu belirtiyor.  Verilen miktar böylelikle tüm sol önerilerin asgari temeli oldu.
Fransız sağcıları içerisinde ise durum o kadar parlak değil. Ulusal Birlik (Marine Le Pen’in eski Ulusal Cephe partisi) açıktan böyle bir öneriye karşı çıkıyor: “Sosyal aynı düzeye çıkmaya hayır” diyen belgeye göre “Böylesi bir aynılaştırma ücretlerin çökmesine yol açar”. (Merkez sağcı) François-Xavier Bellamy’nin Cumhuriyetçileri ise, (aşırı sağcı) Nicolas Dupont-Aignan’un Fransa Ayağa Kalk Hareketi gibi bu konuda hiçbir şey söylemiyor. Oysa ki en teknokrat ya da en muhafazakar kesim olarak bilinenler bile giderek böylesi bir asgari ücretin oluşmasının anlamlı olacağı konusunda ikna oldular; en azından soruyu gündemlerine aldılar.
(…)Sadece bütçe açıklarının hesaba katıldığı bir mekanizmaya biraz sosyal içerik katmak kuşkusuz ilericidir. Fakat bu, seçmenlere söylenene göre, yani 28 ülkeye bir Avrupa asgari ücret belirlemekten farklı bir şeydir.
(Çeviren: Deniz Uztopal)