‚Başörtüsü Konferansı‘ tartışma yarattı

Frankfurt Üniversite’sinde yapılan “İslam Konferansı” yarardan çok zarar getirdi. İslam’da kadının durumundan çok sembolik olarak türbanla sınırlandırılan konferansa karşı İslamcı gruplar karşı kampanya yürüttü.

ZAHİDE YENTÜR

Frankfurt Üniversitesi’nde 8 Mayıs’ta “Başörtü kadının onuru mudur, yoksa kadın üzerinde baskıların sembolü mü?” başlığıyla yapılan sözde bilimsel konferans polemikler, çarpıtmalar, ırkçı yaklaşımlarla başladı ve bitti.
Frankfurt Üniversitesi öğretim üyesi Susanne Schröter, Frankfurt Sanat Müzesi’nde sergilenmekte olan “İslam Modası” sergisinden ilham alarak Hessen Entegrasyon ve Sosyal Bakanlığı Müsteşarı Anne Janz’ın desteğiyle konferansı hazırladı.
Konferansın ana konukları, feministliği tartışmalı Emma dergisi Genel Yayın Yönetmeni Alice Schwarzer ve Almanya’nın bir çok şehrinde entegrasyon ödülü almalarına rağmen modernlikleri ve barışçıllıkları şaibeli Ahmediye Cemaati üyesi Khola Maryam Hübsch oldu.

PROTESTO EDİLDİ
Konferans boyunca 700’e yakın öğrenci üniversite binasının önünde toplanarak dövizleri ve sloganlarıyla konferansı protesto etti. Öğrenciler, başörtüsü üzerinden Müslüman ya da modern kadın tanımı yapılmasını ve kadın bedeni üzerinden geliştirilen ırkçı görüşleri protesto ederken Genel Öğrenci Temsilciliği (ASTA), davetli profesör ve konuklarla dayanışma içerisinde olduğunu açıkladı.
Kadının onuru ve bireysel özgürlüğü konferans katılımcılarının üzerinde anlaştıkları tek nokta gibi görünmesine rağmen, örneğin anaokulunda ve ilkokulda kız çocuklarına başörtüsü yasağı gündeme geldiğinde doğru bir tutum gösterilmedi. K.M. Hübsch, İslamın hoşgörülü ve modern yüzünü sergilemek isterken, örneğin bu konuda “İslam’da kız çocuklarının örtünmesi doğru değildir“ diyemedi. Zira her iki taraf açısından da başörtüsü ve bunun etrafında tartışılan konular ideolojik bir sorundu. Söz konusu olan gerçekten de kadının onuru ve bireysel özgürlüğü değildi. “Kız çocuğu çocuktur, kadın değildir” diyemedikten sonra söylenen her söz, yapılacak her açıklama şimdi mağdur olanların iktidar ellerine geçtiğinde yapacaklarının göstergesi oldu.

SCHWARZER PROVOKE ETMEKTEN ÇEKİNMEDİ
Alice Schwarzer, modern toplumun evrensel insani değerlerine ırkçı ve ayrımcı tonlar katarken, İslamofobiyi güçlendirmekten kaçınmadı ve hatta başörtüsüyle konferansa katılan kadınları provoke etmekten çekinmedi.
Konferansı toplayan Schröter, 40 sene önce Müslüman ülkelerden gelen göçmen kadınların daha modern olduklarından, grup ve aile baskısıyla kadınların örtünmeye zorlandıklarından, İslamın politikleşerek insanları gerici bir konuma çektiğinden söz etti.
Konferans, 40 senedir Almanya’da yaşayan göçmenlerin neden kendi kabuğuna çekildiğine, neden geçmişe göre daha fazla gericiliğin etkisi altında kaldığına, emperyalistlerin Ortadoğu ve dünya genelinde savaş ve paylaşım politikalarının halklar üzerindeki etkisine değinmedi.

TARTIŞMASI YOĞUN OLDU
Konferansa karşı İslamcı gruplar yoğun bir propaganda sürdürmüş ve iptal edilmesini talep etmişlerdi. Ancak üniversite yönetimi, “bilimsel özgürlük” çerçevesinde konferansın yapılmasında ısrar etmişti. İslamcı gruplar özellikle de İslam karşıtı söylemleri olan Schwarzer’in gelmesine karşı çıktı. Ayrıca konferansı düzenleyen Schröter de hedef haline getirildi. Tartışmanın yapılmasına karşı çıkan grupların pozisyonu asıl olarak İslamda kadının durumu ve türbanın tartışılmasını engellemeye yönelik oldu. Bunda, provokatif çıkışlarıyla bilinen Alice Schwarzer’in davet edilmesi büyük bir rol oynadı. İnancından ötürü türban takan kadınları tahkir eden bir üslup kullanan, Schwarzer’in bu tarzının yarardan çok zarar verdiği bir kez daha görüldü. Bu nedenle, konferansın kendisi başta yapıldığı üniversitede olmak üzere Almanya genelinde yeniden kutuplaşma tartışmalarına yol açtı. (YH)